Ben Okundukça Kitap, Sen Okudukça İnsansın!

Bu haber 10 Ocak 2018 - 1:17 'de eklendi ve 513 kez görüntülendi.

İdris KOÇ

 

Yeni yıla merhaba dedik. Yeni yıl ile birlikte, sosyal-kültürel etkinliklerin yoğunlaşacağı bir döneme giriyoruz. Her gün bir sosyal-kültürel faaliyet ya da sportif etkinlik olacak. Yayınevleri de yeni yayınlarını piyasaya sürecek ve kitap fuarları yapılacak.

Belediyelerin kültür işleri müdürlüğü ile büyükşehir belediyelerinin kültür ve sosyal işler daire başkanlıkları, önemli bütçeleri olan kurumlar. Bu bütçenin hangi etkinliklere harcandığı, bu etkinliklerin “kültür” ile ilişkisinin hangi düzeyde kaldığı ise önemli bir soru olarak karşımızda.

Belediyelerin etkinlik bültenlerine bakılırsa bu bütçe; konserler, tiyatrolar, eğlence programları, festivaller gibi sosyal etkinlikler için harcanıyor. Ayrıca dostlar alışverişte görsün misali gün ve hafta kutlamaları da birer kültürel etkinlik olarak kabul ediliyor.

Acaba bu bütçe içinde gerçek anlamda kültür ve dahası kitap var mı?

Ne yazık ki; kitap fuarı, yazar buluşması, imza günleri, kitap tanıtımı gibi etkinliklere kayda değer bir bütçe ayrılmıyor. Kitap günleri olarak yapılan etkinlikler, yalnızca bir işletmeye ait sekiz-on stant ve popüler kültür ürünü kitaplar ile sınırlı kalıyor. Sınırlı sayıdaki etkinliklere; ya siyasi duruşu olan yazarlar ya da reklam değeri olan kişiler getiriliyor.

İnsanımıza okuma zevki aşılayan, kültürel birikime katkı sağlayan, kişisel gelişim isteğini harekete geçiren yazarlar ile kültür, sanat ve bilim insanları maalesef bu etkinliklere davet edilmiyor.

Kültür müdürlüğünün bir görevi de kültür, sanat ve bilim insanlarını ve onların eserlerini topluma tanıtmak değil midir? Bunun için kültürel birikime katkı yapan eğitim, edebiyat, tarih, felsefe, sosyoloji, psikoloji vb. alanlardaki kitapları okuyucularıyla buluşturmak gerekmez mi?

Görünen manzara o ki, kültürü ve kültürel etkinlikleri; popülarite, ekonomik getiri, toplanan kalabalık ve aldığı alkış ile değerlendirmek, planlamaları buna göre yapmak gibi bir alışkanlığımız var.

Belediyecilikte yapılan hizmetlerin bir karşılığının beklenmesi ve bir sonraki dönemde oy olarak geri dönüşümünün beklenmesi belki kabul edilebilir. Ancak belediyelerin kültür hizmetleri, asla bir yatırım aracı olarak değerlendirilmemelidir.

Bilgisiz, kitapsız kültür olabilir mi?

Kültürden anladığımız yemek ve Yörük kültürü, şehrin tarihine dair şeyler midir? Kültür yalnızca halk oyunları, amatörce hazırlanan ve şehrin pazar yerlerinde yapılan festivaller midir? Kültürel etkinlikler yalnızca turist çekmek için yapılan tanıtım etkinlikleri midir? Bu etkinliklerin, boş zamanı doldurma ve reklam aracı olmak dışında toplumsal yaşama katkısı nedir?

Kültür, bir toplumun ürettiği gelenekler, görenekler, dil, dinî yaşam, edebiyat, giyim, mimari ve yemekler; kısaca toplumun anlamlı ve yararlı bir yaşam sürdürebilmek ve kendisinden sonraki nesillere iletmek amacıyla ürettiği maddi ve manevi değerlerin toplamıdır.

Toplum bir taraftan geçmişten devraldığı kültürü yaşatırken, bir taraftan da kendi dönemine dair katkılar yapar. Dolayısıyla yaşayan neslin geçmişten gelen kültürel miras ile tanışması ve bu birikime katkılar yapabilmesi bir eğitim meselesidir. Okullar, üniversiteler, camiler, sivil toplum kuruluşları ve meslek örgütleri bu anlamda toplumun kültürüne katkı sağlayan kurumlardır. Günlük yaşamımızın her alanına dair görev ve sorumlulukları olan ve vatandaşa hizmet sunan belediyelere de bu konuda önemli sorumluluklar düşmektedir.

Kitap, güzel bir hediye olmaz mı?

Belediyelerden yeni dönemde yayınevi katılımlı kitap fuarları/günleri ile daha çok yazar buluşması, imza günü, kitap tanıtımı, konferans ve seminer düzenlemesini bekliyoruz. Ülkemizin değerleri olan yazarları, sanatkârları, bilim ve kültür insanlarını şehrimizde misafir etmesini; sosyal ve meslekî gelişimimize katkı verecek insanlarla bizleri buluşturmasını istiyoruz.

Malum, belediyelerin vatandaşa dağıttığı reklam ürünlerine önemli bir bütçe ayrılıyor. Belediyeler çoğu kaldırılıp atılan bu reklam ürünleri yerine kitap hediye etse nasıl olur? Biz de misafirliğe giderken bir kutu kuru pasta almak yerine ev sahibine veya çocuklarına hediye olarak bir kitap götürsek daha iyi olmaz mı?

Fethiyeli hemşerimiz olan ve halen Soma Kaymakamlığı yapan Ahmet Altıntaş’ın “Okumanın Gücü” isimli harika kitabından bir alıntı ile bitirelim:

Kitaplar der ki; Beni oku! Ben okundukça kitap, sen okudukça insansın!”

 

İdris Koçidriskoc@hamlegazetesi.com.tr

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.