Bir buçuk milyonluk metruk bina

Bu haber 18 Nisan 2013 - 21:55 'de eklendi ve 1.552 kez görüntülendi.

mutsobinasaim1231654Muğla Sanayi ve Ticaret Odası (MUTSO)tarafından 2001 yılında yaptırıldıktan sonra kaderine terk edilen ve bu günkü piyasa değeri yaklaşık 1 Milyon 500 Bin TL’lik idari hizmet binasının durumu oda üyelerinin tepkisine neden olurken odanın 21 yıl başkanlığını yapan Saim Gürsoy sessizliğini bozdu.
Haber Merkezi
Muğla Sanayi ve Ticaret Odası (MUTSO)tarafından 2001 yılında yaptırıldıktan sonra kaderine terk edilen ve bu günkü piyasa değeri yaklaşık 1 Milyon 500 Bin TL’lik idari hizmet binasının durumu oda üyelerinin tepkisine neden oluyor. Mevcut MUTSO yönetiminin fuar alanından, projelerine, yeni hizmet binasından, 8 yıllık görev sürelerine yönelik değerlendirmelerde bulunan Saim Gürsoy, Bülent Karakuş’un rakibi Safa Altaş hakkındaki “komisyoncu” ifadelerine de inanmak istemediğini ancak böyle ise, “herkesin ortaya dökülecek kirli çamaşırı vardır, ancak bu seçim sürecini çok ciddi şekilde yaralar” diyerek Altaş’tan özür dilenmesi gerektiğini söyledi.
MUTSO’nun 2005 yılına kadar 21 yıl başkanlığını yapan işadamı Saim Gürsoy, Muğla Merkeze bağlı Bayır Beldesi’nde Muğla Ticaret Merkezi içerisinde yaptırdıkları binayı bölgede bir Yüksekokul veya Gümrükleme idaresi olarak hizmet etmesini amaçlayarak yaptırdıklarını söyledi ve binanın böyle atıl vaziyette kaderine terk edilmesinin kendisini üzdüğünü dile getirdi.
Yaklaşık 700 metrekare kullanım alanına sahip iki katlı binanın ekonomik değerinin çok yüksek olmasına karşın metruk vaziyet bırakılmasına anlam veremediğini dile getiren Gürsoy, “2001 yılında bu binaya inşa ettirmiştik. Bu binayı yapmakta ki amacımız Üniversite ile birlikte yüksek okullardan birini buraya açmak ve alt eleman yetiştirilmesine katkı sağlamak veya gümrüklemeyle ilgili bir çalışma yapılmasıydı. Alt katında da oradaki tesislerin faydalanacağı sosyal tesislerin kurulması idi. Hemen ilerisindeki 7 dönümlük bir alanı da mermercilerimiz için teşhir alanı olarak değerlendirmek istemiştik. Yabancının Muğla ya gelmesi halinde mermeri ocaklardan, değil sadece orada görüp ihtiyacını karşılamasını istemiştik. Bu alanın önünde 150 dönümlük alanda yola sıfır olduğu için bu amaca çok iyi hizmet edebilirdi. Tabi ki mermerci arkadaşlarımızın talebine bağlıydı bu iş. Hatta bir benzin istasyonu da yapılabilirdi, ancak büyük bir trafo olduğu için bizde imtina ettik, kaldı. O zaman kasamızda 1 Trilyon 500 Milyar TL’de paramız vardı. Şimdi o alanın satıldığını duyunca üzülüyorum. Biz hiçbir şeyi satmadan burayı kalkındırmıştık. Biz bu binayı ve Bayır Ticaret Merkezini çok cüzi bütçelerle yaptık. Bize herkes “yapamazsınız” demişti. 465 Bin TL para ile 150 dönüm arazinin sahibi olduk ve burayı kat karşılığı olarak müteahhide vererek yaptırdık. Çünkü o dönemde ekonomimiz bu binaları yapmamıza imkân vermiyordu. Kooperatifleşebilirdik ama farklı söylentilere neden olmamak için böyle bir şey yapmadık ve kat karşılığı olarak yaptık. Sonrasında işyerleri, 7 dönümlük arazi, idare bina olarak tamamlandığında bizim elimize geçen para 7 Trilyonun üzerindeydi. Yani biz bu işi çok doğru bir şekilde yaptık. Ama sonrası getirilmedi 7 dönümlük alan 550 Bin TL’ye satıldı.” diye konuştu.
