BİR ANIT ADAM

Bu haber 08 Aralık 2009 - 0:00 'de eklendi ve 829 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

BİR ANIT ADAM
“ZİYA ÖZKAN”
 
Biz insanlar için asıl olan temel kriterlerden biri, şüphe yok ki, yaşam süresince izlediğimiz yoldur.
Bir yerde, ömrü hayatımızda nelerin üstesinden geldiğimiz.
Eğer, Yüce Yaratan’ın insanoğluna biçtiği süre içerisinde, mensup olduğunuz ülke, dolayısıyla toplum adına ortaya bir şeyler koymuşsanız, yaşamın bir manası vardır.
O takdirde, hem Yaratan katında, hem de kul indinde en makbul olan sizsinizdir.
Aksi halde sizin için yaşam, sıradan olmaktan öte geçemez.
İşte, yeryüzünde konuşlanan ülkelerin simge olmuş isimlerini baktığımızda, her birinin geride bir şeyler bıraktıkları görülür.
Bu yüzden onlar, ülkelerin anıt isimleridir.
Aradan değil günler, yıllar geçse de unutulmayanlar arasındadırlar.
***
Kendi ilimiz Muğla için “Anıt adam” niteliğini kazananlardan biri tartışmasız Sıtkı Koçman’dır.
Zira o, “Türkiye Cumhuriyetinin dünya ülkeleri içerisinde yer edinmesinin temel koşulu eğitimdir” diyerek, hiçbir faniye nasip olmayan bir yaklaşım sergilemiştir.
Dolayısıyla Muğla Üniversitesinin bugünkü hale gelmesinde çok şeyler katmıştır.
Bugün aynı eğitim kurumu, emsallerini çok gerilerde bırakan bir yapılaşmaya sahipse, bunda asıl paye sahibi kişi rahmetli Sıtkı Koçman’dır.
Onu bu yola itenlerden Alaaddin Arpat’la birlikte Ziya Özkan.
Ziya Özkan diyorum o, dönem içerisinde Koçman grubunun koordinatörlüğünü yapan kişidir.
Söz konusu Koçman grubunun, hangi alanlarda faaliyet göstereceğini belirleyendir.
İşte Ziya Özkan, Sıtkı Koçman’a ait mal varlığının, günümüz koşullarında hiçte küçümsenmeyecek bir miktarını üniversiteye kanalize eden kişidir.
Hemşehrimiz Alaaddin Arpat öncülük etmiş, Ziya Özkan’da, Sıtkı Koçman’ın karar vermesinde başrol oynayan kişi olmuştur.
Bir “Anıt Adam” derken, baz aldığım kriter budur.
Kısaca, varlığın sahibi Koçman, onu bu alana adapte eden Ziya Özkan’dır.
Kimler nasıl yorumlasa, ne şekilde bir görüşün sahibi olsalar da, başta rahmetli Sıtkı Koçman olmak üzere Ziya Özkan, Muğla adına anıt isimlerden biridir.
***
Kaldı ki bu kanaat sadece bana ait değildir.
Asıl meselenin özüne vakıf olan Muğla Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Ethem Ruhi Fığlalı’da aynı görüşün sahibidir.
Bakınız Fığlalı, yaş haddinden “Muğla Üniversitesi Sıtkı Koçma Vakfı”ndaki görevinden ayrılmak durumunda kalan Ziya Özkan’la ilgili düzenlenen törende neler söylüyor.
Ben üstlendiğim görev ve taşıdığım sorumluluk gereği, zaman zaman birçok konuşmalar yaptım.
Ne var ki şu an, heyecanlandığım nadir hallerden birini yaşıyorum.
Eğer bir insan, Türkiye Cumhuriyetinin şekillenmesinde olmazsa olmaz koşul eğitim diyerek, Sıtkı Koçman’a ait mal varlığının çok önemli bir kısmının üniversiteye tahsisinde önemli rol oynamışsa, hakkında söylenenler kifayetsiz kalır.
Günümüz koşullarında, her geçen gün böylesine duyarlı insanların gittikçe azaldığını düşünürsek, sayın Ziya Özkan için söyleyebileceğim, “ Adam gibi adam olduğudur.”
Rasyonel değerleri iletmekle yükümlü bir akademisyen, Ziya Özkan için bu şekilde konuşuyorsa, elbette ki o Anıt Adamlar arasında yerini almış demektir.
Bu sözlerin sahibi Fığlalı, boğazı düğümleniyor, gözlerinden akan yaşlara engel olamıyordu.
Kendisine atfedilen sözlerin sahibi Ziya Özkan, en az Fığlalı kadar duygusal haleti ruhiye içerisinde.
Şahsımla ilgili sözlere ne denli hak ettiğimi bilmiyorum ama bildiğim, hayırlı bir iş yaptığımız.
Beni daha bir mutlu kılan, Fığlalı gibi bilim aşığı birisiyle tanışmak fırsatı yakalamış olmam.
Ama şunu belirtmelim ki, benim vakıftan ayrılmam sadece kağıt üzerindedir. Şayet kabul ederseniz, bundan sonra da üniversite adına elimden geleni esirgemeyeceğim.
Fığlalı gibi o da yaşlı gözlerle son sözlerini söylüyor.
Şimdi, eğri oturup doğru konuşalım.
Eğer bir insan, kendisine verilen karar yetkisini, Muğla Üniversitesi adına kullanıyorsa…
Üstelik büyük bir mutluluk ve tevazu duygusu içerisinde yapıyorsa, şahsen tek söyleyebileceğim, Fığlalı’nın altını çizdiği “adam gibi adam” yaftasına “Anıt adam Ziya Özkan” payesini yakıştırmaktır.
Ne mutlu ona ki, ülkeleri bir yana bırakın, insanların birbirini boğazladığı süreçte, her şey Türkiye’yi geleceğe taşıyacak çocuklarımız için diyebiliyor.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.