“Bölge Arkeoloji Müzesi’ne ne gerek var?”

Bu haber 01 Haziran 2019 - 0:38 'de eklendi ve 1.137 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

MSKÜ Mimarlık Fakültesi Dekanı ve Hamle‘de köşe komşum Prof. Dr. Namık Açıkgöz‘ün Muğla il merkezinde Kötekli‘ye bir “Muğla Arkeoloji Müzesi” kurulmasını öneren ve benimle birlikte Nejat Altınsoy arkadaşımıza “Ne dersiniz sevgili Özcan, sevgili Nejat?…” sorusu ile biten yazısına dün yanıt diye değil, katkı diye bir şeyler dedim. Nejat Altınsoy ne der bilmiyorum…

Konu dün biraz dağılır gibi oldu, toplayalım.

Namık hocamında yazısında vurguladığı gibi 1993-1994 yıllarında rahmetli Mustafa Pabuçcuoğlu’nun Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü yaptığı dönemde, benimde bir süre misafiri olduğum eski Kapalı Cezaevi, Kültür Merkezi olarak restore edilmişti… Burada daha çok Eskihisar/Stratonikeia ve Lagina‘dan çıkarılan eserlerin “deposu” havasında bir Arkeoloji Müzesi ile Özlüce Köyü‘nde bulunan binlerce yıllık fosil kalıntılarının “Trolian Park” adı altında sergilendiği bir seksiyon var.

Bunun yanında dünkü yazımda sözünü ettiğim, üniversite yerleşkesinde rektörlük binası zemin katında da ziyarete açık “Mulaj Müzesi” yanında şimdi bir de Uğur Mumcu Bulvarı‘nda “Bölge Müzesi” ne sahip oluyoruz…

Bu durumda Namık hocama “Bölge Arkeoloji Müzesi’ne ne gerek var?” diyebilir miyiz?

xx           xx           xx

Rahmetli Mustafa Pabuçcuoğlu‘nun (Çorumludur, bugünkü Muğlalı) İl Müdürlüğü‘nde dönemin Kültür Turizm Bakanı Fikri Sağlar‘ın sahip çıkması ve dönemin Muğla Milletvekili, Bayındırlık Bakanı Erman Şahin‘in de takipçiliği sonucu eski Kapalı Cezaevi‘nin içinde “Güzel Sanatlar Galerisi” ile “Müze”nin de yeraldığı bir Kültür Merkezi‘ne dönüştürüldüğünde çok sevinmiş, hatta “ceza evi”nin “kültür evi” olması ile gururlanmıştık.

Namık hocamın da “Arkeolojinin Başkentine yakışır bir il müzesi” başlıklı yazısında vurguladığı gibi o zaman, 25 sene önce o Kültür Merkezi ve dolayısıyla Müze, il merkezi Muğla‘da çok ileri bir adımdı. Şimdi ise “müze” demekten imtina ediyoruz… Gerçi farkında da değiliz. Stratonikeia kazı alanının deposu demek daha doğru olabilir…

Prof. Dr. Şener Oktik‘in rektörlüğünde kurulan Mulaj Müzesi ise hala tek mi bilmiyorum, Türkiye‘de bir ilktir… Burada mermer tozu ve polyester karışımından yapılan 22 adet (Afrodit Heykeli gibi tarihi sanat eserlerinin eserlerin kopyası) eser sergileniyor. Maalesef bu müzenin de öğrencilerden başka ziyaretçisi yok!

Bir de Muğla Büyükşehir Belediyesi tarafından binası yaptırılmakta olan “Bölge Müzesi” var…

xx           xx           xx

Bölge Müzesi 2 yıl önce Büyükşehir Belediyesi‘nin “Kent Müzesi” olarak duyurulmuştu. Daha sonra Ozan Y. Mimar Cengiz Bektaş‘ın danışmanlığına ve proje müellifliğine bırakılan, 17 Milyon TL‘lik bir yatırım olduğu belirtilen müze için bugün “Bölge Müzesi”  deniliyor.

Kent Müzesi” için etnografik bir müze olacağı söyleniyordu. Bu müzenin ne olduğunu ise henüz ne tam olarak anlayabilmiş değiliz.

Tek bildiğimiz Cengiz Bektaş‘ın müzeyi anlatırken “Muğla Bölge Müzesi’nin Muğlalılara geçmişi, bugünü anlatacağını” söylemiş ve “Bu müze yabancıların değil, Anadolu insanının Muğlalıların müzesi olacak. Hiçbir dönem yabancılaşmayacak.” demiş olması…

Bu konuyu ayrıca ele almamızda fayda var.

Anlayabildiğimiz kadarıyla kurulmakta olan bu müzenin bir “arkeoloji müzesi” olmadığıdır.

