BÖLGE DİKEN ÜSTÜNDE

Bu haber 14 Ocak 2013 - 0:00 'de eklendi ve 758 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

İster kabul edilsin edilmesin, Marmara, Ege ve Akdeniz Kuşağında yer alan bölge halkı, adeta diken üstünde.
Özellikle geçtiğimiz hafta içerisinde sık aralıklara depreme maruz kalan Ege ve Akdeniz Bölgeleri.
Kısa süre öncesinde Ege Denizi Saros Körfezinde meydana gelen 6.2 şiddetindeki deprem sonrası Fethiye, Dalaman, Ortaca, Köyceğiz, Marmaris, Datça ve Bodrum ilçeleri aynı zaman diliminde sayısız yer sarsıntılarına maruz kalmışsa, tek söyleyebileceğimiz, yöre halkının diken üstünde olduğudur.
Yanı sıra İzmir, Bursa, Çanakkale, Balıkesir, Kocaeli, İstanbul ve Edirne illeri de benzer şiddette depremden etkilenen yerleşim birimleri .
Richter ölçeğine göre en büyüğü 6.2 olmak üzere 2 günlük süreçte 159 deprem meydana gelmişse başkaca ne söylenir.
Bu tablo göstermiştir ki, çoğunluğu artçı nitelikte olsa da aynı bölge, deprem riski altındadır.
***
Bu tür sarsıntılar karşısında halk bir yerde endişe içerisinde iken, daha da sarsılmalarına neden olan ne biliyor musunuz?
Konuya ilişkin açıklama yapan bilim adamlarının, birbirinden farklı söylemlerde bulunmaları.
İşte depreme ilişkin birbirinden farklı açıklamalarda bulunanlar.
Prof.Dr. Celal Şengör, Prof.Dr. Şerif Barış, Prof.Dr. Naci Görür, Prof.Dr. Mustafa Erdik ve Yrd.Doç.Dr. Oğuz Gündoğdu.
Aynı bilim adamları her ne kadar bu bölgede en fazla 7 şiddetinde bir depremin olabileceğinin altını çizseler de, zaman ve etkileyebileceği yerler konusunda, birbirinden ayrılıyorlar.
Yine de sevindirici olan, çok da şiddette bir depremin aynı bölgeler için geçerli olmadığı.
İlişkin olarak bir süre öncesinde Yrd.Doç.Dr. Oğuz Gündoğdu ile Hamle TV’de gerçekleştirdiğimiz  “günleri izlerken” programında, aynı konu için şu açıklama yapılmıştı.
Muğla ve çevresinin deprem kuşağı üzerinde bulunduğu yadsınamaz. Buna karşın Richter ölçeğine göre çok şiddette bir deprem beklenmiyor.
>Peki vatandaş ne yapmalı? dediğimde şu cevabı vermişti Göndoğdu.
Mevcut yapılar mutlak surette denetimden geçirilmeli. Yeni yapılar da her türlü teknik analizleri yapıldıktan sonra inşa edilmeli.
Hal böyle olunca halkta bir korku oluşmasa da endişe duymuyorlar denemez.
Neticede, oluşan bir sarsıntıdır.
Dolayısıyla vatandaşta panik havası oluşması olağandır.
***
Peki, bilim adamlarının açıklamalarına göre er veya geç aynı bölgelerde bir depremin olacağı söz konusu iken, yeterli tedbirler alındı mı?
Halk, muhtemel bir sarsıntının oluşabileceği gerçeğinden hareketle, olmazsa olmaz koşulları yerine getirdi mi?
Vatandaşın aldığı tedbirler ötesinde bizatihi devlet, İstanbul’da olduğu gibi evlerin depreme dayanıklılığı noktasında gerekli incelemeler yaptırdı mı?
Gerek devlet gerekse vatandaş nezdinde, gelecekte olabilecek muhtemel bir deprem adına, tümüyle harekete geçildiğini söylemek olası değil.
Hal böyle olunca, ister istemez bir soru cevap arıyor.
Bu durumda halk kaderine mi terk edildi?
Aslında, vatandaşın kaderiyle baş başa kalmadığının göstergesi, söz konusu bölgeler halkının, az veya çok deprem bilincine sahip olduğudur.
Dolayısıyla bu tür sarsıntıların nasıl hasar yaptığına tanık olan bölge halkı, geçmişten günümüze yapılarını depreme dayanıklı bir şekilde inşa edilmesini sağlamıştır.
Bugün yaşadığımız kent Muğla’da konuşlanan binaların önemli bir kesimi, her türlü statik ayrıntılar yer verilmek suretiyle inşa edilmiştir.
Yine de bu her birinin aynı şartları taşıdığı anlamına gelmez.
Bu nedenle yapılması gereken, tüm yapıların depreme dayanıklı olup olmadığının denetimden geçirilmesidir.
Ancak bu yapıldığı ölçüde halkın endişeleri nispeten ortadan kalkar.
Aksi halde, depremlerin nasıl etki yarattığı bilinci, psikolojileri üzerinde önemli etkiler yaratır.
Her halde devlet halkının bu duruma düşmesini istemez.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.