Bitmeyen Çile

Bu haber 11 Mart 2016 - 0:51 'de eklendi ve 901 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Şu sıra, Muğla’nın sahil bandı ve daha iç kesimlerde konuşlanan yerleşim birimleri, öylesine dertli ki!

Bir söyle bin ah işit misali.

Üstelik sadece bir süreyi kapsamıyor.

Her sene bu mevsim geldiğinde, yine aynı dert.

Yine benzer serzenişler.

Yıllardır aynı şikayetler olunca, düşünüyorsunuz.

Bunun bir çaresi yok mu?

Olmalı ve de mutlak bir çözüm bulunmalı.

***

Aynı bölgelerde, turfanda sebzecilik ve seracılıkla uğraşan vatandaşlarımızdan dem vuruyorum.

Onlar, her sene olduğu gibi yine dertli mi dertli.

Nasıl olmasınlar?

Onca emek sarfıyla ürettikleri ürünler, ya yok pahasına satılıyor!

Ya da ellerinde kalıyor.

Etti edemediler, şu an olduğu gibi yollara döküyorlar.

Oysa aynı ürünleri yetiştirmek için gecesini gündüzüne katmışlardı.

Özellikle, sıcaklık değerlerinin düşük olduğu anlarda, çocuklarına göstermedikleri ihtimamı seralara gösterdiler.

Ne de olsa mal canın yongasıydı.

Ama ne fayda!

Yine aynı sıkıntılar.

Yine, bir türlü üstesinden gelinemeyen pazar sorunu.

Akabinde oluşan tepkiler.

Ardından, binbir zahmetle ürettikleri ürünleri yollara dökmeleri…

***

Aşağı yukarı her yıl karşılaşılan olay bu kez, Seydikemer İlçesinde meydana geliyor.

Aynı ilçede 50-60 kuruşa sattıkları domatesin pazarda 3, marketlerde 6 TL’den satılmasına tepki gösteren üreticiler, kasalar dolusu domatesleri yollara döküyor.

Aslında bu eylem sadece içinde bulunduğumuz süreçle ilgili değildi.

Yıllar var ki benzer olaylar gündemden eksik olmadı.

Üreticiler, ürettiklerini ya satamamaktan ya da çok ucuza gittiğinden şikâyetçiydiler.

Bu kez de benzer tepkileri göstererek Seydikemer-Antalya yolunu kapatıyorlar.

Ardından serzenişler.

Her şeyi biz yapıyoruz.

Biz emek harcıyoruz.

Buna karşın kazanan aracılar oluyor.

Bizim tepkimiz aracılara.

Kuşkusuz, üreticilerin haksız olduğu söylenemez.

Onlar, binbir emekle elde ettikleri malların yok pahasına satıldığı görünce, haklı olarak tepki gösteriyorlar.

Ardından, hükümetten talepler.

Turizm teşviklerinin köylüye de verilmesi,

Kapanan Rusya ihracatı üzerine yeni pazarlar bulunmasını istiyoruz.

***

Aslında yöre halkının tepkisi, birkaç yerleşim birimiyle sınırlı kalmıyor.

Çevrede bulunan Çukurincir, Kumluova, Karadere, Kınık, Ova, Karaköy, Patara, Eşen, Palamut ve Yeşilköy mahallelerinde konuşlanan yaklaşık 2.500 civarında üretici, ellerinde çeşitli pankartlarla tepkilerini dile getiriyor.

Pankartlarda neler yazılı? diye baktığımızda;

Çalışan, ezilen, sömürülen yine biz!

Akaryakıta, gübreye zam, domatesler çöpe!

Milli ekonomimizin temeli ziraattır.

Ne olacak bu çiftçinin hali?

Uçak düştü, domates bitti!

Bir kasa domates 2, mazot, 3 buçuk TL.

Turizme destek, üreticiye köstek!

Her halde kimse kalkıp, üreticilerin gösterdiği tepkinin yersiz olduğunu söyleyemez.

Kaldı ki sürdürülen eylemler, sadece Seydikemer ve civarında konuşlanan mahallelerle sınırlı kalmıyor.

Fethiye ilçesi dahil birçok yerleşim birimi de aynı tepkiyi gösteriyor.

Üstelik tepki gösteren çiftçilerden bazıları Köyceğiz’den geliyor.

Onlarda ellerinde portakal kasalarıyla tepkilerini dile getiriyor.

Temel sloganları, “üretiyoruz, hakkımızı istiyoruz.”

Çiftçiler eylemlerini bitirirken, son kez talepte bulunuyorlar.

Hükümet yetkililerinden istediğimiz mazotun çiftçiye, taşıyıcı kamyonlara ve yatlara verdiği fiyatlardan verilmesi.

Bilmem çileli üreticilerin bu taleplerine karşı çıkmak olur mu?

Olamayacağına göre asıl olan, Türkiye’nin aynı zamanda tarım ülkesi olduğu gerçeğini görmezden gelmemektir.

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.