BODRUM SENDROMU

Bu haber 13 Şubat 2013 - 0:00 'de eklendi ve 1.143 kez görüntülendi.
CIZ
CIZ cizciz@hamlegazetesi.com.tr

Rahmetli babaannem İstiklal Harbi’nde kıtlık yaşamış bir insandı. Mekanı cennet olsun, ümmi olmasına karşın arifti. Bize verdiği atasözü gibi nasihatleri hala yolumuza ışık tutuyor. Mesela israfı men, tasarrufu da teşvik ederken verdiği örnek hiç aklımdan çıkmaz.”Yılan bile toprağı kıdım kıdım yermiş, evladım bu bolluğun bir de kıtlığı vardır.” derdi ve seferberlikte yaşadıkları sıkıntıları başlardı anlatmaya. Hem de defalarca. Biz de her seferinde aynı heyecanla, can kulağı ile dinlerdik.

Meramıma gelince, yılanın bile azar azar tasarruf ederek yediği topraktan bahsetmek istiyorum.

Bodrum’un tek belediyeye dönüşmesinden rahatsız olanlara, altlarındaki koltuğu kaybetme endişesi taşıyanlara özellikle ufacık yarımadayı on bire bölerek her beldede krallığını ilan edenlere bir çift sözüm var. Hani o çok sevdiğiniz Bodrumla özdeşleşen meşhur Bodrum mandalinası var ya, şu anda elli kuruşa alan-satan yok. Olur mu efendim niçin? Narenciye birliği var diyeceksiniz ama valla ben bilmem, acı gerçek meydanda. İşte koltuğunu Bodrum’dan çok seven, küçük esnafı büyük marketlere ezdiren o başkanlarımız var ya, arzu ve talep etselerdi her markete 1m2’lik özel tasarlanmış mandalina görünümlü bir stant koydurmayı becerebilselerdi, hem mandalina üreticimizin yüzü gülerdi, hem de o güzelim bahçeler, konut yapmak üzere tarumar edilmemiş olurdu. Hatta bırakın mevcudu korumayı, vatandaş yeni mandalina bahçeleri bile yapardı.

Peki şimdi ne olacak? Yılanın bile kıdım kıdım yediği toprağı biz talan etmekle, ekolojik dengeyi bozmakla, yer gök bina dikmekle meşgulüz. Bu işin ayarı ölçüsü nedir, kimin umurunda? Şimdilik herkesin işi tıkırında. Ya sonrası? Karanlık bir dehliz. Bodrum değerlerini sömüren, talan eden zihniyetin gelecek nesillere karşı sorumluluğu yok ki. Bugün Bodrum’da,bir bakmışsındır yarın şantiyeyi Datça’ya kurmuştur.

Yıllardır dillendirdiğim, sözde kabul gören ama icraata yansıtılmayan en önemli sorunumuz ve sorumuz; Bodrum’un kaldırma-taşıma kapasitesi. Yer-gök konut, inşaat olursa, Yarımada’da yaşam nasıl devam eder? Trafik nasıl işler?1 milyon nüfuslu Bodrum’da nasıl turizm yapılır? Nerede koruma-kullanma dengesi? Bindiğimiz dalı birileri kesiyor ama Bodrumlu keseni alkışlıyor. Bunun adı, Stockholm Sendromunun yeni versiyonu; BODRUM SENDROMU olsa gerek.

Lütfen kendimize gelelim. Çocuklarımızın geleceğini ve hayallerini ellerinden almayalım. Böyle giderse çok değil 10 yıl sonra çocuklarımızı evereceğimiz, başlarını sokacakları bir ev bile bulamayacağız. Çünkü günlük heves ve tamah uğruna Bodrumlu atalarından kalan arazilerini satıp parasını çarçur etmekle meşgul. Geleceği gören gözler adeta kör olmuş.

O nedenle birileri bu gidişata bir dur demeli. Bodrum dışında, belki Mumcular gibi iç bölgelerde yeni arsalar üretilerek Yarımada’nın yükü azaltılamaz mıydı? Elimizi çabuk tutarsak ve yeniden planlama yaparsak bu fırsat hala elimizde.

2014 yerel seçimlerinden sonra Bodrum tek belediye tarafından yönetileceği için başkanın bilgi, birikim, donanım ve vizyonuna göre Yarımada için daha bütüncül çözüm önerilerinin gündeme geleceğini düşünüyorum.

1/100 binlik bölge planlarından başlayarak Bodrum Yarımadası karış karış yeniden planlanmadıkça, gelecek 100 yıllık öngörüyle taşıma kapasitesi ve koruma-kullanma dengesi yeniden tespit edilmedikçe inanın önümüz çok karanlık. Yakın gelecekte Bodrum’da yaşamak nimet olmaktan çıkacak, külfete dönüşecek. Bu acı gerçeğe hazırlıklı olmalıyız.

Kısacası önümüzdeki belediye seçimi Bodrum’un geleceğini belirleyecek işaret fişeği olacak. Bu sorumluluğu alabilecek, kendini yeterli gören adayların “yaşanabilir ve sürdürülebilir Bodrum’un 100 yıllık geleceği” tezine şimdiden çalışması gerekir.

Artık yeter, Yarımada’nın toprağını ve rantını yeterince yediler, deveyi hamuduyla yuttular ama doymadılar. Rant ve hırs böyle bir şey olsa gerek. Ancak bundan sonra kıdım kıdım da olsa yenecek toprak kalmadı. Denizin değil ama belki de karanın bittiği yerdeyiz. Bodrum’u bitirme pahasına da olsa bu rant iştahına bir son vermenin zamanı geldi ve geçiyor. Çocuklarımıza ve torunlarımıza da birazcık olsun Bodrum kalsın istemez miyiz?

Hoşçakalın…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI
Erkan SANAL 31 Mart 2014 / 15:59

Abi babaannenizi de bende çok özledim. Allah Makamını cennet eylesin. Kendisinden öğütler dinlemek bu faniyede nasip oldu. Aileme selam söyleyeceği zaman klasik olarak selam söyle demezdi. “Biryük birdenk” selam söyle derdi.