BİNDİĞİMİZ DALI KESMEKTE ÜZERİMİZE YOK

Bu haber 19 Temmuz 2013 - 0:00 'de eklendi ve 1.070 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Acaba diyorum.
Acaba, kendi malına bu denli zarar veren bir başka ülke halkı var mıdır?
Elbette dünyanın birçok ülkesinde türlü olumsuzluklar içeren olaylara tanık oluyoruz.
Az veya çok o ülkelerde de art niyetliler yüzünden bir takım istenmeyen gelişmeler olmaktadır.
Ne var ki altını çizdiğim gibi kendi ülkemiz Türkiye bu konuda yıllardır başı çekiyor.
Gerçi son yıllarda bir azalma gözlense de nedenini baktığımızda, müsebbibin insan unsuru olduğu anlaşılıyor.
Hal böyle olunca ülkemiz insanı adına üzülmemek elde değil.
Her halde, içinde bulunduğumuz süreçte birbiri ardı sıra meydana gelen orman yangınlarından dem vurduğum kestirilmiştir.
Sadece geçtiğimiz bir haftalık süreçte İstanbul, Aydın ve Muğla olmak üzere birçok ilimizde ardı sıra orman yangınları çıkınca, başka türlü düşünmek olası değil.
Düşünemezsiniz.
‘Görünen köy kılavuz istemez’ bağlamında görsel yayın organlarına yansıyan görüntüler her şeyi açıklıyor..
***
Bu arada şu denebilir.
Çıkan orman yangınlarında asıl olan kasıt unsurumu?
Başka nedenlerden yangınların çıktığı çoğu kez gözlendiğine göre, tek müsebbip olarak insan unsurunu göstermek ne denli doğru.
Elbette orman yangınlara neden olan sadece art niyetli insanlar değil.
Yangınlara neden olan unsurlar arasında dikkatsizlik, tarla açmak ve de yıldırımların neden olduğu bir vakıadır.
Buna karşın, dikkatsizlik ve tarla açmak bir dereceye kadar kabul edilebilir.
Zira genelde kasıt unsuru yoktur.
Yıldırım gibi doğal olay içinde bir şey söyleyemeyiz.
Dolayısıyla asıl üzerinde durduğum kasıt.
Yani insanların neden olduğu, her yıl binlerce hektarlık orman alanlarının yanıp kül olması.
Sonrasında ortaya çıkan korkunç tablo.
Bir tarafta yeşilin yerini kaplayan kapkara bir manzara.
Bu görüntü bile her şeyi açıklıyor.
Sonra, orman yangınlarıyla yanıp kül olan sadece ormanlar değil ki.
Ya onca canlı varlıkların hayatından olması?
Bu manzara bile yürekleri dağlıyor ama elden gelen bir şey yok.
Üstelik bir daha aynı muhteşem orman tablosunu görmek için aradan yıllar geçmesi gerekir.
Bu konuda uzmanların yaptığı açıklamalar, yangın sonrasında kül olan ağaçların yeniden hayat bulması için aradan geçen süre en azından 50 yıl.
Bazı çamlar için bu süre 75 yıla kadar uzayabilir.
***
Bu durumda şapkamızı önümüze koyup bir düşünelim.
Bu tür yangınlar sonrasında ortadan kaldırılan çam ve benzeri ağaçlar milli servettir.
Bunun zararı sen, ben değil bütünüyle ülkemiz insanı için olduğuna göre, böylesine bir aymazlık içerisine girenler için ihanet edenler denmezde ne denir?
Eğer birileri bu tür bir zarar ve ziyana neden olmakta ise, başkaca söylenecek söz yoktur.
Kim ne derse desin bunlar, vatan hainlerinden başkası olamaz.
Birileri bu yaklaşımımı abartılı bulabilir.
Buna göre hiç değil.
Geleceğimiz karartanlar için bu yafta az bile.
***
Hal böyle iken şu denebilir.
Yürürlükteki yasaların caydırıcı unsuru yok mu?
Üstelik kısa bir süre öncesinde çıkan yasalar, daha ağır yaptırımlar getirdiği halde.
Elbette, yürürlükteki yasaların caydırıcı hükümleri var.
Varda dinleyen yok!
Gözü dönmüşlere göre asıl olan, yangınlar sonrasında rant elde edebilmek.
En azından bazıları, orman vasfındaki araziler hiçbir zaman başka amaçlar için kullanılamaz hükmünü hiçe sayıyorsa, ormanlarımız yangınlara maruz kalıyor demektir.
Bu da bir gerçeği bir kez daha gözler önüne seriyor.
Bindiğimiz dalı kesmekte üzerimize yok.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.