Ben Korkuyorum, Ya Siz?

Bu haber 15 Mart 2014 - 0:45 'de eklendi ve 1.377 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

Berkin Elvan’ın Allah’a yürümesinden 268 gün önce Elvan ailesi kahvaltı yapacak, evde ekmek yok. Anne Gülsüm Elvan ekmek almaya gitmek istiyor. Dışarıda polis gösterici gençleri kovalıyor. Berkin, annesini “Sen kaçamazsın, koşamazsın” diye engelliyor, ama…

Berkin de koşamıyor, kaçamıyor. Başına gaz kapsülü isabet ediyor. Sonrası malum…

Eee, orada ne işi varmış?

Böyle diyorlar. Yaralandığında 14, öldüğünde 15 yaşındaki çocuğa “terörist” diyenler bile çıktı.

Yüz binlerce “insanınBerkin’in cenazesini kaldırdığı günün sonunda çıkan veya “çıkarılan” olayda 22 yaşında bir gencimiz Burak Can öldürüldü.

Bu sefer “Ak Gençlik” sokağa döküldü!

Eee, orada ne işi varmış?

Saçma… Bu soru Berkin için de, Burak için de saçma!

Bizi bize bir kere daha vurdurmak istiyorlar. Oyuna gelmeyelim…

xx        xx        xx

Ölümünü DHKPC denilen terör örgütünün üstlendiği Burak Can’ın cenazesinde “Berkin Berkin Dediniz, Burakları Yediniz” sloganı atılıyordu.

Ne bu şimdi? Bir de acıları mı yarıştıracağız?

Ne olacak şimdi? Ardından acıları “intikama” mı dönüştüreceğiz?

Berkin’i Burak’ın yakınları; Burak’ı Berkin’in yakınları öldürmedi!

xx        xx        xx

Bir de şu slogana takılıyorum; “Berkinler Ölmez”…

Nasıl ölmez? Berkin öldürüldü!.. Burak Can da öldürüldü… Ali İsmail Korkmazlar da…

Berkin de ölür, Burak Can da ölür, her şey ölür. Ölümsüzlük Allah’a mahsustur.

İnsan ölür. Ama insan öldürülmemeli. İnsan öldürmemeli. İnsanlık ölmemeli.

Galiba yeniden insanlığımızdan çıkıyoruz, çıkarılıyoruz… (!)

xx        xx        xx

Sanki yine bir yerlerden düğmeye basıldı…

Güneydoğu’da kan durdu, şehit gelmiyor” diye övünenler, metropollerde akan kana neden sessizler?

Sanki 30 Mart’ta sandık başına gitmemiz istenmiyor.

Burak Can Karamanoğlu bir kör kurşuna kurban gidiyor, THKPC terör örgütü üstleniyor. THKPC’nin Burak Can’dan alıp veremediği ne? Hiç… Burak Can’ın şanssızlığı AK Partili olması… Ülkücü de olabilirdi. Hatta “Cemaatçi”… O gün AK Partili seçilmiş. Bir başka yer ve zamanda bir Ülkücü genç seçilebilir.

Amaç belli. Tahrik, kamplaşma, kaos…

O kadar paramparça edildik, etnik guruplara, cemaatlere, lobilere ayrıldık yetmedi. Şimdi “AK Partililer ve ötekileri” haline getiriliyoruz!

Oyuna gelmeyelim…

xx        xx        xx

Halkların Demokratik Partisi (HDP), yerel seçim çalışması için gittiği bazı şehirlerde saldırıya uğruyor. Urla, Aksaray, Giresun ve Ordu‘dan sonra Fethiye ve Zonguldak‘ta da benzer manzaralar yaşandı. En son Fethiye’de HDP ilçe örgütünün açılışı sırasında bir grup binanın camlarını kırdı, tabela indirildi.

Fethiye’deki o saldırıya dair görüntüler bana Sivas Madımak Oteli’ni hatırlattı.

Madımak çok iyi biliyoruz ki organize bir işti. Alevi-Sünni çatışmasını körüklemek için arkasından Başbağlar katliamı ile bayağı bir tezgâh idi. Benzer bir şey bu günlerde HDP’yi vurarak sağlanmaya çalışılıyor. Türk-Kürt gerilimi, çatışması gibi şeyler tezgâhlanmak isteniyor.

Ayrıcı Kürtleri temsil ettiğini iddia eden partileri PKK ile özdeşleştirip, onlara saldırıya geçerek onları “parlamenter sistemin dışına itmek” ne demokratikleşmemize, ne de bu ülkenin birlik, bütünlüğüne, dirliğine katkı yapmaz!

Fethiye kimsenin tapulu malı değil. Hepimizin… Kimsenin orada bir partinin açılışını engellemeye hakkı yok. Bu demokrasiyi, insan hak ve özgürlüklerini engellemektir.

Elbette Diyarbakır’da kimsenin tapulu malı değil. Oralarda da AK Parti’ye, HÜDA Par’a BDP’lilerin saldırdığını biliyoruz!

xx        xx        xx

Beni en çok korkutan, ürküten bu tür olaylarda işin bütün bu organizasyonun (tertibin) ötesinde bütün o toplanan insanların insan öldürmek için, linç etmek için katılan insanların duygu hali içinde olmaları…

Bu ruh haline nasıl geldi bu toplum diye sormanın alemi de yok! 14 yaşında bir çocuğun ölümüne neden olan gaz kapsülünü atan polise “destan yazıyor” dersen, herkes kendi destanını yazmaya kalkışır!

