BİR BİLGE ÖĞRETMEN BİR REHBER İNSAN: OKTAY KAYA!..

Bu haber 06 Ekim 2015 - 9:47 'de eklendi ve 1.713 kez görüntülendi.
İsmail Zorbaismailzorba@hamlegazetesi.com.tr

İsmail ZORBA

 

BİR BİLGE ÖĞRETMEN

BİR REHBER İNSAN: OKTAY KAYA!..

 

Lise yılları, herkesin kişiliğinin filizlendiği yıllar!.. Gençliğin en dinamik aynı zamanda kendini keşfe çıktığın  deli zamanları.. Aşka ilk defa el uzattığın, kendine ait sınırları aradığın, attığın adımlarda bile doğru çizgiyi bir türlü dengeleyemediğin yıllar.. Benim içinse sessiz, kendi içinde büyük fırtınaların arasında yaşanmış sakin bir limanı aradığının bile farkına varamadığın yıllar.. Her şeyi kendi içimde yaşardım başarıyı da, başarısızlığı da hatta aşkı da..  Durmadan okur, sıklıkla da yazardım. Kalabalıklar arasında kendi sesimi bulmaya çalışırdım. “Edebiyat” ise sığındığım tek limandı.

Edebiyat öğretmenlerimse bir an evvel gelmesini beklediğim rehberlerimdi. İlk yılllar Sami Aldemir’li yıllardı. Askerden yeni gelmiş;

Taze bilgileriyle muzip tavırlarıyla sizi kavrar, alır götürürdü ya da sadece beni..

Sonra (yaşıyorsa Allah Uzun ömürler versin) bir şair öğretmen Ayfer Günay’lı yıllar.. Derse şiirle girer, şiirle çıkar; şiir gibi yudum yudum sarardı içinizi.

En son yıl -ki o usta öğretici olarak hep son sınıflara girerdi-  derinden gözlerinizin içine bakan, sizi kavrayıp sahiplenen, dost yüreğiyle, samimiyetiyle sizi benliğiniz içinde kabullenen o dev öğretmen Oktay Kaya!..

Turgut Reis Lisesinde bazı öğretmenler assolistler gibi isimleriyle müşahhaslaşmışlar, adları kendilerinden ayrı bir marka halini almıştı. Küçücük taşra kasabası Muğla’da bu öğretmenlerimiz bizim ayaklı kütüphanelerimiz, internetimizdi yerine göre.. Oktay Kaya ise dünyaya açılan penceremizdi..

Yerine göre hayatın içinde  magazinsel, kültürel, siyasi, ekonomik, felsefi, geleneksel; biraz derinlikli, biraz mizahi, biraz ciddiye yakın ve gerçek.. Oktay Kaya, “Hayat Cep Ansiklopedisi” gibiydi. Aç aç oku; hiç sıkmazdı sizi.. Bir de bir genç olarak, birebir konuşmalarında bir psikolog gibi size kendinizi önemli hissettirir, benim gibi şifresini kaybetmiş kapalı kutuları bile ustalıkla açardı.. Onun dersleri diğerlerinden farklı bir zamanı yaşatırdı sizlere.. Tayy-ı zaman, tayy-ı mekan!..

Oktay Kaya Muğla’nın gündelik hayatında da  farklı zamanlar, farklı mekanlardaydı gözümüzde.. O içimizden biriydi. Okul zamanları dışında her zaman Eski Garajın girişine park ettiği Hacı Murat’ının bagaj kapağı açık, içinde gündelik alışveriş yapılabilecek bir tezgah!.. Yanında bir sandalyeye oturmuş bir hayat adamı ve onun yanında sohbete durmuş insanlar.. O sadece okulda derslikte öğretmen değil; yirmi dört saat görevinin başında bir rehber, bir bilgeydi..

O’nun ağzında Kars sizin memleketiniz oluverir, sanki Muğla’da Kars’ı yaşıyormuş gibi olurdunuz. Hiç unutmam İzmir’de üniversiteyi okuduğum o dört yıllık zaman diliminde o garaj girişinde hocamla ve dostlarıyla yaptığım sohbetler bana çok farklı deneyimler kazandırmıştır. Konuşmalarına yansıyan Azeri şivesinin kendine has sıcaklığı, samimiyeti ile sohbetlerinin tadına doyum olmazdı. Yudum yudum tadını aldığınız naneli şeker gibi ferahlık verirdi içinize.. En garibanına bile kucak açardı..

Bazıları garipserdi onun bu işportacı görünümünü eleştirirlerdi acımasızcasına.. Bilmezlerdi hayat insanların içine girerek, onlarla konuşarak, insanla insan olarak tanınırdı. Okumak yetmezdi, yaşanmışlıklarla tamamlanmalıydı bir bakıma. Oktay Kaya baştan başa yaşanmışlıktı..