Muğla Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Bülent Karakuş söz konusu binaya şu ana kadar herhangi bir talebin olmadığını belirterek, “bu binayı kiracı olarak kullanmak isteyen bir müracaatçı henüz olmadı. Eğer bir iş adamı burayı kiralamak isterse veya satın almak isterse gelsin her türlü desteği ve kolaylığı kendisine sağlarız. Ancak bu zamana kadar böyle bir talep olmadı” diye konuştu.
“Muğla’mızda bir Fuar Alanı furyası almış başını gidiyor. Bu durum bir seçim malzemesi yapılıyor. Bunu son derece yanlış buluyorum ve kınıyorum. Bundan vazgeçilmelidir, yürümez” diyerek Fuar alanının tahsisli bir bölge olduğuna vurgu yapan Saim Gürsoy Fuar alanlarının şehrin çok özel bölgelerinde olması gerektiğini hatırlatarak, “Fuar alanları şehrin en güzel yerlerindedir. Fuar alanlarının yanında bizde olduğu gibi sanayi göremezsiniz. Bizim şu anki fuar alanımız aslında tahsistir. Yani bunun sahibi devlettir. Şu anda tahsis edilmiş ve bu tahsisli yere siz bina yapacaksınız, bunun sahibi kim, kim yönetecek, bunun yönetimi için ne kadar para harcanacak. Bunlarla ilgili hiçbir bilgi yok.
Benim şahsi fikrim şu andaki fuar alanı projesi çok yanlış bir fikir, yanlış bir yatırım, ölü bir yatırım. Çünki sizin neyiniz var, neyi tanıtacaksınız, hangi ürünü tanıtacaksınız. Kaç türlü ürününüz var, senede kaç defa fuar yapacaksınız. Fuar alanlarının yaşaması için oraya alacağınız elemanların parasını çıkartmanız için, elektrik bedelini bile karşılamanız için ayda en az 10-12 tane fuar yapmanız lazım. Bakınız Antalya bunu beceremedi, piramit orada boş duruyor. İzmir fuarı bile senede bir haftayla sınırlı ve ölü duruyor. Şimdi önümüzde böyle örnekler varken CNR ile Beylikdüzü ile yarışmanın ne alemi var. Onlar bile inanın ara kazanamıyorlar. Çünki CNR’ın ortaklarından birisi Odalar Birliği’dir, ben Odalar Birliği Yönetim Kurulu Üyesi iken bu konuları biliyordum ve bunu arkadaşlarıma anlattım. Oradaki adamın kazancı benzin istasyonu ve otelinin olması. Diğer taraftan ayırdığınız bölümlerde insanlarda makinelerini getiriyor kimin ne kadar enerji sarf ettiğini bilemiyorsunuz. Herkese ayrı özel sayaçta koyamıyorsunuz. Bu adamlar bile fuardan para kazanamıyor, otel ve benzin istasyonundan para kazanıyor ki o kadar çokta far yapmalarına karşın. Ama gelin görün ki bizim Muğla’mızda bir Fuar Alanı furyası almış başını gidiyor. Bu durum bir seçim malzemesi yapılıyor. Bunu son derece yanlış buluyorum ve kınıyorum. Bundan vazgeçilmelidir, yürümez. Çünkü fuar alanları sanayi ile yan yana olmaz, bunun böyle olması mümkün değildir. Fuar alanları çalışmak zorundadır. Fuar alanı ile ilgili bir başka yanlışta gelecek konukları nerede misafir edeceksiniz. 50 bin kişinin geleceğinden söz ediliyor. Bu insanları nerede misafir edip nerede yedirip içireceksiniz. Şehrin alt yapısı da buna müsait değil” diye konuştu.
