Bitmeyen Senfoni

Bu haber 25 Temmuz 2016 - 23:45 'de eklendi ve 765 kez görüntülendi.
İsmail Zorbaismailzorba@hamlegazetesi.com.tr

Ey insan! Bu kainattaki varlığınla nelere kadirsin, farkında mısın? Gün geçmiyor ki hikâyelerini yazdığın senaryolar an be an değişiyor. Kimi vakitler sevgini kattığın, iyiliklerle donattığın hikâyenin adı güzellik oluyor. Renklerin en güzelleri hakim oluyor mekanına, yüzler güldüğü gibi yüzlerin en büyük süsü gözlerin bile içi gülüyor. Hayat yaşanılası oluyor. Tadına doyulmuyor. Yanında bir bardak çay ve sevgi. Ve günlerden Pazar, bir tatil sabahı.

Kimi vakitler fırtınalar eşliğinde korkunç bir gürültünün efektinde deprem şiddetinde sarsıntıların yaşandığı bir hikâyenin içine giriyoruz. Yanıyoruz, acının, elemin kanatlarında göz yaşı döküyoruz. Grinin tonlarında hüküm süren puslu bir havanın eşliğinde mekansızlaşıyoruz. Ve günlerden sair bir gün ve de gurûb vakitleri. Susuzluktan yanmaktayız, açlıktan öte ağzımızın içi zehir zemberek.. Ve yanında kırılmış şişeler, çöp torbaları.

Ey insan! Anlıyorum ki senin hikayen basamak basamak çıkılan bir merdivenin her ayağında tamamlanan ya da tamamlansa da bizim son ana kadar farkına varamadığımız bir süreklilik arz ediyor. Bu süreklilik ve değişimler bizi bir o tarafa bir bu tarafa savursa da özümüzdeki “insan olmanın dayanılmaz ağırlığı” olmamız gereken yere bizi eninde sonunda götürmekte. Bizim hayattaki duruşumuz, hayata bakış açımız bizim hikâyemizin yönünü belirliyor aslında. Benim hikâyem umuttan, sevgiden hatta aşktan yana.. Her mananın hükmünde ulaşılması gereken tek gerçek aslında: “Aşk!”.

Ey insan! Sen özündeki cevheri bir görsen, bir hissetsen, özünce bir yaşasan!.. Göreceksin gökyüzündeki yıldızlardan, bir çöldeki kum tanesine, bir ağacın en yeşil yaprağından, yaprağın üstündeki çiğ damlasına kadar senin yaradılışına bahşedilen tüm varlıklar adına senin hikâyenin manası bu dünyanın dönüş çilesindeki hükme bağlı. Her dönüş bir tamamlanma, her tamamlanış bir insan ömrü hükmünde. Her insan bir cihan üzre ise sırrı ne de güzel yakalamış Seyyid Nesimî:

“Gâh çıkarım gökyüzüne

Seyrederim âlemi

Gâh inerim yeryüzüne

Seyreder âlem beni”

Ey insan! Korkma, o zaman. Sonuna kadar inanmayana devam et. Ne de olsa ömür bir sermayedir sana verilen, fâni âlemin bağışı daha ne olabilir ki? Yüce Yaradan bağışların en büyüğünü seni insan olarak yaratmak da yapmamış mı? Yaşadığının farkına varasın diye nice nimetler sunmuş, yaşarken yaşamdan ibret alasın diye seni yalnızlıklara terk etmemiş, seni kendinden umudu kestiğin en umutsuz anlarında, gözünü benliğin hırsında karanlıklara hapsettiğin anlarda bile hep yanında kalmış. Rahmetiyle, bağışlayıcılığıyle. Sen, bir bardak suda hatta; bir damla üzre fırtınalar koparırken amansızlığının girdabında kaybolurken bir aman dilemen karşısında bağışlamış. Çünkü özündeki insan bütün kaybolmuşluğuna rağmen her türlü sabra, her türlü affa layıktır. Yeter ki insanlık sınırındaki arı, hayayı, onuru, haysiyeti, güzelliği, sevgiyi, adaleti aşamasın. Aştığı an o kalp zaten mühürlenir, insanlıktan uzaklaşır. Artık bu dünyaya da sığmaz. Dünyalı da olamaz.

Ey insan! Mısra mısra dokudum kanatlarımda seni. Uçtum gökyüzünün en uzak ufuklarına doğru. Sınırsızlığın derinliğinde kayboldum. Kahkahalar atarken bir yandan kendime geldim. Bu dünyada benim mutluluğum başka mutluluklarla tamamlanırsa içimdeki aşk başak verir. Belki ağırlığından hiçbir zaman başı dik olsa da siz bakmayın başının eğik durmasına. Bu onun ezikliğinden değil saygısındadır. Aşk saygıya erince saygınlık kazanır. Çünkü elde ettiği her saygınlıkta insanın özündeki bir cevherden nemalanmakta, insanca yaşamanın güzelliğini tatmaktadır. Daha ne diyelim, “İnsanca yaşamak varken bunca hırs, bunca kötülük, bunca karanlık niye” Bırakalım bir pazar sabahı bir bardak çayın eşliğinde insanlığın aşka, umuda dair bitmeyen senfonisini dinleyelim.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.