Ben en çok babamı sevdim…

Bu haber 13 Kasım 2010 - 0:00 'de eklendi ve 936 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Bu gün ne yapacaksınız?
Ben mezarlığa gideceğim…
 
xx      xx      xx
“Hayatta ben en çok babamı sevdim / kara çalılar gibi yerden bitme bir çocuk / çırpı bacaklarıyla ha düştü ha düşecek / nasıl koşarsa ardından bir devin…”
Can Yücel babası için böyle yazmış. Sanki bana ve benim gibi düşünen size de tercüman olmuş.
Hayatta ben de en çok babamı sevdim. Bu gün çok daha iyi anlıyorum.
 
xx      xx      xx
Her bayram benim için hüzündür.
Pek çoğumuz bayramlarda babamızın elini öpmeye gideriz.
Ben 9 yıldır mezarlığa gidiyorum babamı ziyarete…
Yaşarken babasının değerini bilenlere ne mutlu…
 
xx      xx      xx
Babam öldü benim.
Biliyorum, bunu yaşayan ne ilk ne de son kişiyim.
Sanki kimsenin babası ölmemiş, ölmezmiş, bir tek benimki bu dünyadan göçüp gitmiş gibi…
Ramazan Bayramı’nda, Kurban Bayramı’nda mezarının başına vardığımda, bana öyle gibi geliyor…
O’nu Ramazan’da kaybettik. Hem üzülmüş, hem sevinmiştim.
O’nsuz kalacağımı bilmek beni üzmüştü. Ama Ramazan ayında ölmüş olmasına da (dinsel nedenlerle) sevinmiştim.
 
xx      xx      xx
Ramazan’da değil de bayramında ölmüş olsa bu beni daha mı sevindirirdi bilmiyorum.
Ama Ramazan Bayramı’nda ev ev dolaşıp, bayramlaşmayı sevmediğimi biliyorum. Öğretmen Evi’nde yapılan bayramlaşmaya giderim hep… O bayramlaşma avuntudur benim için. Bir eşimin babasının elini öperim, babam gibi…
 
xx      xx      xx
Kurban Bayramı hep daha ağır gelir bana…
Babam kasap değildi, ama Yörük’tü. İyi bir Yörük, hayvan kesmeyi bilir. Bayramlarda 10-15 erkeç, koç, koyun kestiğimizi bilirim. İçinde kasap bıçağı, satır, eğey, hayvanı ağaç dalına asmak için ip ve çengel bulunan sepeti ben taşırdım, babamın ardı sıra… Babama kurbanlığın bacaklarından tutarak yardım ederdim.
Ölmeden 5 yıl kadar önce, artık hayvan kesmeyi bıraktığı (eskisi kadar güçlü değildi) halde benim ilk kurbanımı keserken gözlerinden okuduğum mutluluğunu, huzur dolu keyfi hiç unutamam. Ben de çok mutlu olmuştum.
Bu Kurban Bayramı’nda (18 Kasım) O’nu kaybedişimin 9. yılı dolacak.
O’nu çok özledim…
 
xx      xx      xx
Tanıdığım, en az benim kadar tezcanlı tek insandı.
Gidişi öyle olmadı. Ramazan’dan önce yatağa düşmüştü. Sanki bizleri alıştıra alıştıra gidiyordu.
Bağırdı mı yeri göğü inleten babamı bir gün öyle düşkün, öyle güçsüz, öyle savunmasız göreceğimi söyleseler inanmazdım, “git işine” derdim.
Ağzından son bir kez “Güzel oğlum”u duyamadan…
Aslında O’ndan o sözü hiç duymamıştım. Bu günün babalarından değildi. Sevgisini haykırmaz, hissettirirdi. Bilirdim sevdiğini…
Hayatta ben de en çok babamı sevdim…
 
xx      xx      xx
Turgenyev’in “Babalar ve Oğullar”ında Bazarov’un dediği gibi “Ölüm eski bir şey ama herkes için yenidir.”
Ölüm de var…
Sevginizi haykırın. Oğlunuza, “Oğlum…”, kızınıza “Kızım…” deyin…
Hiç şüphem yok, aslında babam beni bu hayatta en çok seven adamdı.
Ne beni o kadar seven bir adam daha çıkar. Ne de ben bir insanı onu sevdiğim kadar severim…
Farkında olmadan kendi yaşamıma kattığım insanlarda öncelikle iyi bir yürek aradım. Bunu da babamdan öğrendim.
 
xx      xx      xx
Alışırsın demişlerdi.
Alışamadım.
Hayatta ben de en çok babamı sevdim…
Keşke bunu O yaşarken diyebilmiş olsaydım. Keşke O da yaşarken “Oğlum…” diyebilseydi.
Bu gün mezarlığa gideceğim. Her mezarlık ziyaretimde olduğu gibi yine duyar gibi olacağım; Oğlum…
Bayramınız kutlu olsun.
 
 
 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.