Bir dinlence yazısı…

Bu haber 01 Temmuz 2013 - 0:00 'de eklendi ve 1.228 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Ben köşe yazısı uğraşısını biraz da fırıncılığa benzetirim.

Ekmeğinizi yiyeni ekmeksiz bırakmamak gerekir.

Bu anlamda yaygın basında yazan köşe yazarlarını oldum olası anlayamamışımdır.

Bir sabah gazetenizi aldığınızda tiryakisi olduğunuz yazarı köşesinde bulamaz, “Kısa bir tatil için yazılarıma ara veriyorum” şeklindeki notu ile karşılaşırsınız. Kimisi okuruna daha bir saygılıdır, tatile çıkmadan kaleme aldığı yazısını “Tatile çıkıyorum. Bir süre sizlere uzak kalacağım” diye noktalar.

Kimi zaman editörün “Yazarımız yıllık izne ayrıldığı için yazılarını bir süre yazamayacak” notu ile karışlaşırsınız.

Nereden baksanız 30 yıldır günlük yazı yazıyorum. Bir kere şöyle ağız tadıyla “Tatile çıkıyorum. Yazılarıma bir süre ara veriyorum.” diyemedim. Tabi ben istemedim.

xx        xx        xx

Her yaz gidip bir yerlerde dinlendim, ama hiç yıllık izin almadım… Dinlenirken de işimi yapmaya devam ettim. Bunu bir tek Kenan Evren’e hakaretten hapse girdiğimde yapamadım.

Yani 30 yıldır fırının kepengi inmedi. Müşteri varsa kepenk iner mi? Allah indirmesin…

Bazen “Yetiversin artık, bırak.” diyen meslektaşlarımda oldu. Üstelik onlardan birinin patronu her gün yazamasa da neredeyse 50 yıldır yazıyor… Beyim, patronuna söz geçiremiyor. Bana söz geçirmeye kalkıyor.

İşte o meslektaşım bir yazısında hızını alamamış, bir de “Oturduğun yerden gazetecilik yapıyorsun.” demişti.

Bu yeni değil ki… Ben günlük yazılarımı 30 yıldır oturduğum yerden yazıyorum. O arkadaşım amuda kalkarak mı yazıyor bilmiyorum!

Ama onların, arada bir kendilerini kalemime dolamak zorunda kaldığımda yazı yazma kabızlığından kurtulduklarını biliyorum…

Ben bırakırsam ne yazacaksınız, kimi yazacaksınız?

xx        xx        xx

Ben 30 yıldan fazla bir süredir de Cumhuriyet Gazetesi’nin Muğla Muhabirliğini yapıyorum. Cumhuriyet beni bırakmıyorsa ben Cumhuriyet’i neden bırakayım?

Üzgünüm Hamle’de bırakmıyor beni…

O arkadaşlarıma ne oluyor, anlamıyorum.

En önemlisi okurlarım bırakmıyorlar. Onlar bırakınca yapacak bir şey yok tabi…

O arkadaşlarım için üzgünüm, ama okunduğum sürece bırakmaya niyetim yok. Allah ömür verirse, korkarım oturduğum yerden onların arkasından da yazmaya devam edeceğim.

Ama merak etmeyin, içinizden birinin beni geçtiğini gördüğüm gün, okurlarımdan özür diler bırakırım!

xx        xx        xx

Tabi ben mesleğini sadece oturarak değil, dinlenerek de yapabilenlerdenim.

Ne de olsa “kes, yapıştırıcılardan” değilim. CHP lideri Kılıçdaroğlu’na veya Başbakan Erdoğan’a küfrederek ya da onların yalakalığını yaparak yazı yazma kolaycılığına kaçanlardan da değilim…

Yıllık iznimi değil, dinlencemi Ören’de geçirdim. Can Yücel’in Datçası ve Melih Cevdet Anday’ın Ören’i beni dinlendiriyor.

Bir hafta süreyle dinlenirken, işimi yapmaktan geri durmadım. Ören’den gazeteme üç manşet haber taşıdım. Bu da beylere kapak olsun. Çalışın, kendinizi yetiştirin… Kimse kimseye koltuğunu bırakmaz. Çalışın alın koltuğumu altımdan…

xx        xx        xx

Ben Ören’e gitmeden Marmarisli gazete sahibi meslektaşım Temel IrmakMarmaris’e turist gelmiyor” diye “Gezi Parkı direnişine destek veren eylemciler” hakkında suç duyurusunda bulunmuştu. Savcılık suç duyurusunu kabul etti mi bilmiyorum. Kabul etti ise kimlerin hakkında dava açılacak?.. Eylemcilerin!.. Kimine göre sayıları 1 milyonu bulan o eylemciler nasıl yargılanacak onu da bilemiyorum!

