Boş Beyinler Terörden ve Şiddetten Nemalanmakta

Bu haber 30 Aralık 2016 - 0:01 'de eklendi ve 535 kez görüntülendi.
Dr. Gülten Şimşekgultensimsek@hamlegazetesi.com.tr
Bakış

Gülten Şimşek

 Doğanın dili bana, ait olmak ve sahiplenmeyi çağrıştırıyor. Bir ülkeye, bir millete, bir şehre, bir aileye ya da bir sevgiliye.

Bu ülkeye aidiyet duymaktayım. Ya siz?

Aidiyet duygusu nedir? Sahiplenmek nedir? Sahiplenilmek nedir? Bunlar kocaman bir metafor.

Franz Kafka bu metaforu, hiç mi hiç yaşayamadı. Ne acı değil mi?  Praglı bir Yahudi idi. Yahudi olduğu için Almanlar tarafından; Almanca konuştuğu için de Çek’ler tarafından hor görüldü. Her iki tarafta da kenarda kuytuda kalmak zor bir durum olsa gerek.

Kabul görmemek ve aidiyet yoksunluğu derin bir sızı iken, bir de monarşisini karşındakini yok edercesine ilan etmiş bir baba vardı.

Hayatta kalmayı başaran tek oğlu Franz’da nasıl bir travma yarattığını bilmeden diktatörce monarşisinin rüzgarını estirdi.

Üzerine tahakküm kurulmaya çalışılması, takdir görmemek, üstüne üstelik bir de yazarlığının kabul görmemesi Kafka’yı daha bir ürkek yapmıştı. İriyarı ve sağlıklı baba olan Hermann, tüm çocukluğu boyunca Kafka’ya ağır değersizlik duygusu ve otorite baskısı içinde yarattığı otorite fobisi onun tüm eserlerinin içine derinden sızmıştır.

Bir yapıtında “çevremizdeki acıların tamamını bizimde çekmemiz gerekir. Hepimizin ortak bir vücudu yoktur, ama ortak bir büyüme yolumuz vardır. Bu ise, şu ya da bu biçimde, acılar içinden götürür bizi ve bizler yaşadığımız dünyanın tüm acılarından geçerek gelişiriz” demişti.

Acılar insanları olgunlaştırır demek isterim de, olgunlaşamayan insanlarda var.

Kafka’ya, evrensel yazar olmada bu baskılar ve acılar mı hamurluk görevi yaptı acaba?

Ben inanmaktayım ki baskının olduğu yerde yaratıcılık daha çok filizlenmekte.

Kafka varoluşun izleriyle ve hala kitaplarıyla bizlerle yaşamakta.

SANTRE, Franz Kafka olmasaydı çağdaş batı edebiyatının çok şey kaybedeceğini söylemiş ve bana öyle geliyor ki, Kafka sadece Batı edebiyatının doruklarından biri değil; evrensellik diye bir şey varsa, umudu, umutsuzluğu, korkutuculuğu, ironisi ve gizli hüzünleriyle evrensel bir yazardır. Bambaşka bir kültürel coğrafyada, bambaşka bir zaman diliminde bugün Kafka’dan etkileniyorsak, onun sınır tanımaz sezgisine ne çok şey borçluyuz’’ demişti.

Dünya edebiyatına damgasını vuran bu ünlü yazarın neredeyse tüm eserlerinin ölümünden sonra yayınlanabilmiş olmasını Prag’daki üniversite yıllarından beri yakın arkadaşı olan Max Brod’a borçlu olduğu pek bilinmez.

Kafka, dostu Max’ten, ölümünden sonra yazdığı her şeyin yakılmasını istedi. Yazdıklarının gereğinden fazla kişisel ve değersiz olduğunu düşünüyordu. Belki de değersizliğini nakış gibi işleyen baba Hermann’a bir tepkiydi yok olma istediği. Tabii Max onunla aynı fikirde değildi ve Kafka’nın ölümünden sonra, karışık halde bulunan binlerce sayfa metni toplayıp düzenleyerek yayınladı.

Sanatçıları ve sanatsal üretimi olmayan bir toplum, sürekli bir erozyon yaşar.

Sanattan beslenemeyen bir toplum değerlerini koruyamaz. Değerleri erozyona uğrayan bir toplum yok oluşa doğru ilerler.

Sanat yaşamalı ki toplumsal ahenk olsun. At gözlüğü bakışlar değişsin.

Gelin edebiyata yakın olalım.

Gelin kitap okuyalım.

Gelin okuduklarımızı analiz edelim.

Doğru yol gergin bir ip boyunca ilerler; yükseğe değil, yerin az üzerine çekilmiş ip, üzerinde ilerlemekten çok insanı çelmelemek için çekilmiş gibidir aforizmasında bulunan Kafka’yı bambaşka bir kültürel coğrafyada, bambaşka bir zaman diliminde onun sınır tanımaz sezgisini anlamak için, gelin romanlarını, hikayelerini, mektuplarını, günlüklerini okuyarak yad etmeye ve anlamaya ne dersiniz?

Edebiyatın evrenselliği, katı yüreklerimizi bir nebze de olsa yumuşatmada şiar olabilir…

Aidiyet duygusu bir toplumun en önemli harcıdır. Bu harç olmazsa toplum param parça olur. Gelin bu duyguyu pekiştirelim.

Franz Kafka “Beyinlerimiz savaşsın isterdim; ama görüyorum ki silahsızsınız bayım” demişti.

Günümüzde boş beyinler terörden ve şiddetten nemalanmakta.

Gelin fikirler güleçsin.

Gelin empati güçlensin.

Gelin sevgi gürleşsin.

Gelin dünya güzelleşsin.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.