BİRİLERİ HESAP VERSİN

Bu haber 27 Şubat 2010 - 0:00 'de eklendi ve 665 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Avrupa Futbol Şampiyonasında çeyrek finale çıkma mücadelesi veren 2 takımımız Fenerbahçe ve Galatasaray’ın, ilk maçta elde ettikleri avantajlı skora rağmen elenmesi, basit geçiştirilecek bir olay değil.
Bu mesele, bir değil birçok yönüyle mutlak irdelenmesi gerekir.
Bir kere “ne yapalım, gücümüz bu kadar” diyemezsiniz.
Eğer her iki takım, ilk maçlarını oynadığı rakip sahada avantajlı bir skor elde etmesine karşın, kendi evinde saf dışı kalmışsa, bir değil birçok eksiklik var demektir.
Buna karşın tek mazeretleri, neticeyi tesir edecek birçok oyuncunun sakat olması.
Hem sarı-kırmızılılar, hem de sarı-lacivertlilerin çok eksik bir kadro ile sahaya çıkmaları, elbette sıkıntı yaratan bir durum.
Şayet, tam kadro ile sahaya çıkabilselerdi, bugünkü sonucun alınması asla söz konusu olmazdı.
İnancım o ki, hiçbir sakat ve cezalı futbolcu olmasaydı, bugün çeyrek finale çıkan Atlatico Madrit ve Lille değil, Galatasaray ile Fenerbahçe olurdu.
Tabi bunun altını çizerken bir hususu dile getirmeden geçmem söz konusu değil.
Fenerbahçe’den Lugano, Mehmet Topuz ve Uğur Boral, Galatasaray’dan Sabri, Kewel ve Milan Baroş’un sakat olmaları, rakip oyuncunun faul yapmasından öte zeminden kaynaklı ise kulüp yöneticilerine sormak gerekir.
Siz hiçte hak etmedikleri takdirde, yabancı futbolculara milyon dolarlar veriyorsunuz da, saha zemininin istenen düzeyde olması için neden gereğini yapmıyorsunuz?
Avrupa ülkelerindeki hiçbir stat, bu şekilde bir zemine sahip olmadığı halde bizim statlarımız, onca masrafa karşın neden tarladan farksız?
Dolayısıyla sakatlıkların çoğu zeminden kaynaklı olduğuna göre, kulüp yöneticileri caka satacaklarına, birazda bu konu üzerinde durmalılar.
***
Meselenin bir başka önemli noktası, yabancı futbolculara ödenen paralar.
Çoğu futbol otoritesinin kabul ettiği gibi bizim yabancı sporculara ödediğimiz miktar, transfer politikasını bilmediğimiz bariz göstergesi.
Çoğu kulüplerimiz, ki bunların başında 3 büyükler geliyor.
Sadece isme bakarak milyon dolarları saçıyor. O isimler, sadece döneminde istim üzerinde olmuşlar. Futbol yaşamlarının sonlarına doğru Türkiye’ye geldikleri için sizin beklentilerinize karşılık vermeleri asla mümkün değildir.
Nitekim veremiyorlar.
Bu durum, kulüpler bünyesinde oluşturulan transfer komitelerinin ya işi bilmedikleri, ya da yeterince araştırma yapmadıklarını gösterir.
İşin daha çarpıcı yani, ülke ekonomisinin bu denli zorluklar içerdiği süreçte kulüplerin bol keseden, hem de borçlanarak bilinçsiz transfere yönelmeleri.
Bu durumda sormak isterim.
Siz hangi gerekçe ve hakla, kulüpleri bu denli borç batağına sürüklüyorsunuz?
Sonra, Futbol Federasyonu neden müdahalede bulunmaz?
Transfer edilecek futbolcuların yaş sınırı ve son kariyeri ile ilgili neden kriterler öne sürmez?
Evet, kimler nasıl bir yaklaşım içerisinde olursa olsun, her geçen gün daha bir endüstriyel hale gelen Türk Futbolunun geldiği nokta için, birileri mutlak hesap vermeli.
Hesap vermeliler ki kulüpler aklını başına toplayarak gereksiz transfere yönelmesinler.
***
Maçlara gelince.
Fenerbahçe’ye daha bir yazık oldu. Şayet maçın bitmesine 4 dakika kala, katı bir savunma içerisine girseydi, o gölü yemeyecek ve de elenmeyecekti.
Galatasaray için tek fark, şaibeli bir hakemin bir kez daha yapacağını yapması.
Sarı-kırmızılar lehine yüzde yüz penaltıyı görmemezlikten gelmesinin başkaca izahı yok
Her iki takımımıza öylesine yazık oldu ki…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.