Bitmeyen Çile « Hamle Gazetesi

Bitmeyen Çile

Bu haber 07 Haziran 2016 - 1:30 'de eklendi ve 947 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Az buz zaman değil.

Ben diyeyim çeyrek asır.

Siz deyin daha fazla.

Ama ne olursa olsun Muğla olarak bir açmazla yüz yüzeyiz ki, olursa ancak bu kadar olurdu.

Bu durumda dense ki umduğumuz yerden geç geçiyoruz.

Kesinlikle abartı değil.

Aksi olsaydı, dünyanın en kaliteli turfanda ve tarla ürünlerinin yetiştirildiği Muğla’da, üretici bu denli feryat etmezdi.

Üstelik bu durum birkaç seneyle sınırlı kalmayıp, her sene aynı sorun olunca, bir noktaya gelip dayanıyor.

Bitmeyen çile.

Evet, kimler nasıl bir yorumun sahibi olsa, gelişmeler bağlamında görüş belirtse de realite o ki, özellikle turfanda sebze ve meyve üreticileri dertli mi dertli.

Bir söyle bin ah işit misali.

Nasıl olmasınlar ki!

Bir iki seneyle sınırlı değil.

Neresinden bakarsanız bakınız yıllardır aynı dert.

Neredeyse asıl gelir elde ettikleri ürünleri piyasaya sürme mevsiminden korkar olmuşlar.

Yine çalışmalarımızın karşılığını alamayacak mıyız!

***

Sanılmasın ki bu durum abartılıyor.

Özellikle bölgeye yabancı olanlar tarafından.

Oysa, yıllardır benzer şikâyetler yapıldığı için yerel halk meselenin ne olduğunu biliyor.

Sadece bigane olanlar abartıldığını düşünebilir.

Ne var ki değil.

Bunda abartı yok.

Üretici yıllardır aynı dertten muzdarip.

Buna karşın hala bir çözüm getirilmiş değil.

Ne yerel bazda belde halkı meseleyi halledebildi.

Ne de asıl ilgili ve yetkililer köklü bir çözüm getirebildiler.

Hal böyle olunca, şimdi olduğu gibi binbir zahmetle yetiştirilen sera ürünleri, yok pahasına satılıyor.

Ardından, üreticilerin haklı serzenişleri.

Bize sahip çıkan yok!

Bizler ne zorluklar içerisinde bu ürünleri yetiştirdik.

Gerektiğinde çocuğumuza göstermediğimiz ihtimamı gösterdik.

Buna karşın sonuç ortada.

***

Peki ne olacaktı?

Yıllardır devam eden sorunlar ne zaman çözüme kavuşacaktı?

Mağduriyetler önlenecek miydi?

Şahsen, yeri geldiğinde defalarca kaleme aldığım, yanı sıra birçok arkadaşımın da duyarlılık gösterdiği bu durumun çözüme kavuşacağı noktasında pek ümitli değilim.

Aksi olsaydı, bunca sürede üreticilerin feryadına kulak verilirdi.

Onların hislerine tercüman olmaya çalışan basın kuruluşlarının gündeme getirdiği olay, çözüme kavuşturulurdu.

Her sene gündeme getirmekle birlikte yapılan çağrılar dikkate alınmayınca, ister istemez karamsarlığa düşülüyor.

Nasıl düşülmez!

Sizin ürünlerinizin, kalite ve lezzet bağlamında dünyada emsali olmasın.

Buna karşın, asıl hak sahipleri yerine başkalarının menfaatlerine yarasın!

Olamazdı, olmaması gerekirdi.

Böylesine bir mağduriyet asla kabul edilemezdi.

Heyhat!..

Etmeseniz ne yazar!

Üretici feryat ettiğiyle…

Bizim gibi kalem oynatanlar da yazdığıyla kalıyor.

Buna, yazık ki yazık denmez de ne denir!

***

Peki çözüme kavuşmayacak mıydı?

Mağduriyet devam edip gidecek miydi?

Aslında, konuya ilişkin çalışmalar üzerine, çözüm noktasında mutabakat sağlandığı şeklinde bir yaklaşım olmasına karşın, belli ki değil.

Geçmişte olduğu gibi yine kağıt üzerinde kalmış.

Oysa, bunun tek çıkış yolu birleşmekti.

İster kooperatifleşme olsun veya bir başka birliktelik, en iyi çözüm, müşterek hareket etmekti.

Bu durumda ürünlerin satımında tek muhatap kooperatifler olacağı için bir mağduriyet olmayacaktı.

Şimdi olduğu gibi üreticiden 50 kuruşa alınan domates piyasada 2 TL’den satılmayacaktı.

Neticede her yıl gözlenen, bir yerde üreticilerin bitmeyen çilesi olarak ortaya çıkan bu durumun mutlak çözüme kavuşması, artık olmazsa olmaz noktasına gelip dayandı.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.