Bir Ramazan yazısı… (X)

Bu haber 29 Ağustos 2010 - 0:00 'de eklendi ve 855 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Muğla
her bakımdan zengin bir yer; orman ürünleri, su ürünleri, arı ürünleri, tarım
ürünleri, narenciye, zeytin ve zeytin yağı ürünleri yönünden Muğla kadar varsıl
bir başka il var mı?

Muğla
eğitim kurumları ve eğitilmiş insan kaynakları ile de varsıl.

Muğla’nın
delisi de divanesi de çoktur.

Muğla,
erenleri evliyaları ile de varsıldır…

Bunca
varsıllığın içinde yoksul ararsanız, o da Muğlalıdır!

 

xx           xx           xx

Eren,
evliya denildi mi; cinsiyet olarak akla hemen ‘erkek’ gelir!

Oysa
kadın erenlerimiz, evliyalarımız da vardır…

Muğla bu
yönden de varsıldır. Bilinen iki kadın erenimiz var:

Marmaris’te
Sarı Ana, Muğla merkezde Şemsi Ana…

Şemsi
Ana, Muğla’ya ilk su getiren “zat” olarak bu mertebeye gelmiştir.

Sarı Ana
ile ilgili rivayet çok. Kerametlidir…

Kanuni’nin
Rodos seferinde, Sarı Ana’nın koca orduyu bir tek ineğinin sütü ile beslediği
söylenir.

Sarı
Ana’nın “Alevi” olduğunu, 2. Mahmut zamanı’nda türbeden Alevilik ile ilgili
emarelerin kaldırıldığı ve türbe yanına bir cami yaptırıldığını savunanlarda
vardır.

 

xx           xx           xx

Hem
Alevi, Bektaşi, Mevlevi, Sufi ne fark eder?..

Muğla
merkezde Hamursuz Dağı’ndaki Hamursuz Dede Türbesi’nin “açık kilise” olduğunu
savunanlar olduğu gibi, Hamursuz Dede’nin “Yahudi” olduğunu öne sürenlerde
vardır…

Ama ne
fark eder ki, hepsi de bizim insanlarımızın dedesi, anası, ereni, evliyası…

Bu
günlerde hepsi de ziyaretçi akınına uğruyorlar.

Umut,
“Memedin ekmeği”… Umutsuz yaşanmıyor…

Elbette
veren de Allah, alan da…

Ama,
eren, evliya ziyaretleri insanları rahatlatıp, yüreklerindeki sevgiyi,
yaşamlarındaki umudu yeşertiyorsa kime ne zararı olabilir ki…

 

xx           xx           xx

Yazımın
başında “Bunca varsıllığın içinde yoksul ararsanız, o da Muğlalıdır!” dedim.

Muğlalıların
“Varsıl Muğla’nın yoksul bekçileri” oldukları hep söylenmiştir. Bu ekonomik
anlamda bir söylem olmakla birlikte sosyolojiktir de….

Oysa
Türk-İslam Kültürünün bütün izlerinin bulunduğu Muğla’da, Muğlalı bunca erenin,
evliyanın varlığı içinde “manevi” yönden de yoksuldur!…

 

xx           xx           xx

Ramazan’dan
Ramazan’a ve başımız sıkıştığında aklımıza gelen erenlerimize ne kadar sahip
çıkıyoruz?.. En çok bilinen ve en çok ziyaret ettiğimiz, medet umduğumuz Şahidi
Eren’i tanıyor muyuz? Mevlevi olduğunu biliyor muyuz?

Adını
Şahidi Eren’den alan Şahidi Camii’inin “başka camilerde görülmeyen” orta
yerindeki yuvarlak alanın ne işe yaradığını sorguladınız mı?

Turgutreis
(Zeybek Sineması) Caddesi’nın sonunda Karakolun karşısındaki caminin adını eskiden
emniyetin yerinde olan Kurbanzâde Medresesi’ndan aldığını bilmiyor ve caminin
avlusundaki türbenin Kurbanzade Türbesi olduğunu biliyor olabilirsiniz; ama
Turgutreis Caddesi’ni Recai Güreli Caddesi’ne bağlayan sokakta, Emirbeyazıt
Mahallesi’ne adını veren Şeyh Emirbeyazıt’ın Türbesi’nin farkında mısınız?
Şükürler olsun ki, ilgililerimiz, yetkililerimiz yıllar sonra fark ettiler de
bu sene Şeyh Emirbeyazıt’ın Türbesi’ne bakım yapılabildi!..

 

xx           xx           xx

Muğla
Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Namık Açıkgöz’ün,
Üç Erenler Türbesi`nin ayağa kaldırılması için bir ağlamadığı kaldı. Elbette
orada bir konservasyon yapıldı ama, restorasyon da değil, restriksiyon (yeniden
tıpkı yapımı) yapılamaz mı?

Bayrami
Sufi geleneğinin önemli kişileri arasında bulunan Üç Erenler`in Muğla için
önemli bir yere sahip olduğunun altını çizen Açıkgöz “En büyük kayıplarımızdan
birisi, burasının kitabesidir. Bir binanın kimliği ve nüfus kağıdı
kitabelerdir. Ali Rıza Hakses`in 1941 yılında yazılan ama basılmayan kitabında,
binaların kimliği ve kimlerin kaldığı anlatılıyor. Maalesef 1994 yılında buraya
geldiğimde o kitabı bulamadım.” diyor.

Nasıl
kitabeler yapıların nüfus kağıdı ise tarihi yapılar, mezar taşları ve türbeler
de bir şehrin nüfus kağıdı değil mi?!!

 

xx           xx           xx

Size bir
soru daha; Muğla’daki evliyaların evliyası Şahidi’den adını alan caminin bir
sokak ötesinde Şahidi’nin evinin olduğunu bilen var mı?

Ev
kaderine terk edilmiş!

Bu sene
Valilik hareketlenmiş; Emlak Müşaviri ve Muğla Belediye Meclis Üyesi Ziya Ercan
aracılığı ile mal sahipleri ile ilişkiye geçilmişti, ama galiba sonuç
alınamadı… Valilik veya belediye veya her ikisi birden o eve sahip çıkmalılar…

Muğla
Belediyesi, şehrin önemli yapılarını restore edip, Muğla yaşamına kazandırdı.
Acaba diyorum o evlerin arasına; Muğla’nın kültürel, sosyal yaşamına Şahidi’nin
ve hatta Şemsi Ana’nın evlerini de katmak zor mudur?

 

(x); Bu
yazım geçen Ramazan’da yayınlanmıştı. Bu gün de güncel olduğu için bir iki
değişiklik ve ekleme ile yeniden yayınlama gereği duydum. (Ö.Ö.)

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.