BİZ ONLARI İÇİMİZE SİNDİRİYOR MUYUZ?

Bu haber 12 Eylül 2009 - 0:00 'de eklendi ve 660 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Çeşitli basın organları ve İnternet sayfalarına düşen bir haberi sakin karşılamak bilmem herkesin harcı mı?
Bazı noktalarda gerçek payı olsa bile, mesele bütünüyle ele alındığında, söz konusu ülkelerin ne denli tarafkir baktıkları, ayan beyan ortada.
Neymiş efendim?
Avrupa ülkelerinden Almanya, Fransa, Avusturya, Yunanistan, Hollanda, Luxembukg, Kıbrıs Rum Kesimi ve Danimarka, Türkiye’nin AB üyeliğine karşılarmış!
Sebep?
Hangi birini ararsın.
Onlara göre Türkiye, aşırı nüfuslanmanın görüldüğü bir ülke.
Zaten global krizin etkinin hissedildiği bir süreçte, Türkiye nüfusu birliğe ayrı bir külfet getirecektir.
İnsan haklarının ihlâl edildiği.
Demokrasinin tüm kuram ve kaideleriyle uygulanmadığı.
Daha başka nedenler olsa da öncelik alan hususlar bunlar.
Benzer iddialarla ülkemizin karşısına çıkanlar için aslında olayın esbab-ı mucibesi farklı.
Artık sağır sultan bile biliyor ki, söz konusu bu ülkelerle aramızdaki dil, din ve kültür farklılığı, birlikte yer almamızı engelleyen temel kriterler.
Her ne kadar karşı taraf aksini iddia etse, içimizdeki çok bilmiş işbirlikçiler;
Yok canım öylemi olur.
Onlar ne yapsın senin hangi dil ve dinden den olduğunu! gibi bir görüş serdetseler de işin rengi başkası değildir.
Parçaları tek tek bir araya getirdiğinizde ortaya çıkan tablo budur.
Bu nedenle onlar, Türkiye’yi AB çatısı altında görmek istemiyoruz diyeceklerdir.
Nitekim söz konusu 8 ülke, henüz neyin ne olacağı belli olmadan kestirip atmışlardır.
Türkiye’nin AB üyeliğine karşıyız!
Ülkemize karşı olan bir başka ateşli ülke vardı ama, dış işleri düzeyinde sürdürülen ilişkilen sonucu Belçika, nispeten yumuşamış vaziyette.
***
Şimdi…
Eğri oturup doğru konuşmak gerekirse, bazı hususları kabul edip, hangi konuda haksızlık ettiklerinin altını çizmek istiyorum.
Ekonomik bazda bir güçlük içerisinde olduğumuz doğru.
Birliğe üye ülkeler, fert başına düşen gelir ve benzer kriterler itibariyle ülkemizden iyi.
Bu durum ve nüfus fazlalığını dikkate alanlar, Türkiye için ortaya çıkan tabloyu görünce, karşı olmaktan çekinmiyorlar.
Bu grupta yer alanlar için asıl olan ekonomik yapı.
Bunun dışında Fransa, Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi gibi ülkeler için siyasi perspektif daha bir ön planda.
Ekonomik yapı söz konusu olsa da bu ülkeler için demokratikleşme, asıl aranan temel nokta.
Kabul edelim ki, bizim demokrasi karnemiz pek parlak değil.
Demokrasi adına değişmez kuralların yerine getirilmesinde, hiçte istenmeyen gelişmeler sergilediğimiz birçok olaylar olmuştur.
İtiraza yeltensek de geçmişi silemeyiz.
***
Bu değerlendirmeyi yaparken, ülkemiz adına çuvaldızı kendimize iğneyi başkasına batırmayı yeğledim.
Ve şimdi, sözüm ona suret-i haktan görünüp burnundan kıl aldırmayan batılı ülkelere sormak istiyorum.
İnsan haklarının ihlali adı altında özgürlüklerden dem vuran sizler, dün Bosna-Hersek, Kosova, Ermenistan-Azerbaycan ve de Irak gibi bir ülkeyi paramparça eden ABD’nin katliamlarını telin eden hangi olayların içinde oldunuz?
Bunun için, binlerce masum insanın katledilişine seyirci kalan sizler, insan hakları ve özgürlükler bağlamında bir nebze olsun ağzınızı açmamanınız gerekir.
Dolayısıyla Türkiye’nin AB üyeliği sürecinde, öne süremeyeceğiniz en temel kriter bunlardır.
Dediğim gibi bazı ayrıntılarda ülkemizin hatalı olduğunu kabul ederim.
Ama, diğer hususları kabullenmemiz asla mümkün değildir.
Kaldı ki ülkemizin AB’ye girip girmeme hususu, özelliğini çoktan kaybeden bir gelişme olarak yerini almak üzeredir.
AB normlarının ülkemizde uygulanması için girmeliyiz diyenlerin başında iken bugün, söz konusu ülkelerin gelişmeler karşısındaki eğilimleri üzerine, girsek de olur girmesek de noktasındayım.
Benim gibi daha nicelerin aynı kanaatte olduğunu biliyorum.
Artık birileri AB konusunda karşımızda olması çokta önemli değil.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.