Bodrum Başkanı Kocadon’a Alkış

Bu haber 13 Ocak 2015 - 0:00 'de eklendi ve 1.222 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

Dünkü yazımın bazı bölümlerini manidar bulanlar olmuş. Olabilir… Herkesin algısı, düşüncesi aynı olmak durumunda değil. “Özgürlük” sadece basına dair olan bir şey değil, herkes için olan ve olması gereken bir şey…

Dünkü yazımı şöyle noktalamıştım:

Ben en çok Yatağan’daki sendikaların yöneticilerinden bir mesaj beklemiştim. ‘Çalışanların halinden çalışanlar anlar’ demiştim… Neyse…

10 Ocak’ta herkesten çok yanımızda olmaları gereken maden ve enerji emekçilerinin temsilcileri dışında yanımızda “görünenleri” de samimi bulmuyorum… (!)

xx        xx        xx

Umarım sevgili patronum Hayati Nizamoğlu beni yanlış anlamaz.

Anlayacağını da sanmıyorum. Ki kendisi Muğla değil, Türkiye basın tarihine geçecek adam. Bundan eminim Türkiye’de patronundan ‘tekzip’ alan ilk ve tek gazeteci benim. Dolayısı ile bunu yapan ilk patronda Hayati Nizamoğlu’dur…

Kendisi Muğla Ticaret Borsası’nın kurucu başkanlığını yaptı. Şimdi de onursal başkanı. Çünkü bazıları gibi odanın koltuğuna yapışıp kalmadı!

Hamle’nin sahibi ve Yönetim Kurulu Başkanı Hayati Nizamoğlu’nu borsa başkanlığı yaparken bu köşeden eleştirmiştim. O da tekzip göndermişti. Hamle’nin kurucusu ve bu gün yazarlarından biri olan Hüseyin Nizamoğlu da tekzibin bu köşede yayınlandığı gün telefonla Hayati Nizamoğlu’nu arayıp, “Gazeteyi ne hale getirdiniz. Patron çalışana tekzip mi gönderir? İşine son verirsin olup biter…” diyordu. Ama Hayati Nizamoğlu’nun görüşü açık ve netti:

Hamle’de demokrasi var…

xx        xx        xx

İyi de Sayın Nizamoğlu’ndan yanlış anlamamasını neden istedim? Şundan;

10 Ocak günü ekipler halinde gazete gazete dolaşanlara bir bakın. Hayati Nizamoğlu’nu, Ünal Türkeş’i, Yelda Gökcan’ı, Kazım Tokuç’u ve Zübeyde Fellahoğlu’nu ziyaret ettiklerini görürsünüz…

Oysa 10 Ocak ÇALIŞAN Gazeteciler Günü idi.

Peki, bu isimler gazeteci değil mi?

Elbette öyleler. İçlerinde yazar bile var. Ancak onların “çalışan” değil, “çalıştıran” oldukları da bir gerçek.

Doğrusu ben gazetecileri 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde bir kahvaltıda ilk kez bir araya getiren Muğla Büyükşehir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Cem Kaytan’ı kutluyorum.

CHP Muğla eski İl Başkanlarından Süleyman Uslu’yu da kutluyorum. Çünkü kendisi tek tek çalışan gazetecileri telefonu ile aramakla kalmayıp, ‘unuttuklarım olur’ endişesi içinde “örgütlülüğe” de inanarak üyesi olduğumuz Cemiyet’in Başkanı Cem Kaytan’ı arayıp şahsında hepimizin gününü kutlamış.

xx        xx        xx

Emek en yüce değerdir” diyen bir partinin “eskiİl Başkanı Süleyman Uslu samimiyet içinde duyarlılık gösterirken, o partinin “yeniİl Başkanı Mürsel Alban partisinin Menteşe İlçe Başkanı’nın gösterdiği duyarlılığı bile göstermekten uzak ta 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde partisinin Kadın Kolları’nın düzenlediği kahvaltıda şöyle diyor:

Sorunları basınla paylaşmayın. Sorunları basın yoluyla değil, yüz yüze konuşalım.

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’ne tüy dikmiş!

Aslında Gazeteciler Günü’ne değil, Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün’ün sözlerine tüy dikmiş. Çünkü Başkan Gürün de oradaymış ve konuşmasında şöyle demiş:

Allah aşkına birbirimizle uğraşmayalım. Yeteri kadar konuşan var. Başka konuları malzeme etmeyip de CHP’yi malzeme eden, sakız gibi çiğneyen ama partiye zarar vermek isteyen insanlar var. Bunlara kesinlikle imkân vermeyelim.