Anlaşılacağı gibi de Namık hocanın tanımıyla Arkeolojinin Başkenti Muğla‘ya “gerçek anlamda” bir müze yakışır…

Bunun adı da tüm Muğla’yı kapsayan ve zamanında Ertuğrul Günay’ın önerdiği gibi “Bölge Arkeoloji Müzesi”dir…

xx           xx           xx

Evet sevgili Namık hocam, kesinlikle doğru söylüyorsunuz.

Muğla arkeolojinin başkentidir.

Muğla dediğiniz gibi Karyalılar, Likyalılar ve Lelegler diye üç antik dönem uygarlıklarına ve 192 antik kente ev sahipliği yapmış bir şehir… Eskihisar/Stratonikeia örneğinde olduğu gibi bunların üzerinde Selçuklu, Menteşe, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi medeniyetlerinin yükseldiği ve hepsinin bir arada görülebildiği bir coğrafya…

Bu coğrafyanın geçmişi elbette eski Kapaşı Cezaevi; yeni Kültür Merkezi binanın bir köşesindeki müzecik ile “ek işte” dedirten, ama o da depo görünümünde Fethiye Müzesi ile de anlatılamaz.

Müze” diyebileceğimiz bir tek Bodrum Kalesi içinde Dünya‘nın sayılı müzelerinden “Sualtı Arkeoloji Müzesi” vardır. O da neredeyse 2 yıl süren ve “restorasyon” denilen kapalı kapılar arkasında yapılan çalışma ile ne hale geldi bilmiyoruz… Bi ara ona da bakarız…

Dünyanın tek canlı, yaşayan müzesi” olarak gösterilen Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi‘nin kurucusu Sualtı Arkeoloğu Oğuz Alpözen‘in “müzecilik ve sergileme anlayışı” ile sergilemenin yapılabildiği bir Bölge Arkeoloji ve Sanat Tarihi Müzesi‘ne sahip olamamamız büyük bir eksikliktir.

Turizminde başkentlerinden biri olan Muğla’da bu mahrumiyete artık son verilmelidir…

xx           xx           xx

Köşe komşum Prof. Dr. Namık açıkgöz, yazısında bu konuda da cezaevinden dönüştürdüğümüz Kültür Merkezi’ni kastederek şöyle demekte:

Tek taşına dokunulamayan bir bina ile kendimizi avutmaktansa, en aşağı 20 dönümlük bir araziye, uluslararası bir müze inşa edilebilir. Duyuşumuza göre, kazı sponsorlarından bazıları böyle bir binayı yapabileceğini söylemiş ama koskocaman Muğla yerel yönetimleri, böyle bir alanı müze binası için tahsis edememiş.

Bir yandan merkezî iktidar, bir yandan belediyeler ve valilik, kaymakamlık el atsa, arkeolojinin başkenti Muğla’da uluslar arası bir müze niye yapılmasın?…

Bir kere Muğla‘da 20 dönüm arazi sahibi belediye yok! Belediyelerin hepsi hazineden, ormandan arazi tahsisi peşinde koşuyorlar. Tabi Büyükşehir Belediye Başkanımız Osman Gürün isterse bir yerden 20 dönüm araziyi istimlak edip Arkeoloji Müzesi‘ne tahsis edebilir. Ağanın eli tutulmaz…

Ama bu işin oluru şudur; Muğla Valiliği, Büyükşehir ve AK Parti Muğla Milletvekilleri elele verirler; Kötekli’de mi, Yeniköy’de mi, Akçaova’da mı nerede uygun arazi bulurlarca Kültür Turizm Kaynaklarıyla Muğla’yı bu mahrumiyetten kurtarırlar…

Elele verebilirler mi?

Buyursunlar, kurtarsınlar. Tutan mı var? Daha bir “Mimarlım Fakültesi eski Lise binasının tahsisini” sağlayamadık…

xx           xx           xx

Ben ayrıca Namık hocamın sözünü ettiği bir kazı sponsoru olduğunu sanmıyorum. Varsa tanışalım. Kendisinden Mimarlık Fakültesi için yardım isteyelim… “Siyaset” ister ve kararlılık gösterirse Muğla Arkeoloji Bölge Müzesi‘ni Devlet yapar… Lütuf değil, Muğla‘nın hakkını vermiş olurlar…

Dünkü yazımdaki “MUTSO yöneticileri de ‘Muğlalı’ olamadılar…”  sözüme takılanlar olmuş. Biliyordum, o yüzden “MUTSO yöneticilerinin Muğlalılıklarına yarın bakarız.” demiştim.

Şu anda Mimarlık Fakültesi ve Dişçilik Fakültesi ve Hukuk Fakültesi için bina yok… Milli Eğitimtahsis” etmiyor… Dişçilik için düşünülen eski Sağlık Kolleji binası da Milli Eğitim‘in.. Sponsor lazım!

