BİR ÜZÜLDÜK BİR SEVİNDİK

Bu haber 13 Nisan 2013 - 0:00 'de eklendi ve 929 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Bir hafta öncesinde kaleme aldığım yazımda, keşke çifte mutluluk yaşasaydık dedim.
O zaman değme keyfimize derdik.
Ama olmadı.
Avrupa Futbol Şampiyonasında yarı finale çıkma mücadelesi veren Galatasaray, sadece İspanya değil dünyanın en büyük kulüpleri arasında gösterilen Real Madrid’e 3-0 yenilmekten kurtulamadı.
Buna karşın bir başka takımımız Fenerbahçe, İtalya’nın köklü kulüplerinden Lazio’yu 2-0 gibi net bir korla yenerek, yarı final için önemli avantaj kazandı. Böylelikle bir takımımızla üzülürken diğeriyle mutlu olduğumuzu belirttim.
Ardından sarı-lacivertli takım için yarı final yolu açıldı diyerek, 2000 yılında Galatasaray’ın elde etmiş olduğu UEFA şampiyonluğunu bu defa Fenerbahçe kazanabilir diye ekledim.
Bu afaki bir yaklaşım değildi.
Zira sarı-lacivertli takımın, grupta yer alan takımlardan eksik yanı yoktu.
Yarı final öncesinde mücadele ettiği takımların her birini yenerek bu seviyeye gelmesi bariz göstergeydi.
Şimdi rakibi Benfica.
İnancım o ki Fenerbahçe, yarı finali aşıp finale uzanacaktır.
Yeter ki geride bıraktığı maçlarda olduğu gibi telaşa kapılmadan ve de müsabakanın 90 dakika olduğunu aklından çıkarmadan mücadele etsin.
Hele birde şans yanında olursa, Türkiye’ye 2.bir Avrupa Şampiyonluğu getirebilir.
İşte o zaman dünya futbolunda bizde varız deriz.
***
Sarı-kırmızılıların en büyük şansızlığı karşılarına Real Madrid’in çıkmasıydı.
Elbette çeyrek finalde mücadele eden takımların her biri güçlüydü.
Ne var ki Real Madrid başkaydı.
Buna karşın Galatasaray, rakip sahada kaybettiği maçın skoru 3-0 değil de 3-1 olsaydı!
Ki hakemin bariz hataları olmasaydı olurdu.
Kendi evindeki müsabaka çok daha farklı bir atmosferde geçerdi.
3-1 derken, hakemin bariz şekilde 2 penaltıyı vermemesi yanında, kaçırılan yüzde yüzlük gollerden dem vuruyorum.
Nitekim Galatasaray’ın kendi evinde, özellikle müsabakanın 2.yarısında sergilediği futbol, akabinde skorun bir ara 3-1 lehine olması, rakibin telaşlanmasına neden oldu.
Müsabaka 3-1’e geldiğinde teknik direktör Jose Morinyo’nun nasıl telaşlandığını, ekranlara yansıyan görüntüsünden anladık.
Buna karşın olmadı.
Dolayısıyla sarı-kırmızılı takım, yarı finale çıkamadan elendi.
Ama gururuyla.
İspanyol devini maçın 2.yarısındaki 30 dakikalık bölümde sahadan silmesi, galiptir bu yolda mağlup dememize neden olan temel göstergeydi.
Böylelikle Galatasaray için beklentiler bir başka bahara sarktı.
***
Burada bir önemli ayrıntının altını çizmek istiyorum.
Sadece futbol takımlarımız değil milli takımımız dahi bu tür uluslar arası müsabakalarda çoğu kez, istediği oyunu ortaya koyamıyor.
Bunun en belirgin göstergesi, futbolcuların kendine olan özgüveni.
Futbolcularımız ya rakibi gözünde çok büyüttüğünden ve ya telaşa kapıldıkları için istediği oyunu sergileyemiyor.
İşte Galatasaray’ın İspanyada ve İstanbul’daki müsabakanın ilk yarısındaki görüntüsü.
Aynı maçın ilk yarısındaki oyunla ikinci yarıdaki oyun tamamen zıttı.
Eğer Galatasaray, ikinci yarıda sergilediği futbolu her iki maç boyunca ortaya koyabilseydi, belki yine elenirdi ama rakibi sürklase ederdi.
Bu yüzden Avrupa müsabakalarına çıkan takımlarımız hiç değilse bundan sonrasında, kendinden emin bir şekilde oyun ortaya koymalı.
Yok eğer rakibi gözünde büyütürsen, sahadan boynu bükük ayrılmak kaçınılmaz olur.
Sonuçta her şeye karşın Fenerbahçe’nin UEFA Şampiyonluğuna doğru yol alması, Galatasaray’ın dünyanın en güçlü takımlarından birini yenmesi sevincimiz oldu.
Ümit edilir ki bu sevinç ve mutluluk, gelecek adına sürekli olur.
Tabi bu da altını çizdiğim ayrıntıları yerine getirmekle mümkündür.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.