Muğla Sanayi ve Ticaret Odasının Karya Yürüyüş Yolu, Yörük Köyü gibi projeleri sahiplenmesine anlam veremediğinin altını çizen Gürsoy, “zaten yapılmış olan bir şeyi kendine mal etmek doğru değil. Kaldı ki bunları yapmak Ticaret Odasının görevi de değil, oda önce kendi üyelerinin sorunlarını halledecek” dedi.
“Yörük Köyü, Karya Yürüyüş Yolu gibi projeler daha önce devletin, bakanlıkların hayata geçirdiği çalışmasını yaptığı projelerdir, bunları MUTSO’nun kendi projesiymiş gibi göstermesi yanlış, bunun bir alemi yok. Bende bilmiyordum ve tebrik etmek istemiştim ama Muğla’daki yerel gazetelerimizden öğrendim, zaten Yörük Köyü ve Karya Yürüyüş Yolu Projeleri Bakanlığın izniyle yapılmış. Oradaki evleri projeleri ticaret odası mı yapacak, zaten yapılmış olan bir şeyi kendine mal etmek doğru değil. Kaldı ki bunları yapmak Ticaret Odasının görevi de değil, oda önce kendi üyelerinin sorunlarını halledecek. Ticaret odasının ülke ekonomisiyle ilgili, Muğla’nın şehirleşmesi, tüccarların sıkıntılarını hiç ulusal basında dile getirdiğini duydunuz mu. Ne yapmış Ticaret Odası, yeni yapılan oda binası dışında 8 yılda yapılan ne var. Bende merak ediyorum, bir açıklasınlar görelim. Çünkü çok emeğim geçtiğim bu odaya. Yapılan binanın yerinin ilk pazarlığını yapanda benim. O zaman ki avukatlarımız çok KDV çıkıyor diye bana vermekten vazgeçtiler. O zaman için 1 Trilyon 200 Milyar TL’ye alınacaktı o yer. Ama bir süre sonra dindi o iş. Sonra bu arkadaşlarımıza nasip oldu. Benimle birlikte çalışan arkadaşlarımız bu konuyu yeni yönetime ilettiler ve onlar bu işin üzerine gittiler ve o yeri almışlardır. Ama ilk girişimi bizim yaptığımızı dillendirseler zarafet olurdu, ama kardeşlerimiz bunu yapmadılar. Yasamızda 21 yıl oda başkanlığı yapanlar için odanın onursal başkanlığı var. Ama yasada olmasına rağmen arkadaşlarım beni buna layık görmediler. Ama ben 21 yıl boyunca Saim Gürsoy olarak değil, Muğla Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı olarak alnımda bir toplu iğne ucu kadar leke olmadan görevimi tamamladım ve seçime girmedim. Rakipleri de olmadım, oda seçimlerine müdahil de olmadım”
Bu güne kadar oda seçimlerinde hiç taraf olmadığını belirten Gürsoy, gönlünün genç ve çekirdekten gelen sanayicilerden yana oluğunu belirterek, “müflis tüccar olmayan, kimseye borcu bulunmayan, genç ve dürüst insanların üreten insanların burada olmasını istiyorum. Odanın geleceğini de bu gençlerin sağlayacağına inanıyorum. Muğla çok küçük bir yer, bir cenaze oluyor hep birlikte cenazeye katılıyoruz ama mezarlıkta ayrışmayı görüyoruz. Düğünlerde ayrı ayrı masalarda oturulmaya başlandı. Bunlar güzel şehrimize yakışmıyor. Oysaki bu arkadaşlarımız odamız için Muğla’mız için neler yapabiliriz diye birlikte düşünmeliydiler. Bu durum beni gerçekten beni üzüyor.
