Bir maçın ardından

Bu haber 11 Nisan 2016 - 22:57 'de eklendi ve 2.547 kez görüntülendi.
Kadir Kürşat Tamerkadirtamer@hamlegazetesi.com.tr

Muğla Atatürk Stadyumu Pazar günü son yılların en heyecanlı, sinir harbinin en fazla yaşandığı, umudun ve umutsuzluğun bir arada olduğu, entrikalarla dolu bir maça ev sahipliği yaptı. 90 dakika ile birlikte uzatma dakikalarını da eklersek Muğlaspor-Utaş Uşakspor karşılaşması belki de yıllarca hafızalarımızdan silinmeyecek bir maç olarak Muğlaspor’un tarihindeki yerini aldı. Şampiyonluk yolunda kendi evimizde oynadığımız son maçımızda 2-0 geriye düşmemize rağmen Muğlaspor sahadan 3-2 galip ayrılmayı başarabildi. Başardı başarmasına ama taraftarından yöneticisine, gazetecisinden, ambulans şoförüne kadar herkesin ömründen aldı aldı götürdü.

İyi başladığımız ilk yarıda aradığımız golü bulamayınca 30. dakikadan itibaren oyunun kontrolünü rakip takıma vermeye başladık. Gerçi Utaş Uşakspor, sahada futbol oynamak yerine maçı soğutmak için elinden geleni yaptı. Karşılaşmanın ilk dakikasından itibaren birçok pozisyonda yere düşen kalkmak bilmedi. Buda Muğlaspor’un hızlı oyun anlayışını olumsuz yönde etkiledi. İstediğimiz golü de bir türlü bulamayınca ister istemez futbolcularımızda anlamsız bir strese girdi. İlk yarının bitmesine yakın Taner’in ortasında Ebubekir’in kafa vuruşunda top ağlarla buluştu ancak ofsayt gerekçesi ile sayılmadı. Tribünden görebildiğimiz kadarıyla bize göre ofsayt yoktu ama biz ne desek boş, hakem bir kere kararını verdi. Golü saymasan ne yazar; nasıl olsa ikinci yarı var, kesin atarız diyerek karşılaşmanın ilk yarısını tamamladık.

Devre arasında kaçan pozisyonlar yorumlandı, çaylar yudumlandı ve yeniden herkes tribündeki yerini aldı. Utaş Uşakspor ikinci yarıya ilk yarıdaki gibi başladı. Düşen yerden kalmak bilmedi. Ya sabır diye diye maçı izlemeye devam ettik. 52. dakikada Muğlaspor atağında oyuna ikinci yarıda giren Utaş Uşakspor kalecisi Sercan öyle bir müdahalede bulundu ki topu adeta söktü aldı. Nasıl kaçtı bu pozisyon diyemeden dönen top ne yazık ki kalemizde gol oldu. Öylece kalakaldık. Yine de umudumuzu kaybetmedik. Taraftarda kaybetmedi var gücüyle takımımızı desteklemeye devam etti. Hemen toparlanmalıyız derken kalemizde ikinci golü gördük. Derin bir sessizlik… Başlar öne eğildi, içimizden şimdi ne olacak dedik. Saatlerimizi kontrol etmeye başladık, dakikaları hesapladık. Daha 33 dakika var. Bir futbol maçında 33 dakikada neler olmaz ki! Hem biz şampiyonluğa oynuyoruz. Şampiyon olacak takım bunu çevirmesini bilir, bilmeli gol atmalıyız…

Kafamızda türlü türlü düşünceler, her atakta işte şimdi diyoruz ama bir türlü beklediğimiz gole ulaşamıyoruz. Maçın heyecanına kendimi öyle kaptırdım ki ne fotoğraf çekmek umurumda, nede not almak. Tek istediğim golü görmek. Biliyorum, hissediyorum o gol gelirse devamı olacak. Dakika 75 Muğlaspor korner atışı kazandı. Yanımda meslektaşım Cem Kaytan var. ‘Cem abi gol gelir mi diyorum’, ‘Geldi geldi hazırlan’ diyor. Dediği oldu 75. dakikada Ebubekir’in kafa vuruşunda farkı bire indirdik. Cem Kaytan ile göz göze geldik, gülümsedik ellerimiz birbirimize kavuştu. Hemen ardından yine dakikaları kontrol ettik. Var var daha zaman var diyoruz, diyoruz ama; aması var işte. Dakikalar geçiyor kaçan pozisyonlar saç baş yolduruyor. Taraftar susmuyor; bir kere inanmış onlar, inanan taraftarı susturamazsın

Haydi Muğlaspor haydi diyoruz, 85. dakikada Sani vurdu top direkten döndü; aman Allah’ım derken Ebubekir ben buradayım dercesine ikinci golünü kaydediyor. Stat yıkılıyor, herkes sevinç içinde, 2’yi atan 3’üde atar. Taraftarımız başlıyor üç, üç, üç diye bağırmaya. Ha bu arada Utaş Uşakspor futbolcuları bildiğiniz gibi, yere düşen hala kalkmıyor nasıl bir entrikaysa bu…

Dördüncü hakem 6 dakika uzatma gösterdi. Vakit var atarız, atacağız, atmalıyız. Bir ara rakip kalenin arkasında Kulüp Başkanı Haluk Beyimoğlu’nu gördüm. Hem yürüyor hem bir şeyler mırıldanıyor. Sanırım bildiği bütün duaları okuyor, dokunmamak gerek ona. Bedenen maçta ama ruhen başka alemlerde. Dakikalar eriyor hani gol, bekliyoruz hala skor 2-2. Bu skor bize yetmez 3’ü bulmamız lazım. Unuttuk fotoğraf çekmeyi not almayı gole kilitlendik. Son şans yok buda olmadı. Ceza alanında kimse yok mu? Sadece gördüğüm kaleye giden top… Allah’ım sana geliyorum dercesine koşmaya başlıyorum. Bakıyorum etrafıma sarılanımı ararsın, koşanımı ararsın; stat yıkıldıkça yıkılıyor. Bir tek o koşmuyor, gol bile umurunda değil sanki oturmuş herkesin fotoğrafını çekiyor. Meslektaşım Bekir Tosun’dan bahsediyorum. O anları karelemeye başlamış iyide yapmış, heyecanımızı, umudumuzu ölümsüzleştirmiş. Hakem maçı bitirmiş haberimiz yok. Herkes sevinç yumağı…

Ama gözümün önünde kalan tek kare ise 3. golün kahramanı Coşkun, köşe çizgisinin kenarında takım arkadaşına sarılmış, gözyaşlarına hakim olamıyor. Sadece o mu, herkesin gözleri nemli. Şampiyonluk yolunda yıllarca unutamayacağımız bir karşılaşmadan galip ayrılmanın guru ile normal yaşantımıza geri dönüyoruz. Bizlere bu duyguları yaşatan Muğlasporlu futbolcu arkadaşlarımıza, yöneticilerimize emeği geçen herkese teşekkürler. Ama en büyük teşekkürü ise çocukları ve aileleriyle tribünü dolduran, takımımızı maç sonuna kadar destekleyen taraftarımız hak ediyor. İnanmak başarmanın yarısıdır…

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.