Ören’de kaldığımız pansiyonu zor bulduk. Her yer dolu. Bize pansiyonu bulan dostum, “Keşke Ramazan’da gelseydiniz. O zaman daha ucuza yer de bulabilirdik.” dedi. Ramazan’da yerli turist önemli ölçüde azalıyor. Bu durum ağırlıklı olarak yerli turiste hitap eden Akyaka gibi beldeleri de etkiliyor.

Başta Dalyan olmak üzere Marmaris’in Selimiyesi, Bozburunu, Bodrum’un Bitez’i, Gündoğan’ı, Yalıkavak’ı, Gümüşlük’ü, Fethiye’nin Ölüdeniz’i ve özellikle Datça yerli turist ağırlıyor.

Bu yüzden Temmuz ayının ikinci haftası Temel Irmak dâhil, meslektaşlarım “Ramazan geldi, turizm merkezleri yabancı turiste kaldı” başlıklı haberler yapacaklardır…

xx        xx        xx

Ben yine de Temel arkadaşımın bir bildiği mi var diye Dalyan’dan, Fethiye’den, Bodrum’dan, Marmaris’ten dostlarımı, belediye başkanlarını aradım. Hemen hepsi “Avrupa ülkelerinde ekonomik kriz devam ediyor. İngilizlerde düşüş var. Ama rezervasyon iptali yok. Bu sene sezona yüzde 10 düşüşle başladık. Yine de kötü bir sezon değil. Ramazan ayı yıldızlı tesisleri etkilemez.” diyordu.

Bodrumlu dostum ise Ramazan Ayı’nın birkaç yıldır sorun yaşattığını belirtirken, “Bodrum geçen Ramazan Ayı’nda etkilenmedi. Burada yerli turistin yanında Arap ülkeleri için de yüzde 10’dan yüzde 40’a varan Ramazan Ayı kampanyaları yapılıyor.” diyordu. Akyaka Belediye Başkanı Ahmet Çalca ise Akyaka’da her yer dolu. İnanmayan gelsin kamera ile tespit etsin. Ramazan Ayı’nda sıkıntı olabilir, ama bu yerli turist için fırsat olarak da değerlendirilebilir. Ramazan Ayı’nı ibadetini yaparak ve dinlenerek geçirmek isteyenleri Akyaka’ya bekliyoruz.” dedi.

Yani yüzde 10 düşüşle sezon başladığında Taksim Gezi Parkı eylemleri yoktu…

İstanbul elbette etkilenmiştir, ama Marmaris ne alaka?

Keşke birileri de çıksa hanutçular, hanutçuluğu engelleyemeyenler hakkında suç duyurusunda bulunsa…

xx        xx        xx

Neden “Akyaka dururken, Ören?” diyenler olabilir. Akyaka Muğla’nın sayfiyesi… Muğlalı olarak Akyaka’yı yaz-kış yaşıyoruz. Allah olmayana versin. Yılda bir Ören’e gitmenin ne zararı var ki…

Ören ilginç bir yer. Ben hep Otantik Kafe’de otururum. 23 Temmuz Pazar günü şöyle bir çevreme baktım. Gündüzleri bira tüketilen kafede o gün benim gibi bira tüketmeyen çoğunluktaydı. O gün Berat Kandili idi. Her gece canlı müzik yapılan kafede o gün gece canlı müzikte yoktu. Bütün mekanlar da yoktu… Ören ertesi günü yine vur patlasın, çal oynasındı…

Ve Ören her zaman ki gibi güzeldi. Belediye Başkanı Kazım Turan beldesini koruyarak geliştirmeye devam ediyor. Akyaka Belediye Başkanı Ahmet Çalca da öyle yapıyor.

Ama birileri 8 katlı apartmanlarla Akyaka’yı hançerlemeye kalkışmış bulunuyor.

Umarım bu taammüden cinayetten vazgeçilir.

Umarım malum meslektaşlarım bana kızmadan kızmaya yazmak yerine, burunlarının ucunu görüp Akyaka’ya sahip çıkarlar…

İşte bu da bir dinlence dönüşü yazısı oldu.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.