Geçtiğmiz günlerde Muğla’ya yapılacak bir yatırım nedeniyle MUTSO Başkanı Bülent Karakuş’un rakibi Safa Altaş için “komisyoncu” yakıştırması yaptığı yönündeki soru üzerine konuşan Gürsoy, “Eğer böyle yakıştırmalar olacaksa, kirli çamaşırlar dökülecekse herkesin ortaya dökeceği kirli çamaşırlar olabilir, buda seçimi çok ciddi bir şekilde yaralar, çok çirkin bir yere doğru götürür ki bunu hiç kimse istemez. Hiç hoşuma gitmedi inşallah böyle bir şey yoktur” diyerek, “Ancak Karakuş ile Altaş arasında yaşananlar beni üzdü. Zarif bir ilde yaşıyoruz. Karşıt gurup adına böyle yakıştırmalar yapılıyorsa ki ben Bülent’in böyle bir şey söyleyeceğine inanmıyorum, ama söylediyse de karşılığında aynı şekilde özür dilemesi lazım. Bunun sehven ağzından çıktığına inanıyorum. Netlog’un Muğla’ya yapacağı yatırım çok önemli, ayrıca organik tütün konusunda arkadaşların yaptıkları çalışmayı da önemsiyorum. Eğer buda gerçekleşirse çiftçimizi para edecek yeni bir imkan doğacak ki, bu Muğla’nın çok ciddi ekonomisine katkısı olacaktır diye düşünüyorum.
Bu saatten sonra arkadaşlarımızın bir araya gelmesi mümkün eğil gibi görünüyor. Bizim meclis üyelerimizin kaliteli insanlardan oluşması gerektiğine, ülke ekonomisi adına bir şeyler söylemeleri gerektiğine inanıyorum. Bizim Odalar Birliğimiz de suskun, odamızda suskun. Türkiye’de her şey toz pembe gidiyorsa saygıyla karşılarım, yok eğer değilse bu onların bir eksiğidir” diye konuştu.
Sanayi ve Ticaret Odası üyelerinin paralarını doğru kullanmak gerektiğine vurgu yapan Saim Gürsoy, “Üyelerinizin parasını doğru kullanmak zorundasınız. Biz yıllarca bunu yaptık. Şimdi saray gibi bina yapıldı evet çok güzel ama Muğla için çok büyük. Tamam, Muğla için küçük düşünmeyelim, büyük düşünelim o da doğru. Ama o lüksün, o debdebenin Ticaret Odasını sağa sola borçlandırarak yapmanın da bir alemi yok diye düşünüyorum” dedi.
21 görev yaptığı Muğla Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığı döneminde meclis üyeleri ile birlikte odayı siyasete bulaştırmadıklarını, siyasi partinin arka bahçesi olmadıklarını ve hiçbir siyasi partiye destek vermeyerek, belediye seçimlerinde taraf olmadıklarını ve belediyenin de oda seçimlerinde taraf olmasını arzu etmediklerini belirten Saim Gürsoy, “Yönetim kurulu üyesi ve meclis üyesi arkadaşlarımla hep uyum içerisinde çalışmıştık. Benim başkanlığımda geçen 21 senede bir tek şerh göremezsiniz. Alınan tüm kararlar oy birliğiyle alındı. Haftada bir toplandığımız halde 21 yılda yapılan 1094 toplantıda alınan kararlarda bir tek şerh göremezsiniz. Bu da bizim doğru çalıştığımızın ve doğru kararlar aldığımızın bir göstergesidir. Düşünün ki meclisinizde her guruptan, her siyasi görüşten insanlar var. Ama biz odamızı siyasete bulaştırmadık, hiçbir siyasi partinin arka bahçesi olmadık. Hiçbir siyasi partiye destek vermedik. Hiçbir belediye seçimlerinde taraf olmadık ve belediyenin de bizim seçimlerimizde taraf olmasını arzu etmedik. Dolayısıyla o zamanda biz sadece ve sadece ekonomik politikaların içerisinde ve siyasetin dışında bulunduk, bu doğru bir yöntemdi ve bu bizi Odalar ve Borsalar Yönetim Kuruluna kadar taşıdı. Muğla’mızın sıkıntılarını her genel kurulda, her toplantıda milletvekillerinin karşısında kürsüye çıkıp anlattık. Muğla’da neler yapılması gerektiğini her fırsatta izah ettik” diyerek yaklaşan MUTSO seçimlerinde kazananın Muğla olmasını arzuladığını söyledi.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.