BİTMEYEN KİN

Bu haber 08 Mart 2010 - 0:00 'de eklendi ve 725 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Temcit pilavı gibi her yıl ortaya atılan bir asılsız iddia, gına getirmekten öte mide bulandırmaya başladı.
Hele oyun içerisinde oyun sergilenmeye çalışılınca.
Eğer, ABD Meclisi Dış İlişkiler Komitesinde saçma bir iddiadan öte gitmeyen “sözde Ermeni soykırım tasarısı” na ilişkin oylama, komite başkanı Howard Berman’ın su yüzüne çıkan kini neticesi 1 oy farkıyla Türkiye aleyhine sonuçlanmışsa, başkaca hiçbir izahı yoktur.
Oylamanın sonuna yaklaşıldığı bir sırada tablo 22 Hayır 20 Evet şeklinde iken henüz oyunu kullanmayan 3 üye üzerinde, Türkiye aleyhine yoğun baskı kurulması, komite başkanı ve avenesinin, gerçekleri nasıl saptırdığının bariz kanıtıdır.
Şayet, henüz oyunu kullanmayan 3 üye markaj altına alınmasaydı, tasarının kabul edilmemesi için 1 oy dahi yeterliydi.
Belki yine 3 üye tasarının kabulü yönünde oy kullanırdı.
Ama normal süreden 1.5 saat sonra oyunu kullanmaları, komite başkanı Berman ve Türkiye aleyhtarlarının, ne denli gerçekleri saptırmak için uğraştıklarını gösterir.
Hele, sözüm ona 1915 olaylarına katılmış veya tanık olmuş 3 kişinin tekerlekli sandalye ile salona alınması, oylamanın çarpıtılmak istendiğinin kanıtıdır.
***
Meselenin dikkat çekmekten öte bir başka düşündürücü yanı Başkan Obama ve Dış İşleri Bakanı Hillary Clinton’ın nasıl ikili oynadıklarıdır.
Güya her ikisi, ABD-Türkiye ilişkilerinin sekte vurmaması için tasarının komiteden geçmemesi yönünde çaba gösteriyor!
Oysa her ikisinin zaman zaman çeşitli platformlara kendilerine yöneltilen, soykırım iddialarına verdikleri cevaplar birbirini tutmamıştır.
Bir yerde başka, bir başka yerde farklı görüş belirtmeleri, ikili oynadıklarının delili.
Oylamanın hemen arkasında başkan Obama’nın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü araması ise, cevahiri kurtarmaktan başkası değildir.
Bu sonuç üzerine Türkiye elbette ki kayıtsız kalamazdı.
Kalınmadı da.
Gelişmeleri değerlendirmek adına Waşington Büyükelçisi Namık Tan anında Ankara’ya çağrıldı.
Türkiye’nin büyükelçinin vereceği bilgiler doğrultusunda bundan sonra nasıl bir yol izleyeceği belli olacaktır.
***
Peki bu olayın aslı astarı nedir?
Neden aradan bir asra yakın süre geçtiği halde, sözde Ermeni soykırım tasarısıyla ilgili lobi faaliyetleri ortaya çıkıyor?
Gerçekten 1915 yılında bir soykırım söz konusu mudur?
Bu meseleyle ilgili az çok ilgilenenler dahi bilir ki, Türkiye ne dün ne de bugün böyle insanlık dışı bir eylemi, bırakın gerçekleştirmeyi aklından dahi geçirmemiştir.
Şimdi bir düşünelim.
Siz Türkiye olarak kurtuluş mücadelesine atılmışsınız.
Bir takım emperyalist güçler ülkenizi parçalamak sevdasındadır.
Bunun sonucu ülkemizin Trakya, Ege ve Akdeniz kıyıları tamamen İngiltere, Fransa, İtalya ve Yunanistan güçlerinin istilasına uğramıştır.
Hal böyle iken, asırlardır Türklerle birlikte yaşamış Ermeniler, fırsattan istifade etmek düşüncesiyle Rusya ile anlaşarak Doğu Anadolu Bölgemizde kıpırdanmaya başladılar.
Zaten çeşitli cephelerde düşman güçleriyle savaşmak zorunda kalan Türkiye, Doğu Anadolu Bölgemizde de cephe açılmaması için bu tür yanlış saplantılar içerisine giren Ermenileri Tehcir’e (göç) tabi tutarak, Suriye başta olmak üzere bazı ülkelere göndermiştir.
Tabi tehcir öngörülürken, savaş bittiğinde geri dönecekleri düşüncesiyle Ermenilerin tüm mal varlıkları kayıt altına alınmıştır.
Şimdi…
Gerçekler aynısıyla vaki iken Türkler Ermenilere soykırım yapmıştır! iddiasında bulunmak, olayları görmemezlikten gelmek isteyen emperyalist güçlerin oyunundan başkanı olamaz.
Buna karşın Türkiye’nin tek hatası, yıllar boyu gündeme getirilen bu iddianın başlangıcında, meselenin üzerine ciddi eğilmemesidir. Böyle bir iddianın saçma olduğu düşüncesiyle, başkaların yürüttüğü lobi faaliyetlerine itibar etmemesidir.
Ne var ki olay, emperyalist güçlerin bitip tükenmek bilmeyen kini sonucu bu noktaya gelip dayandı.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.