BİR ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİSİNİN HEPİMİZE VERDİĞİ DERS

Bu haber 31 Ağustos 2009 - 0:00 'de eklendi ve 748 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Bir dostumun anlattığı olay var ki, yorumu siz okurlarıma bırakıyorum.
Zira günümüz koşulları içerisinde kolay kolay görülüp, yaşanacak türden değil.
Bunu biz ancak filmlerde görürüz.
Bilhassa içinde bulunduğumuz Mübarek Ramazan Ayı münasebetiyle ekranlara getirilen film ve öykülerden.
Birkaç kez çekim yapılan Rabia, Hazreti Ömer’in Adaleti, Çağrı gibi filmlerin birçok sahnelerinde olduğu gibi.
Dostum dediğim, kendi alanında lokman hekim.
Uzun yıllar cip şoförlüğü, lokantacılık yaptıktan sonra asude hayatı seçen büyüğümüz, Muğla merkez ilçeye bağlı köylerin birinden.
Ama artık kent merkezine yerleşmiş vaziyette.
Yüce dinimizin buyruklarını yerine getirmekten gayri bir derdi yok.
Kırık, çıkık olmak üzere bazı rahatsızlıklar için kendisine başvuranların derdine, sadece hayır duası karşılığı, çare bulmakla meşgul.
Buna karşın bilgiçlik taslayanlardan değil.
Kendini bir hekim yerine koyarak caka satmak isteyenlerden hiç değil.
Bir yerde haddini ve yerini bilen birisi.
Kendisiyle hemşeri sayılmanın ötesinde yıllara varan dostluğumuz gereği, sık sık Ankara’lının kahvesinde oturup sohbet ederiz.
İşte “bir üniversite öğrencisinin hepimize verdiği ders” başlığı taşıyan yazımı konu alan aramızdaki konuşma, Ramazan’ın hemen başlangıcında geçmişti.
Bir öğrenci var diyerek söze başlayan hem şehrim önce ailenin hal-i pürmelalini anlatır.
Aile fakir.
Hem de hastalıkla uğraşıyor.
Baba yatalak, anne karın tokluğuna çalışıyor.
Buna karşın genç üniversiteyi okuyabilme mücadelesi içerisinde.
Herkesin kendine göre ders çıkarması gereken olaya gelir.
Aynı öğrenci, bir gün ekmek almak için markete gider. Cebinde ancak 600 lira vardır. Oysa ekmek 650 lira. O sırada engelli bir çocuk ekmek istemek amacıyla markete gelir. Gelir ya görevliler tarafından yaka paça dışarı çıkarılır.
Bunu gören öğrenci 50 kuruş eksik parasıyla aldığı ekmeği dışarı atılan çocuğa verir.
Marketten çıkar ve bir pastanenin imalat kısmında çalışan annesinin yanına gider.
Akşam üzeri olduğu için satıştan arta kalan bir ekmek 2-3 parça simiti annesi ona verir.
Öğrencimiz elindekilerle Kocamustafendi İlköğretim Okulunun yanında giderken iki çocuğun kavga ettiğini görür. Hemen onları ayırır ve kavga etmesinler diyerek elindeki simitleri çocuklara verir.
Sonra bir parkın bankına oturur.
Oturur ya benzer olaylar zincirleme öğrencinin karşısına çıkar.
Kafasını bir tarafa çevirdiğinde oldukça yaşlı birisinin çöp kutusundan aldığı ekmek parçalarını yemek istediğini görür.
Hemen koşar, onları bırak al şunu der.
Al dediği pastanede annesinin verdiği tek ekmektir.
Olay bu.
Dostumun harfiyen anlattıkları hikayenin esbabı mucibesi.
İster istemez o öğrenciyi gözümün önünde canlandırmaya çalıştım.
Biliyorum ki okurlarımız da aynısını yapacaktır.
Demek hala aramızda böyleleri var.
İnsanlık ölmemiş dedim.
Dedim ya acaba hangimiz onun yaptıklarını yapabilir?
“kendisi muhtaç bir dede, gayri kime himmet ede” misali, zaten elinde avucunda yok.
Ailesi pel perişan.
Kendisi üniversiteyi nasıl okurum derdinde.
Şimdi, şapkamızı önümüze koyup bir düşünelim.
Bu halde dahi başkalarına yardım etmekten kendini alamayan bu gencimizin erdemli davranışına benzer yardımları, günümüz koşullarında yerine getiren, aramızda kaç kişi vardır!
Dahası, yakın zamanda bu tür insanlık timsali davranışa tanık olduk mu!
Hiç kendimizi aldatmayalım.
Bende yaparım hüsn-ü kuruntusuna kapılmayalım.
Biz benzer olayları bugüne değin ya filmlerde gördük.
Ve de masallarda dinledik.
Sonuçta, sakın ola ki, kimseyi suçladığım gibi bir kanaat doğmasın.
Buna hiçbir Allahın kulunun hakkı yoktur.
Kişi davranışlarında özgürdür.
Amacım, gerçekten güç koşullar içerisinde hayatını idame ettirmeye çalışan bir gencimizin, örnek davranışını sizlerle paylaşmaktı.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.