Bir Öykümüz Olsa

Bu haber 20 Şubat 2017 - 23:53 'de eklendi ve 748 kez görüntülendi.
İsmail Zorbaismailzorba@hamlegazetesi.com.tr

Bir öykümüz olsa, duyan öyküsü sansa..

Öykümüz böylece dallanıp-budaklansa..

Bir sevi’den, bir övü’den, o bizim öykümüzden

Giderek buluşan eller evreni sarsa..

Öykümüz de büyür büyüklüğümüzden;

Herkes sevi’sinde evreni kucaklarsa..”

Özdemir Asaf

 

Hayatı sahneye taşımak hiç de kolay değil… Genç yüreklerin büyük umutlarını harmanlayıp onları inanılmaz güzellikte bir çalışmanın içinde görmek… Oysa ki çoğu gündelik yaşamlarında bir bardak suyu bile ebeveynlerinden isteyecek kadar rahatlarına düşkündürler. Bir de bakarsınız kendi istekleri doğrultusunda yapacakları işlerde en ağır sorumlulukların altına girmekten hiç çekinmiyorlar. Bunu isteyerek yapıyorlar. Bu öyküden çıkarılacak o kadar büyük dersler var ki…

Evet!.. Hayatı sahneye taşımak hiç de kolay değil… Bir cümleyle başladı her şey. Haydi gençler bir araya gelelim. Bir oyunu sahneleyelim. Planlar, projeler ve bir de üst üste kurulan hayaller… Sonra yavaş yavaş bir araya gelen öğrenci toplulukları.. Çoğu ilk defa yan yana geldi. Önceleri biraz garipseseler de bir arada olmayı… Çalışmaya başlayınca bir şeyler hızlı hızlı akmaya başladı.. Kurulan hayaller ideallere dönüşmeye başladı. Sorumluluklar paylaşıldı. Bireysel istekler grubun istekleri çerçevesinde daha geniş bir yatakta akmaya başladı.. Zaman zaman kırgınlıklar yaşandı, sevinçler yaşandı.. Hepsi bir arada… Bazen aileler tedirginlik yaşadı, bazen öğrenciler… Acaba bu çalışmalar derslerimi etkileyecek mi diye.. Ama grubun bir araya geldiği zamanlarda yaşananlar o kadar özeldi ki ne onlar vazgeçebildiler ne de öğretmenleri…

Zamanla yazdıkları öyküyü bizzat yaşamaya başladılar. Hayatı sahneye taşımak hiç de kolay değildi. Farklı rollere bürünüp, kendini başkalarının yerine koymak hiç de kolay değildi. Düşündükçe hayatın, bir roman kalınlığında ama ayrıntılarda saklı güzelliğinin sırlarını keşfetmeye başladığınızı fark ettiniz. Zamanla kopuşları kendi içinizde yaşadınız. Ayrılanlarınız oldu. Ama tek bir hedefe kilitlenmenin verdiği ayrıcalığı yaşamak hiç de kolay değildi. Boş zaman olgusunun getirdiği anlayışın içinde yatmak, uyumak vardı, televizyon seyretmek vardı, bilgisayarda delicesine oyunlar oynamak vardı. Ama bir tatil sabahı kalkıp erkenden çalışmaya gitmek yoktu. Hafta içi derslerden sonra okulda kalmak yoktu. Üstüne üstlük derslerin, yazılıların arasında şikayet edilecek o kadar çok şey varken…

Sabahları öğrencilerimin yüzlerine bakarım. Kimisinin yüzünde sabah güneşi çoktan doğmuş, kuşlar cıvıl cıvıl ötmeye başlamıştır. Oysa çoğunun yüzünde aynı fabrikada imal edilmiş ürünlere benzeyen yorgunluk, bezginlik görürsünüz. Dertleri, sıkıntıları hep aynıdır. Yine yazılılar, dersler, notlar… Alır başını gider. Büyüklerinin yaşadığı geçim sıkıntısı, kiralar, taksitler, borçlar gibi…

Oysa bir hedefleri, idealleri olsaydı. Bunu gerçekleştirmek için bir istekleri olsaydı. Bütün zorluklara göğüs gerecek umutları olsaydı. Her şey ne kadar da farklı olurdu?…

Hayatı sahneye taşımak hiç de kolay değil. Kendi adına yaptığın bir işte başkalarıyla ortak sorumluluklar yükleneceksin. Bir de bakacaksın yaşadıkların, tattığın bütün heyecanlar hayatın ta kendisi!.. Bir de başladığın bir işi bitirmenin verdiği güven duygusu. Bununla ortaya çıkan başarıda seninde bir payın vardı. Ve harcadığın onca emek alkışlanarak taçlandı. Sen artık o tacı gururla takabilir ve istediğin gibi taşıyabilirsin.

Biz gençlerimize bu güzellikleri yazılılardan aldıkları notlarla,  sınavlarda gösterdikleri başarılarla yaşatamayız. Önce hayal kurmalarına izin verelim. Kurdukları hayalleri ideallerle donatalım. Bir şeyleri paylaşarak yaşamanın ayrıcalığını yaşasınlar. Sorumluluklarına sahip çıkacakları bir ortamda yaşamalarına izin verelim. Bırakalım hata yapa yapa doğruları bulsunlar. Böylece elde ettikleri başarıları hazmedebilirler.

Bırakın hayatı sahneye taşısınlar… Bırakın kendi yollarında düşe kalka yürüsünler. Müzik, resim, tiyatro, halk oyunları, spor hangisi olursa olsun hiç fark etmez. Kendilerini ifade edecekleri bir yol muhakkak vardır. Sosyalleştikçe yaşadıkları hayat daha anlamlı hale gelecektir. Göreceksiniz her sabah yüzlerinde güneş çoktan doğmuş, tüm dünyayı ışıl ışıl aydınlatmaktır.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.