Biz Değişmeden Ne Değişir?

Bu haber 19 Eylül 2018 - 2:08 'de eklendi ve 1.048 kez görüntülendi.
İdris Koçidriskoc@hamlegazetesi.com.tr

İdris Koç

Yaklaşık 18 milyon öğrencimiz ve bir milyonu aşkın öğretmenimiz ders başı yaptı. Veliler fazlasıyla şikayetçi, öğrenciler heyecanlı; yöneticiler ve öğretmenler ise endişeli ve yılgın…

Gerçek şu ki, ülkemizin her geçen gün derinleşen bir eğitim sorunu var. Dolayısıyla dibe vuran eğitim sistemi için, yeni bir yol haritası belirleyerek harekete geçme zamanı. Aksi durumda bu sorun toplumsal bir felakete dönüşecek.

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un açıklamaları bu anlamda bizi umutlandırıyor. Bu söylemler, doğru ve etkin eylemler ile desteklenebilecek mi, hep birlikte göreceğiz. Bir eğitimci ve veli olarak benim de eğitim ile ilgili düşüncelerim var:

Öncelikle eğitim felsefesi netleştirilmeli. Eğitimin bir felsefesinin olmaması ve eğitim ile ilgili net bir tanımın olmaması; hem yöneticilerin hem öğretmenlerin hem de velilerin zihnini bulandırıyor. Bu noktada Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’unBizim bu çağa hazırlanmamız lazım. Sadece gelecek için değil, şimdi için bir şey yapmamız lazım. Eğitim çocukları geleceğe hazırlamak değil, çocukları şimdiye uyandırmaktır. Şimdiye uyanmazsanız gelecek tasavvurunuz olmaz.” mesajı göz ardı edilmemeli.

Özel okul ve özel öğretim kurumları eğitimin geleceği açısından ciddi bir sorun. İlkokul eğitimi kesinlikle devlet okullarında verilmeli. Özel öğretim kurumları da on iki yıllık temel eğitim sonrasına yönelik kurumlar olarak düzenlenmeli. Bu toplum, özel öğretim kurumlarının sırtına yüklediği gereksiz yükten tamamen kurtarılmalı.

Öğrenciler eğitim hayatı boyunca üniforma giymeli. Şekli, rengi öğrencilere bırakılmalı. Öğrenciler haftanın bir günü serbest giyinmeli. Bu uygulamayı “tek tipleştirme” ve özgürlüğü kısıtlama olarak görmek, olaylara at gözlüğü ile bakmaktan başka bir şey değil. Eğitim-öğretim esnasında “üniforma etkisi”nden istifade etmek çok daha akıllıca olacaktır.

Eğitimde başarılı bir sistem için, öncelikle aile davranışlarının ve veli yaklaşımının değişmesi gerekiyor. Mevcut durumdan en çok rahatsız olan da veliler. Bu noktada Tolstoy’un “Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür, ama kimse kendisinden başlamaz.” sözü mevcut durumu iyi özetliyor.

Öncelikle çocuklarımızın geleceğini teslim ettiğimiz öğretmenlerimize güvenilmeli. Veliler sınıfta ve okulda öğretmen ve öğrenci arasına girmemeli. Eyvallah, her bir çocuk değerli. Ancak onu işleyen öğretmen de değerli. Bırakın, o değerli taş işlensin ve dünyanın en değerli mücevheri olsun. Okul-veli işbirliği ile veli-öğretmen ilişkisi birbirine karıştırılmamalı.

Veliler hoyrat hallerinden vazgeçmeli. Çocuklarını kutsayan ve çocuklarını kullanarak kendisi için özel bir statü devşiren veliler okuldan uzak tutulmalı. Özel ders, özel okul, sınav başarısı konusunda başkaları ile yarışan velilerin eğitime müdahalesi önlenmeli.

Başarının tanımı yeniden yapılmalı. Saatlerce masa başında oturan çocuklar ve test çözme becerisi değil; yaratıcı, soru soran, girişken, icat çıkaran, sosyal becerileri olan, vicdanlı ve ahlaklı çocuklar ödüllendirilmeli. Çocukların sırtındaki gereksiz yükler alınmalı ki, onlar koşabilsin.

Ne yazık ki, çocuklarımız öksüz ve yetim büyüyor. Annelerin yerini tablet/telefon, babaların yerini ise bilgisayar oyunları ile sosyal medya almış durumda. Bu nedenle belirli bir yaşa kadar çocuklarımız bağımlılık yapan teknolojiden uzak tutulmalı. Öğrenciler akılsız telefon kullanmalı ki, teknoloji akıllarını başlarından almasın.

Konu eğitim sorunları olunca, elbette öğretmenlerin de ciddi sorumlulukları var.

Öncelikle şunu ifade etmem lazım ki; öğretmen bir eğitimci değil, bir modeldir. Çocuklarımız ve gençlerimiz birçok şeyi öğretmenlerinden öğreniyor. Elbette dürüstlüğü de… Bu nedenle derslere vaktinde girmek, vaktinde dersten çıkmak ve derslerin hakkını vermek gerekiyor. Bu noktada Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’unÖğretmenlik çocuğa bir şey vermek değildir; bir şey öğretmek değildir. Öğretmenlik bir insanın kendi hayat yoludur,  öğrenme serüvenidir, olgunlaşma yolculuğudur, bir kemâlât yolculuğudur.” tespiti, öğretmen anayasasının birinci maddesi olmalı. Okumalı ve okutmalı…

Özetle, biz değişmeden hiçbir şeyin değişmeyeceğini bilmek gerekiyor. Ve mutlaka çocuklarımızı geleceğe hazırlamakla, bugüne uyandırmak arasında bir tercih yapmak gerekiyor.

Yeni eğitim-öğretim yılı, başta geleceğimiz gençlerimiz olmak üzere tüm eğitim camiasına hayırlı olsun.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.