BİLİM ADAMLARINA YAKIŞAN BUYDU

Bu haber 24 Ekim 2010 - 0:00 'de eklendi ve 678 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Geçtiğimiz
Perşembe günü gerçekleştirilen Muğla
Üniversitesi Rektörlük seçimini, ister istemez diğer seçimlerle karşılaştırdım.

Diğer
seçimler derken siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları ve bir kısım
derneklerin seçimleri.

Yıllardır görevimiz
gereği aynı seçimleri yakından izleyen gazeteciler olarak gördüğümüz, seçimin
doğasında saklı çekişmenin zaman zaman istenmeyen boyutlara ulaştığı.

Kimi
zaman, demokratik bir ülkenin fertleri olarak, herkesin tasvip ve takdir ettiği
olgunlukta geçti.

Bazen
de, hiçte tasvip edilmeyen gelişmeler yaşandı.

Aday
olanlar ve onları destekleyenler, bakıp gördü aleyhlerine doğru bir gelişme
var.

Adeta
sorun çıkarmak için bahane aradılar.

Bu
tür seçimlerle az çok ilgilenenler, çoğu kez bu türden manzaraları
görmüşlerdir.

Aslında, herkesin kabul
etmesi gereken temel olgu, seçimlerde kazanmanın, kaybetmenin de doğal
karşılanması gerektiği.

Önemli olan, neticeyi
olgunlukla kabul etmektir.

Gerçi Muğla’da, söz
konusu olumsuzluklar, bir elin parmaklarını geçmeyen sayıda olmuştur.

Oysa
ulusal medya organlarına yansıyan görüntü, yazılıp ve çizilmelerden gördüğümüz
kadarıyla, başka illerde bu olaylar çok daha farklı boyutlara ulaşmıştır.

Bunlardan
geçtim.

Siyasi
partiler genel başkanları seçimlerinde dahi kavgaya varan olaylar az buz
değildir.

***

Muğla Üniversitesi
Rektörlük seçimine gelince.

Adaylık için başvuran 9
akademisyen.

Her biri Profesör.

Üniversite
AKM salonuna baktım, diğer seçimlerden farklı bir manzara.

Öbür
seçimlerde devamlı kulis faaliyetleri olurken, bu defa sanki sıradan bir
toplantı havası var.

İşin güzel yanı, her bir
adayın birbirleriyle diyalog içerisinde olduğu.

Oysa
özellikle siyasi partiler il, ilçe ve milletvekili ön seçimlerinde kulis faaliyetleri
gırla giderdi.

Bakmışınız,
adaylar ve ona yakın olanlar, öbek öbek durum değerlendirmesi yapıyor.

Yetmedi,
delegelerin koluna girmeler.

Kendi
saflarına çekmek için olmadık dil dökülür.

Dedim
ya bu defa farklı.

Favori görülen
adaylardan Prof.Dr. Mansur Harmandar ile Prof. Dr. Nurettin Demir, gayet samimi
bir hava içerisinde sohbet ediyor.

Kulak misafiri oldum,
konuşmaların seçimle uzaktan yakından ilgisi yok.

Yanı sıra Prof. Dr.
Namık Açıkgöz.

Rektör yardımcısı iken
bu defa rektörlüğe adaylığı koyan Prof.Dr. İbrahim Yokaş.

Üniversite dışından
adaylığını koyduğu için olmalı sessizliğini koruyan Prof.Dr.Nevres Hürriyet
Aydoğan.

Tıp Fakültesi öğretim
üyelerinden Prof.Dr. İrfan Palalı.

Bir dönem Muğla Öğretmen
Okulunda öğretmen iken bugün Profesörlüğe yükselen Zekariya Günay.

Ve iki bayan profesör.

Sağlık Yüksek Okulu
Müdürü Prof.Dr. lale Afrasyap.

Aynı üniversiteden
emekli olmasına karşın rektörlüğe adaylığı koyan Prof.Dr. Nilgün çelebi.

Her bir aday öylesine
olması gereken görüntü sergilediler ki, her halde fark bu dedim.

Bilim insanına yakışan
davranış başkası olamazdı.

Bu nedenle adaylığını
koyan her bir akademisyene, sergiledikleri örnek davranışlardan dolayı,
kutlamamak elde değil.

***

Aynı birliktelikle tek
yadırganan, Rektör Prof. Dr. Şener Oktik’in açış konuşmasında dile getirdiği;

Aday arkadaşlarımız, bir
takım ithamların oluşmaması için oyunu kullandıktan sonra salonu terk etmeleri talebi.

Baktım,
birçok öğretim üyesi, rektörün bu görüşünün yerinde olmadığını dile getirmekten
geri kalmıyor.

Sonuçta,
Muğla Üniversitesine atanacak yeni rektörün belirlenmesine ilişkin seçim, bilim
yuvası, dolayısıyla ilim insanına yakışan vakar içerisinde geçti.

Kendilerine
yakışanı sergilediler.

Prof.Dr. Mansur
Harmandar’ın 1.,Prof.Dr. Nurettin Demir’in 2.liği ise, sonucu önceden belli
olan bir göstergeydi.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.