Geçenlerde Muğla Meslek Yüksekokulu (eski GELİ) Binası depreme dayanıklı olmadığı için 5 bine yakın öğrenci ve personelinin ilçelere dağıtılacağı dedikodusu çıkınca ilk panik gösteren MUTSO yöneticileri oldu… Sonra böyle bir şey olmadığı anlaşıldı, herkes rahatladı. Böyle bir panik yaz okulları kapandığında da yaşanmıştı. Yaşanır tabi; öğrenciler velinimetimiz!

Peki MUTSO ve Esnaf Odalarımız bu öğrenciler için bugüne kadar ne yaptı?

xx           xx           xx

Ne zaman üniversiteyi konuşsak “Üniversite ile şehir entegre olamadı” diye yakınırız.

Hadi bu konuda belediye cephesinde umut yok. Esnaf cephesinde de mi umut yok?

TOBB Muğla‘da şu anda Fen Lisesi yapmakta… MUTSO yöneticileri TOBB yöneticilerine “Milli Eğitim için değil, üniversite için okul yapalım” dese olmaz mıydı?

Şu ana kadar çoktan Adliye ile MUTSO binası yanında bir yerde Hukuk Fakültesi eğitime başlamış olabilirdi…

Neyse bu sponsor meselesine yeniden döneriz…

———————————–                                                                   ———————————–    

GÜNÜN SÖZÜ: İki nokta arasındaki en kısa yol, eğer politika alanında iseniz, bir doğrudan geçmez. (İsmet Özel)

ÇİVİ

Arkadaşım “Muğla’da ne kadar çok yoksuli muhtaç varmış” deyince “Nereden çıktı” der gibi baktım ve O “Ramazan’da ne kadar çok toplu iftar verildi saydın mı?” diye devam etti.

Beni Bi Gülmek Aldaı: )))))

————————————————————————————————————————–

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Nabide Kılınç 05 Haziran 2019 / 21:30

Öncelikle bayramınızı kutluyorum. İnşallah Muğla bölge arkeoloji müzesine kavuştuğu gün gün ışığına tüm eserlerini dünya uluslarına açabilir.Eski bakanımız Ertuğrul Günay’la bu sene bir iletişimimde Muğla’nın böyle bir müzeye kavuşmasını çok istediğimi ivedi ihtiyacı olduğunu belirtmiştim. Örneğin Fikri Sağlar ile de. Hazine arazisi el atamıyoruz elde edemiyoruz demek daha baştan kapatıyor. Bakan Ersoy geldiğinde bahsetmediniz mi istemediniz dedim? Çaba gösteriyoruz diyorlar içeriden. Çabaları bir yana hep yazdık Valilik Bakanlık yerel yönetim milletvekilleri isterlerse hemen çözüm bulabilirler. Hatta Ersoy sayın bakan geldiğinde Beçin’le ilgili yardım vs AKP milletvekilleri haber yapmışlardı bu sayfanın altına Muğla oluşacak Bölge arkeoloji Müzesi bunun el atılması gerektiğini. Gerçekten Müzecilik olayının Muğla gibi tarihsel çevrede kaybolması bir kültür merkezindeki odalara sıkışıp kalması depo niteliği görmekte. Yani eserler gün ışığına yerli yabancı turistlere açılmıyor. Hatta bir yazımda Kültür Turizm yetkilileri Müze müdürlüğü çok da güzel organizasyonlar yapabilecek dünya uluslarına Muğla ve çevresi uygarlığının tanıtılmasında bir MÜZE binası çağdaş donanımla projelendirilmelidir diye. Gerçekten her yıl yazdığım yazılarda dile getirdik. Bunlar için galiba Özcan Özgür önce heyecan ve aşk duyarlılık gerek. Muğla Bölge müzesi o yerel yönetimin Anadolu medeniyetleri ışığında çeşitli kültürel çeşitlilik sunacak, tanıtacak bir müze galiba tam olarak kapsamını bilmiyorum güzel daha çok olsun kurulsun. Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı kurulacak müze binasının yetkililerden istiyoruz. Özlüce’de çıkan eserler Türkiye’de ilk doğa tarihi müzesi düşünün orası Trolian Park ilan edilmesinden tutun özel bir müzecilik hizmeti gerektiriyor eski valim Lale Aytaman’ın kulaklarını çınlatıyoruz. Etnoğrafya seksiyonu keza öyle heyecan demek oranın kokusu dahi çekiyor insanı içine. Arkeoloji bulguları bölümü ve Şevki beyin özel çaba gösterdiği Gladyatörler salonu. Ki, özel heyecandı. Yani bahsetmişsiniz kültür merkezine dönüştü cezaevi heyecanları o açılış günleri. Bodrum müzesi geçen yıldan bu yana neye uğruyor bir de Oğuz Alpözen’in o dünyada ödül aldırdığı müze ayrı bir durum.Bu yazınız çok isabetli olmuş çok heyecanlandım.