Bölgesinin Lideri

Bu haber 28 Aralık 2015 - 0:10 'de eklendi ve 899 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Kabul edelim ki ülke olarak yıllar boyu, dünya genelinde hak ettiğimiz değere ulaşmak adına yeterince çaba göstermedik.

Her ne kadar şu veya bu nedenden, sözde batılı geçinen ülkelerin tutarsız ve yanlı tavırları galebe çalsa da, bizi biz yapan değerler adına adımlar atmalıydık.

Ne var ki yapamadık.

Tutarlı hareket edemediğimiz gibi kimi zaman çelişkiler içerisinde olduk.

Hal böyle iken hiç kimse aksini iddia edemez.

Gözlemler, ilişkin olarak beraberinde getirdiği fiiller, her şeyi açıklıyor.

Dolayısıyla tevile yer kalmıyor.

***

Realite o ki Türkiye olarak, geçmişten günümüze çeşitli alanlar adına bir takım tutarsızlıklar içerisindeyiz.

Oysa tam tersi olmalıydı.

Dünyanın geldiği noktada ülkemizin konumunu dikkate alarak, çok daha sağlıklı politika üretmek ve rasyonel adımlar atmak durumundaydık.

Ancak o takdirde bölgesinin lideri olduğu gibi dünya genelinde dikkatleri üzerinde toplayan ülkelerden olurduk.

Dedim ya yapamadık, yapamıyoruz.

Ne hikmetse çoğu alanda izlediğimiz politika, bizi biz yapmaktan alıkoyuyor.

Hal böyle olunca hak ettiğimiz değere ulaşamayan ülke olarak, hayıflanıp duruyoruz.

Bu kadar olsa!

Üzülmek bir yana kahroluyoruz.

Nasıl olmazsınız?

Daha dün müstemlike dumundaki birçok ülke, sizden çok sonraları müracaat etmelerine karşın AB’nin asil üyesi olurken, Türkiye için iş hep yokuşa sürüldü.

Yıllar boyu, bugün git yarın gel! yaklaşım içerisinde oldular.

Kısaca aradan geçen süre içerisinde Türkiye’yi oyaladıkça oyaladılar.

Ta ki kısa bir süre öncesine dek.

Her ne kadar son aylardaki gelişmeler, bu bağlamda iyileştirmelerin olduğu gösterse de kendi tabirimizle içimiz burkuldu bir kere.

Kim ne derse desin, nasıl bir yaklaşım içerisinde olunsa da sözde batılı geçinen ülkelerin ayrımcılık içeren uygulamaları karşısında, yıllarca kahrolduk.

***

Bu arada denebilir ki, AB’ne dahil olmak çok mu önemli?

Dünyada konuşlanan ülkelerden kaç tanesi birliğe dahil.

Bu yüzden Türkiye’nin yıllar boyu bunu mesele yapması yersizdi.

Tamam.

Bir şekilde kabul.

Ne var ki meselenin özü bu değildi.

Asıl olan, bir takım geçersiz sebeplerle ülkemizin oyalanmasıydı.

Bu yüzden meseleyi daha bir gündemde tuttuk.

***

Sonra bizim durumumuz çok farklıydı.

Bulunduğumuz yerin Coğrafi yapısı bir yana, jeopolitik ve de stratejik yönden ayrıcalıklı bir konumumuz vardı.

Bu kadar da değil.

Asya ülkelerinin Karadeniz üzerinden Akdeniz’e ulaşımını sağlayan tek geçit yolu Türkiye idi.

Dünyanın geldiği noktada en büyük enerji kaynağı durumundaki petrolün bulunduğu bölge ile sınırdık.

Daha bir önemlisi, dünyanın en eski medeniyetlerinin konuşlandığı bölgelerin merkezinde yer almanın ötesinde doğu-batı arasında köprü görevi üstlenen bir ülke idi Türkiye.

Kısaca nereden bakarsanız bakınız ülkemiz, her yönden dikkatlerin üzerinde olduğu bir ülkedir.

Olmaya da devam ediyor.

Her ne kadar sınır komşumuz ülkelerden Suriye ile neredeyse 5 seneye yaklaşan süreçte Devlet Başkanı Başer Esad’ın anlaşılmaz tutumu devam etse de aynı ülke halkı bu durumdan hoşnut değildir.

Yanı sıra İran.

Tarih boyunca bu ülke ile aramızda önemli sürtüşmeler yaşanmasa da hep çekince içerisinde olduk.

Karşı tarafın zaman zaman güven içermeyen davranışları, bu ülke ile olan ilişkilerin belirli düzeyde olmasına neden oldu.

Ve Irak.

Hani dense ki senin etin ne budun ne?

Kesinlikle tevatür değil.

Saddam’dan sonra paramparça olmasına karşın, bir takım aşiret liderlerinin sözde çıkışları, yalancı pehlivandan farksız.

Neticede kabul edelim ki Türkiye, geçmişten günümüze izlenen eksik politikalara karşın, bölgesinin lideri ülke olduğunda en küçük şüphe yok.

Bazılarımız kabul etmese de realite başkası değildir.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.