Başkan Gürün belli ki yazılarımızdan rahatsız… Ama bizim yazılarımız CHP’yi değil, daha çok kendisini ve il başkanını rahatsız edici yazılar!

xx        xx        xx

Biz alınganlık ediyor da olabiliriz… Ki Başkan GürünPartiye zarar vermek isteyen insanlar var” diyor “Gazeteciler var” demiyor, diyeceğim, ama “CHP’yi malzeme eden, sakız gibi çiğneyen” sözü de bizi, biz gazetecileri işaret ediyor gibi geliyor… Tabi memlekette “gazeteci” sadece biz değiliz başkalarını kastetmiş de olabilir!

Kimi kastederse etsin, 10 Ocak’ta yakışık almamış… Ki kendisi 10 Ocak vesilesi ile yayınladığı mesajda Mustafa Kemal Atatürk’ün basınla ilgili sözlerini paylaşmıştı. Atatürk orada şöyle diyordu:

Basın, milletin umumî sesidir. Bir milleti aydınlatma ve uyarmada bir millete muhtaç olduğu fikrî gıdayı vermekte…

Siz Muğla’yı yönetmekle görevli olduğunuz halde partiyi de yönetmeye, il başkanı tayin etmeye kalkarsanız partinizde buna karşı olan CHP’liler de bıdı bıdı etmek durumunda kalırlarsa, gazeteciler de görevlerini yaparlar!

xx        xx        xx

Bu anlamda CHP Muğla Milletvekili Prof. Dr. Nurettin Demir’in 10 Ocak Çalışan Gazeteciler mesajı da ilginç. O da, “Ülkemizde ne basın özgürlüğünden ne de basının tarafsızlığından söz edebilmek mümkün değildir. Özellikle AKP iktidarında, basın emekçilerinin hakları ellerinden alınmış, baskı ve sansüre uğratılmışlardır” demiş.

Benim bildiğim ve yaşadığım basın emekçilerinin 1961 Anayasası ile elde ettikleri kazanımlar 12 Mart 1971 Askeri Darbesinden sonra geri alınmıştır.

Sayın Demir, eğer “Bu ülkede her zaman yerelde ve genelde iktidarda olanlar basından rahatsız olmuştur” deseydi, altına imza atardım. Ayrıca gazeteciler tarafsız olamazlar. Bağımsız ve objektif olabilirler. Olmalıdırlar…

Örneğin CHP’li belediye başkanı ile ilgili bıdı bıdıları CHP’li, AK Parti’li belediye başkanı ile ilgili bıdı bıdıları AK Parti’li gazeteler, kalemler yazabilmeliler… Örneğin Sayın Demir yılbaşı kartı ile ilgili eleştirime kızmamalı, İztuzu ile ilgili övgüme de teşekkür etmemeli… Çünkü işimi yapıyorum.  

Aslında önce gazete sahibi “gazeteci” mi, yoksa başka işlerin patronu mu ona bakmak lazım!

xx        xx        xx

CHP’li Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon da şöyle demiş:

Biz yöneticiler, bazen göremiyoruz ve duyamıyoruz ama bu köşe yazarlarının sayesinde, yazdıklarınız sayesinde, o karikatürleri çizenler sayesinde neler yaptığımızı görüyoruz. Özellikle basın, zaman zaman özgürlüğünü yitirse de bugün karşımda duran yerel basının özgürlüğünü asla yitirmeyeceğine inanan bir yerel yöneticiyim çünkü onların patronları kendileridir.”

Kocadon ardından da şöyle devam etmiş:

Sizler halkın doğru bilgiyi almasını sağlayan, ender insanlarsınız. Ben hep demişimdir; ‘Eleştirilmekten korkuyorsan, yönetici olma kardeşim.’ Eleştirilmek bunun doğasında var. Seni seven kadar sevmeyen de var. Senin aldığın kararı beğenen kadar beğenmeyen de var. İşte basın; bunun hangisinin doğru olduğunu, kamuoyu önünde yapmış olduğu araştırmalarda bizim önümüze verebiliyor.

Başkan Kocadon işini yapan, yapmaya çalışan, çalışan gazetecilere tercüman olmuş.

Merak ediyorsanız, CHP İl Kadın Kolları’nın kahvaltısında gazetecilere gönderme yapılırken, Kocadon konuşmasını Bodrum’da çalışan gazetecilerle bir araya geldiği gecede yapmış.

Evet, bir de Bodrum Belediye Başkanı Kocadon’u kutluyor, alkışlıyoruz…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.