Bir Asra Yaklaşan Süreye Karşın

Bu haber 28 Ekim 2014 - 21:41 'de eklendi ve 658 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Bugün 29 Ekim.

Türk halkının Cumhuriyet Bayramı.

Bu demektir ki, aradan geçen 91 yıl, yaklaşık bir asra yakın sürede, halk iradesini egemen kılan bir yönetimin kabul edilişinin coşkusu bir kez daha yaşanacak.

Hem de Türkiye’nin bir ucundan diğerine.

Yanı sıra Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Dış Temsilciliklerde.

Böylelikle bugün, aykırı düşüncede olanlar hariç, 76 milyonun üzerinde vatandaşımız, bir kez daha hür ve bağımsız yaşamanın temel göstergesi Cumhuriyeti kutlayacak.

Hem de büyük bir heyecan ve coşku içerisinde.

Büyük bir mutlulukla.

Nasıl mutlu olmazsınız!

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ve ona gönülden bağlı insanımız, tarihte emsali görülmeyen bağımsızlık mücadelesi sonrasında, ülkenin yönetim şeklinin Cumhuriyet olmasında karar kılıyor.

Kılıyor ama bu kolay olduğu sanılmasın.

Zira, o günün koşullarında TBMM’ni oluşturan üyeler arasında buna karşı çıkanlar sayısı az değildi.

Özellikle dervişler, mollalar ve müritler, hilafetin devamından yana tavır koymuşlardı.

Mustafa Kemal Atatürk bunun bilincindeydi.

Zaten, kurtuluş mücadelesinden epey sonra böyle bir kararın ancak açıklanmasının başkaca izahı yoktur.

Ne var ki Atatürk kararlıydı.

Ne yapıp, edip bu kararını meclise sunacaktı.

Ona göre Türkiye için en iyi yönetim şekli, Cumhuriyetten başkası olamazdı.

Başkaca hiçbir yönetim tarzı, kabul edilemezdi.

Bu nedenle uzun bir hazırlık ve geçiş dönemi için zemin hazırlanır.

Atatürk ve arkadaşları heyecan içerisindedir.

Ya bir aksilik olursa!

Ama ne olursa olsun, yeni yönetim şeklini meclise sunmayı karar altına alırlar.

Nihayet, 29 Ekim 1923 tarihinde gerçekleştirilen birleşimde, Türkiye’nin yeni yönetim şeklinin Cumhuriyet olduğu açıklanır.

Bazı karşı çıkmalara karşın o günün meclisini oluşturan heyet, bu kararı büyük bir coşku ile karşılar.

Ve bu karar, ülke genelinde olduğu gibi dış temsilciliklerde sevinçle karşılanmanın yanında büyük bir heyecan yaratır.

Akabinde aynı heyecan, dalga dalga yurt sathına yayılır.

Artık karar verilmiştir.

Türkiye bundan böyle Cumhuriyetle yönetilecektir.

***

Mustafa Kemal ve arkadaşlarının bu tür bir karar alması altında yatan tek neden;

Bir ülkeyi oluşturan kitlelerin hür iradesinin tecelli etmesi, ancak Cumhuriyet rejimiyle mümkün olabilirdi.

Aksi halde, o ülkede tümüyle demokrasiden dem vuramaz.

İlişkin olarak halk iradesinin egemen kılınması söz konusu olmazdı.

Öyleyse dedi Atatürk;

Türkiye’nin yönetim şekli Cumhuriyettir.

Bundan böyle ülkenin asıl sahibi halk olacaktır.

Aynı rejimin koşulları doğrultusunda halk;

Her türlü eğitim ve öğrenimden eşit şekilde istifade edeceklerdir.

İsteyen, belirlenen şartları yerine getirdiği sürece, tercih ettiği her dereceden okullarda okuyabilecektir.

Cumhuriyet rejiminin getirdiği bir önemli ayrıntı, halk iradesinin egemen kılınmasıdır.

Bunun anlamı, seçme ve seçilme hakkına sahip olmaktır.

İlişkin olarak, dileyen dilediği şekilde her türlü yönetime katılabilecektir.

TBMM’nin teşkilinde tek seçisi halktır.

Ancak halkın seçtiği vekiller TBMM’nin üyesi olabilirler.

***

Ve halk iradesini esas kılan pek çok kriterler daha vardı.

İşte aradan geçen bunca süre içerisinde halk, Atatürk’ün önderliğinde belirlenen Cumhuriyeti layıkıyla kutlamanın heyecanı içerisindedir.

Hem de hiç eksilmeyen bir sevgi ve bağlılıkla.

Hiç şüphe yok ki, Türkiye var olduğu sürece Cumhuriyet, halkı iradesinin egemen kılınması bağlamında hep var olacaktır.

Her ne kadar, ülke yönetiminde görev üstlenen hükümetlerin idare anlayışının eksikliğini öne sürerek ihtilallere yönelen askeri yönetim zaman zaman iş başına gelse de, bir zaman sonra yine demokrasi egemen kılınmıştır.

Ümit edilir ki, bu tür halk egemenliğini rafa kaldıran askeri yönetimler, bundan böyle egemen olmayacaktır.

En azından olmamalıdır.

Bir taraftan asıl olan halk iradesi denecek.

Diğer yandan, bir şekilde irade ellerinden alınacak.

Sahip olunan yönetim bağlamında, bunun olmaması gerekirdi.

Türkiye’nin geldiği nokta itibariyle artık bu tür bir askeri yönetimin yeri yoktu.

Demokrasiyle yönetilen hiçbir ülkede, başka bir idare söz konusu olmadığına göre Türkiye bundan kendini soyutlayamazdı.

Hele hedef büyülten bir ülke olduğu düşünülürse.

Sonuçta, aradan geçen bunca süreçte büyük bir coşku içerisinde kutlanan Cumhuriyet, 91. ve sonraki yıllarda da farklı algılanmayacaktır.

Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.