BESLE KARGAYI

Bu haber 16 Temmuz 2013 - 0:00 'de eklendi ve 1.284 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Bilmem Türkiye gibi sınır boyunda yer alan ülkelerden çektiği kadar bir başka ülke benzer olumsuzluklarla karşılaş mıdır?
Elbette birçok ülke sınır komşularıyla sorunlar yaşamıştır.
Hatta tarihin seyri içerisinde savaşlara kadar varan anlaşmazlıklarla yüz yüze gelinmiştir.
Dolayısıyla tarih sayfalarını karıştırdığımızda dünyanın her kıtasında sınır komşusu ülkeler arasında benzer gelişmeler olduğunu görürüz.
İşin garip tarafı dün olduğu gibi bugünde değişen bir şey yok.
Gelecekte de aynı sürtüşmelerin olmayacağını kimse garanti edemez.
Buna hemen bitişimizdeki ülkeler en iyi örnektir.
Ermenistan-Karadağ, İsrail-Filistin yıllardır süren bir mücadelenin içerisindeler.
Ve daha nice sınır komşusu ülkeler var ki devamlı sürtüşme halindeler.
***
Ancak, Türkiye adına vurgulamak istediğim temel nokta daha bir tipik.
Biz birçok komşu ülke ile sınır mücadelesi değil, bir başka nedenden dolayı sıkıntı çeken ülke konumundayız.
Her ne kadar Hatay ilimiz adına Suriye ile bir sınır anlaşmazlığı var gibi görünse de özde kesinlikle yoktur.
Sadece Suriye’nin bu ilimiz sınırları içerisinde hak iddia etmesi, gerçekleşmesi asla mümkün olmayan, beyhude beklentiden başkası değildir.
Zira Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün sağlığında iki ülke arasındaki sınır, bugünkü şeklini almıştır.
Sınır komşusu ülkeler ile Türkiye arasında yaşanan olumsuzluklara gelince.
Aslında buna olumsuzluk demek de pek doğru değil.
Bu düpedüz bazı ülkelerin nankörce bir yaklaşımıdır.
İşte Irak’ta konuşlanan, bir yerde kendilerine bedevi denen grupların aymazlığı.
Bizler biliyoruz ki zamanla Peşmergeler, dönemin Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin’in zulmünden kaçarak Türkiye’ye sığındılar.
Her ne kadar İran gibi diğer sınır komşusu ülkelere de iltica etseler bile daha büyük grupların ülkemize geldiği bir vakıadır.
Tarih boyunca insan haklarına saygıda kusur etmeyen ülkemiz, kapısına dayanan Peşmergeleri de geri çevirmedi.
Bu yüce dinimizin bize özgü merhamet duygularının galebe çalması olduğu kadar, insana saygının bir göstergesiydi.
Neticede onca Peşmerge sınırımızdan geçerek ülkemiz topraklarında konuşlandı.
Hem de oldukça uzun bir süre.
Bizde onların her türlü ihtiyaçlarını karşıladık.
Ancak…
Gel gör ki bir dönem onların yaptığı “besle kargayı oysun gözünü” özdeyişinden karşılığını bulan nankörlükten başkası olmadı.
Ülkemizin, özellikle PKK terör örgütüyle sürdürdüğü mücadelede birde baktık ki aynı güruh karşımıza dikilmiş!
Evet yanlış değil.
Şöyle bir hafızamızı yokladığımızda Peşmergeler’in insanlıkla asla bağdaşmayan yanlışlıklar içerisine girdiğini görürüz.
Sadece bunlar olsa.
Balkan savaşlarında Trakya’dan sınırı geçerek ülkemize iltica eden çok sayıda Bulgar ve Yunan göçmenini de tereddüt etmeden kabul ettik.
Ama onlar, hiçbir zaman Peşmergeler’in gösterdiği vefasızlıktan yana olmadılar.
Ve şimdi de Suriye.
2 seneye yaklaşan süre içerisinde Devlet Başkanı Hafız Esed’in zulmünden kaçan Suriye’liler’i de kabul ettik.
Onlar da aman dilemişlerdi.
Sahip olduğumuz hasletler, aman dileyeni geri çevirmekten alıkoymaktaydı.
Bugün Hatay, Gaziantep, Kahramanmaraş, Diyarbakır ve Kilis illerimize yerleşen Suriye’lilerin sayısı tahminlerin çok üzerindedir.
Suriye Devlet Başkanı Hafız Esed’in, yanlış bir saplantıya kapılarak ülkemizi suçlamasına karşın biz yine kapımıza dayananları geri çevirmedik.
Şimdi…
Hal böyle iken sonrasında neler olduğu, ne yazık ki bir ibret vesikası gibi karşımıza dikilmektedir.
Sizin merhamet ederek buyur ettiğiniz Suriye’lilerden bazıları, aynı bölgede ortaya çıkan çatışmalar içerisinde yer almışlardır.
Sonuçta her şey bir yana eğri oturup doğru konuşalım.
Sizin merhamet ederek kapınıza dayananları geri çevirmediğiniz halde, bir süre sonra karşınıza geçmeleri “besle kargayı oysun gözünü” değilse nedir?

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.