Beni Muğla Başbakanı Olarak Görün (II)

Bu haber 21 Ocak 2015 - 0:23 'de eklendi ve 1.060 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Aynı başlığı taşıyan yazımın ilk bölümünde, Ak Parti 5.Olağan Kongresi için Muğla’ya gelen genel başkan Ahmet Davutoğlu’nun, il başkanlığı seçimine ilişkin görüşleri ve tavrı yanında altını çizdiği ayrıntıların, ilin sahip olduğu değerler olduğunu belirtmiştim.

Öyle ki bir ara ben Muğla’nın başbakanıyım! diyerek kente bakış açısını ortaya koymuştu.

Her gittiği ilde aynı yaklaşımlar içerisinde mi? bilmiyorum ama Muğla adına neler düşündüğünü baktığımızda, samimi olduğuna şahsen inanmak istiyorum.

Buna karşın konuşması sırasında şahsen yadırgadığım bazı yaklaşımları da olmadı değil.

Özellikle adaylardan İhsan Küreci adına açıkça tavır koyması, bazıların hoşuna gitse de hoş karşılanan bir yaklaşım olmaktan uzaktı.

Şayet, “her iki aday partimiz adına yola çıkan arkadaşlarımız” diyebilseydi, çok daha derin izler bırakarak Muğla’dan ayrılırdı.

Ne var ki böyle bir yaklaşım içerisinde olmadı.

Sanki peşin hükümle Muğla’ya gelmişti.

En azından izlenimler bu yöndeydi.

***

Başbakan Davutoğlu, konuşmasının bir bölümünde partisinin aile yapısına bakış açısına vurgu yapıyor.

Biz hükümet olarak, aileyi ve dinamik nüfusu korumaya çalıştık, çalışıyoruz.

Bu nedenle doğum yapan her kadına ilk altın bizden!

Böylelikle hem nüfusumuz, hem gelirimiz artacak.

Başbakan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın her vesileyle dile getirdiği, birden fazla çocuk! vurgusuna destek veren yaklaşım içerisinde olsa da, ülkemiz halkının tümüyle tasvip ettiği bir husus değildir.

Her ne kadar nüfus, bir ülkenin gücünü göstermede temel kriterlerden biri olsa da özellikle ekonomik şartların buna cevaz vermediği açıktır.

***

Ak Parti Genel Başkanı ve Başbakan Prof.Dr. Ahmet Davutoğlu konuşmasının sonuna doğru, partisinin ülke genelindeki konumunu farklı bir yere oturtmakla birlikte, önümüzdeki Haziran ayında yapılacak genel seçimlere ilişkin Muğla’dan beklentilerinin altını çiziyor.

Türkiye’nin her yerinde olan tek parti AKP’dir.

Bu durumun devam etmesi için Muğla’ya güveniyoruz ve de durmaksızın koşan teşkilat istiyoruz.

Böylelikle milli iradenin kalesini ayakta tutacağız.

İnşallah Muğla’da tarih yazacağız.

Ardından iddialı bir yaklaşımda daha bulunuyor.

Muğla’ya bereket Ak Parti ile geldi.

Başbakanın Muğla ile ilgili yaklaşımı bu şekilde olmasına karşın acaba! diyorum.

Muğla’nın her alanda devlete katkısı rakamlarla sabit olduğu halde, bunun karşılığını alabiliyor mu?

Özellikle bu bağlamda bazı illerle mukayese edildiğinde?

Elbette Ak Parti Hükümeti Muğla’ya bir takım yatırımlar yapmıştır, yapmaktadır.

Ne var ki yeterli olup olmadığı tartışmaya açıktır.

Muğla’ya ne söz vermişsek yaptık.

Yapmaya devam edeceğiz.

Muğla’yı sadece Türkiye’nin değil, dünyanın marka şehri yapacağız.

Keşke diyorum keşke.

Başbakanın sözleri, seçim vaatleri olmasa!

Önümüzdeki Haziran ayında yapılacak seçimlere yönelik vaatler manzumesi olmasa!

Ama değil.

Her hangi bir seçimde istenilen sonuç alınamazsa, verilen sözler ne yazık ki unutulup gidiyor.

Bu nedenle Muğla’nın ekonomik bazda devlete katkısı söz konusu olduğunda, verdiğinin karşılığını aldığını söylemek, gerçekleri saptırmakla eşdeğerdir.

Umarız başbakan Davutoğlu, Muğla gerçeğinden hareketle, farklı bir yaklaşım içerisinde olduğunu gösterir.

Başbakan Muğla’dan isteklerini sıralarken bir çağrıda bulunuyor.

2015 Haziran ayına kadar her bir yerleşim birimine gece gündüz gezerek Ak Partiye oy için çalışmaya hazır mısınız?

% 50’yi aşmaya hazır mısınız?

Ve son noktayı koyuyor.

Ne var ki bu yaklaşım tasvip görmekten uzaktı.

Zira hiçte şık olmadı.

Adaylardan İhsan Küreci’ye oy vermeye hazır mısınız?

Bununla da yetinmiyor.

  1. Olağan kongreye iki adayla gidilmesine karşın, kürsüye sadece destek verdiğini açıkça belli ettiği İhsan Küreci’yi çıkararak, elini havaya kaldırıyor.

Keşke her iki adayı sahneye davet edip ellerini kaldırsaydı!

***

Şüphe yok ki bu tür kongreler, partilerin daha bir dinamizm kazanması adına önemlidir.

Zira yeni bir yönetimin daha bir şevkle çalıştığını hep tanık olduk.

Buna karşın, aynı partiler adına olmazsa olmaz bazı kurallar olduğu da bir gerçektir.

Bir kere adaylar, seçme ve seçilme bağlamında demokratik hakkını hiçbir baskı altında olmadan rahatça kullanabilmeli.

Siz ne zaman bu tür yöntem uyguladınız.

Parti içi demokrasiyi işleten parti olduğunuz tartışılmaz.

Yok eğer, aynı kongrede başbakan Davutoğlu dahil genel merkezin uyguladığı hiçte hoş olmayan tavır içerisine girerseniz, unutulmasın ki bu eğilim partinize artı bir değer katmaz.

Üstelik bir takım küskünler yaratır.

***

Sonuçta bir kongre daha tüm ayrıntılarıyla geride kaldı.

Başkanlığı kazanan İhsan Küreci sevinirken diğer aday Şadi Pirci buruktu.

Bu nedenle bir kez daha keşke diyorum.

Keşke, bir takım müdahaleler olmasaydı da her iki aday demokratik bir şekilde yarışabilseydi!

O takdirde bir burukluk olmazdı.

Üstelik Ak Parti seçimden daha bir güçlenerek çıkardı.

Ne var ki yapılamadı.

Dolayısıyla Ak Parti 5.Olağan kongresi, bir takım izler bırakarak geride kaldı.

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.