Biz de uzaktan uzağa bilirdik  yorgun bir  savaşçı olduğunu.. Engelli bir oğlu vardı, tüm sevgisini verdiği.. Bu bir hüzün katardı yaşamına, onu anarken gözleri umraniyekombiservis.org buğulanır derinlere dalardı. Eşi Şükran Hocamız, kızı Hepşen (yaşça yakın olduğumuz halde uzaktan tanırdım.) onun huzur ve sükun tarafıydı. İlerleyen yaşlarında onu derin bir baba aşkıyla yad ederdi.

Turgut Reis’li yıllarımızda Oktay Kaya’nın edebiyat öğretmeni olarak uzman bir yönünü de sonradan fark ettik. O üniversite sınavına hazırlanırken teknik okumayı, pratik düşünme ve sorgulamayı da öğretmişti bizlere çaktırmadan.. İş bizde başlıyor, bizde bitiyordu. Pratik dokunuşlar yetiyordu kendini hazırlamaya.. Bir yandan konuşmalarıyla sizi sarıp sarmalıyor; özgüven aşılıyor, verdiği enerjiyle hedefinize kilitlenmenizi sağlıyordu.. Ne profesyonelce dokundurmalardı konuşmalardı bunlar.

Kars ve anıları derslerimizin ve sohbetlerimizin en enerjik, en heyecanlı anlarıydı. İdealist bir öğretmen, idareci, lider kimliği ortaya çıkardı. Az zamanda çok işler yapan Cumhuriyet’e kanat geren öğretmenlerden biriydi. Kars-Sarıkamış lisesi müdürlük-öğretmenlik anıları bir efsane yapardı onu, hatta bir destan kahramanı.. Türkiye’nin hatta dünyanın her tarafına yayılmış Oktay Kaya patentli öğrenciler sarardı etrafınızı.. Muğla onun yaşamında bir huzur, dinginlik dönemiydi. Muğla’ya aşıktı. Yaşarken de öldükten sonra da Muğla ezelî ikametgahı olmuştu. Şimdi Muğla’yı adım adım dolaştığınızda Oktay Kaya’nın gönül fidanlarını görürsünüz; onun dostluğuyla sarmalanmış, rehberliğiyle yolunu bulmuş, sevgisiyle huzura ermiş dost gönüller.. Her yaştan insanın dost yüreğiydi Oktay Kaya Hoca’mız!..

Yaşama sevincini enerjisini hiç kaybetmedi. Çalışmaya, durup dinlenmeden çalışmaya devam etti.. Okudu, düşündü, yazdı, anlattı, anlattı.. Emekli olduktan sonra dershanede eğitimciliğine devam etti. Sonra yazarlık yönü sahneye çıktı. Yerel gazetelerde kendine ait köşesinde yazılarıyla eğitimciliğine, rehberliğine devam etti. Yine yerel televizyonlarda hafta içi yayınlanan rehber programlar yaptı. Muğla kültürüne katkısı sonsuzdur. Hele başka efsane öğretmen Muhammed Armutçuoğlu ile Hamle televizyonunda yaptığı program yerel ratingleri alt üst etti. Hâlâ halkın hafızasında yaşamaktadır. Bizlerle “Türkçe sevdası” üzerine onlarca program yaptı. Hele yazılarındaki anlatım bozukluğu köşesi onun üslubunun vazgeçilmez bir parçasıydı.

Son yılları, ona veda zamanları hep içimi burkar, hüzün sarar her yanımı.. Ayrılmak zor geliyordu ondan.. Her görüşmemizde biraz daha çöküyordu bedeni.. Ruh hâlâ dimdik, enerjik, dost ve sevgi dolu.. Huzurevinde geçirdiği zamanlar, ona ait son cümleleri yazmak, konuşmak bana zor geliyor.. O hep bize candan sarılan bir dost yürek, konuşmasıyla içinizi ısıtan, ferahlatan bir bilge , bir rehber, bir öğretmen… İyi ki yaşamımızın vazgeçilmez bir parçasıydınız değerli öğretmenim. Ellerinizden öpüyorum, biliyorum siz de gözlerimden öpüyorsunuz şu an. Sizi bir kere daha özlemle, hasretle, rahmetle anıyorum.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI
Erdal Çil 07 Ekim 2015 / 18:18

Duygu yoğunluğunuzu çok iyi yansıttığınız ve rahmetliyi de çok iyi gözümüzün önüne getirttiğiniz bir yazı olmuş. Vefanızdan dolayı da tebrik ediyorum. Allah rahmet eylesin.