İstanbul Valisi’nin Berkin Elvan için “Toprağı bol olsun” dileği de aslında her şeyi ortaya koyuyor. Müslüman için toprağı bol olsun değil, “Cennet mekanı olsun” denir. Ama Berkin Alevi imiş.

Alevi Müslüman değil mi?!! Başınıza Alevi kadar taş düşsün…

xx        xx        xx

Ne iktidar ne muhalefet Gezi Parkı olaylarını okumadı. Okuyamadı. Belki de okumak istemediler!

Gezi’de Alevi, Kürt, Türk, Sünni, Ateist, Süryani, Yahudi, Rum, Şafi, Kemalist, Sosyalist, Ulusalcı ama “insan” vardı… Kendisiyle herkesle ve doğa ile barışık insan…

Kim ne derse desin, Gezi Parkı olaylarında Sırrı Süreyya Önder’i tek başına BDP görmezseniz, BDP yoktu. Ama onlar geziyi okuyup, seversiniz sevmezsiniz; yersiniz yemezsiniz HDP’yi kurdular. Bari neden HDP sorusunun yanıtını arayın…

xx        xx        xx

Geziyi okuyamayanlar, Berkin Elvan’ın cenazesini de okuyamadılar!

Berkin, Gezi olaylarının ilk kurbanı değil. Hiç kimse Berkin’in cenazesini marjinal gurupların gösterisi, eylemi olarak değerlendirme ucuzculuğuna ve kolaycılığına kaçmasın. Marjinal guruplar o kalabalığı yaratabilseler devrim yapmaya kalkarlardı!

Berkin’den önce Ethem Sarısülük’ü, Mehmet Ayvalıtaş’ı, Abdullah Cömert’i, Medeni Yıldırım’ı Ali İsmail Korkmaz’ı kaybettik. Hiç birinin cenazesinde o kalabalık yoktu.

Ben en son Uğur Mumcu’nun cenazesinde Berkin’in cenazesindeki gibi böylesine kitlesel, toplumsal bir tepkinin, başkaldırının buluşmasına tanıklık etmiştim…

Uğur Mumcu’nun cenazesinin kaldırıldığı gün Muğla’da gerçekleştirilen yürüyüşe sadece CHP’lilerin değil başta ANAP’lılar ve DYP’liler olmak üzere her partiden insanların katıldığına tanıklık etmiştik!

Berkin’in cenazesini iyi okumak lazım…

xx        xx        xx

Gelişmeler korkutucu. Korkutucu olmasa da ürkütücü… Siz korkmuyor musunuz? Kim mutlu? Kim huzurlu?.. Sanki yeniden 12 Eylül günlerine dönüyoruz. Döndürülmek isteniyoruz…

Bir iktidarın, otoriter ya da totaliter yönetim için kullandığı en önemli araç nefret söylemidir:

Bir ya da birçok düşman yaratır, onları hainleştirir, şeytanlaştırır ve mahkûm edersiniz…

Ondan sonra da her türlü eleştiriyi, muhalefeti, onlara yükleyip, istediğinizi öldürerek veya hapsederek susturursunuz.

Ne yazık ki son günlerde ülkemizde de nefret söylemi çok yoğun olarak kullanıyor…

Ne olur bu söylemi terk edin. Şu polisin elindeki gaz silahlarını alın. “AB’de de var” demeyin. Oradakiler ehliyetli. Ehliyetsiz adama otomobil verilir mi? Ne olur insanların ana diliyle, diniyle, mezhebiyle uğraşmayın…

İktidara ve parlamentoda temsili olan partiler kadar bizlere, medyaya da büyük görev düşüyor.

O filmi bir kere daha izlemek bir yana yaşamayalım da… Oyuna gelmeyelim. Şu seçimi salimen yapalım. Görüşü ne olursa olsun, görevi ne olursa olsun ÖLÜM İSTEMİYORUZ.

Hiçbir neden insan hayatından önemli değildir.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Reşat Öztepe 15 Mart 2014 / 06:57

Değerli kalem ustası,Dertli Ağabeyim;yazınızın başlığını okuyunca,Özcan Ağabeyim de tedirgin oldu.diyerek yazınızı daha dikktli okudum.Yazınızın her kelimesine hani derler ya kalıbımı basarım,bendeni de kalıbımı basarım.Her kelimesi doğru düzenlenmiş.Ağabeyim sişz ve ben bu filmi bir değil bir kaç kez gördük.gösterime tekrar alıyorlar.Bilhassa 90 doğumlulara dikkat etmek dikkat çekmek isterim.Onlar bilemezler.daha çok gençler.Ağam;ne olur Muğla da oluşan bu kara bulutun kaldırılmasıiçin hepimize görev düşüyor.Ustalara iş düşüyor.Ne olur medya temsilcisi olarak sizler bir olalım,birlikte olmak için kalemimizi kaleminizi her an “birlik ve beraberlik””kardeşlik” vurgusu ile gençleri uyaralım.ne olur oyuna gelmeyelim.Keşke kelimesini hiç sevmem.keşke demeyelim.laf üretmek yetmez.herkes görevini yaparsa bu işi de kazasız atlatırız.hüremt ve hasret ile.