Bizim ülkenin çocuklarının canı patlıcan

Bu haber 10 Aralık 2015 - 23:25 'de eklendi ve 865 kez görüntülendi.
Dr. Gülten Şimşekgultensimsek@hamlegazetesi.com.tr
Bakış

Onların dertleri sadece oyun oynamak ve okullara gitmek. Annelerine sımsıkı sarılmış bedenlerinin, güven duygusu içinde uyumaları ve babalarının kollarında da mutluluklarının perçinlenmesi ile daha bir mutlu olmalarıdır.

Çıkarlar çarpışır.

Savaşlar çıkar, çocuklar ölürler.

Bu dünya çok kirletilmiş bir yer.

Duygular olduğu kadar eylemlerde kirli.

Bir dünya bırakın çocuklara, temiz tertemiz olsun demek geliyor içimden.

Dünyanın temiz bir yer olması için önce biz erişkinlerin ruhları temiz olmalıdır. Benliğimiz, kişiliğimiz ve duygularımız, berrak su kadar pak olmalıdır. Temiz bir benlik dünyaya ve çocuklara kötülük yapamaz. Dalındaki bir çiçeği bile duygusuzca kopartamaz.

Etrafınıza bakınız sevgisiz insanlar sevgisiz dünyalar yaratırlar.

Şimdilerde olduğu gibi.

Çıkarlar çarpışır ve çocuklar ölür.

Çocuklar tek mekanik savaşlarla değil, anne babalarının savaşlarıyla da ölmekteler. Pek yakında İzmir’in Buca ilçesinde en büyüğü 8 yaşında olmak üzere 5 çocuktan, çıkan yangında, 8 yaşındaki cesur yürekli abla, 3 tane kardeşini kurtarmış ve son olarak 1 yaşındaki kardeşini kurtarmak için girdiği evden çıkamamış ve 1 yaşındaki kardeşine sarılmış bedenleri çıkartılmıştı.

Bir düşünün en büyüğü 8 yaşında, 5 çocuk gecenin karanlığında evde yalnız.

Çıkarlar çatışır çocuklar ölür. Aşk biter yine çocuklar ölürler. Burada da boşanma aşamasında ki aile gecenin derin sessizliğinde 5 minik çocuğu evde yalnız bırakıp giderek bir faciaya neden oluyorlar.

Çok etkilendim. Gözlerim doldu. Rabbim kimseyi çocukları üzerinden imtihan etmesin derim. Biz erişkinler düşünmeden çevremize kötülük ederken ektiklerimizin gün gelip de önümüze geleceğini düşünmüyoruz. İlahi düzen böyle. Ne ekersen onu biçersin.

Bu ülkede çocukların evde yalnız bırakılması ve sonuçta ölmeleri, yanmaları şimdiye kadar ne ilk ve şimdiden sonrada ne son olacaktır. Bir şeyler yapmalı ve bu tarz faciaların önüne geçmelidir.

Düşünüyorum tüm ülkelerde de böylemi diye. Hafızama hemen geliyor farklı bir durum. Mesela İngiltere’de bildiğim kadarıyla bizdeki gibi değil. Bir tanıdığımın eşi İngiliz. İngiltere’ye gideceklerdi. Telaş içindeler. Sorunca bir sıkıntılarının olduğunu anladım. Türkiye’de 11 ve 13 yaşlarındaki çocuklarımızı yalnız bırakıp dışarıya çıkabiliyoruz. İngiltere’de böyle bir şey yasak. Biz erişkinler dışarıya çıkınca mutlaka çocukların yanında bir erişkin bırakmamız gerekli demişlerdi ve çocukları 11 ve 13 yaşlarındaydı. Ne kadar insani bir uygulama. İnsan yaşamına değer veren tutum ve yasal zorunluluk var.

İngiliz çocuklarının canı can. Bizim ülkenin çocuklarının canı patlıcan.

Her gün TV’ de, yalnız bırakılması sonucu ölen çocukların haberlerini seyretmek bizleri utanca boğmakta.

Düşünüyorum, mecliste olmuş olsaydım en çok Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı olmak isterdim. Müthiş bir sempati duymaktayım. Kafamda bin tilki dolaşıyor denir ya, ben de öyleyim. Sürekli sosyal programları ve projeleri düşünüyorum. Bu bir içgüdü. Yaratıcığımla birleşince kendi perspektifimde farklı, yeni vizyonlar ve projeler oluşturuyorum.

Biliyorum ki sosyal politikalar halkın ruhuna iyi gelen projeler. Ve sempatimin temelinde de bu unsur yatmakta.

Sosyal devlet amaçlarına ulaşmak için, sosyal politikaları oluşturur ve bu da refah eksenli olduğu için topluma huzuru ve paylaşımı egemen kılar ve böylece bir nevi yaşama barışı sağlanmış olur. Kısaca biri yer iken, ötekisine baktırılmayacağı için toplumsal huzuru inşa etmekte olumlu katkılar sunacaktır.

Farz etki ben Aile ve Sosyal Politikalar Bakanıyım, ilk icraatlarımdan birisi belli bir yaşa kadar çocukların evde yalnız bırakılmamaları ile ilgili yasal düzenleme olurdu ve bunu da kamu spotları ile toplumun hafızasına işlerdim.

Bireyler bilmelidir ki çocukları yalnız bırakırsam hem kanuni yönden ağır derecede başım yanacak ve çocuklarımı bile elimden alabilirler, bakınız nasılda titizlikle yasalara uyacaklardır.

Yerel yazarı olsan da yaygın demeyeceğim ulusal basın ve kurumları yazılarınızı takip ediyorlar.

Aile ve Sosyal Bakanlığının da benim bu köşe yazımdan haberdar olacağını biliyorum. Hemcinsim ve meslektaşım Sayın Bakanımızdan, üstüne parmak basmaya çalıştığım konuda yasal düzenlemeler, yasal düzenlemeler olduğu kadar toplumsal duyarlılık geliştirilmesini talep ediyorum.

Avrupalı çocukların canı canda bizimkilerin ki patlıcan mı?

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.