Ben Bu Dünyaya Niye Geldim? « Hamle Gazetesi

Ben Bu Dünyaya Niye Geldim?

Bu haber 02 Mayıs 2018 - 1:35 'de eklendi ve 1.020 kez görüntülendi.
İdris Koçidriskoc@hamlegazetesi.com.tr

İdris Koç

Aynalar Koridorunda Aşk” ile Prof. Dr. Öznur Özdoğan’nın doktora dersine misafirliğimde tanıştım. İlk işim Kızılay’a inip bu kitabı almak ve dönüşte de hemen okumak oldu. Altı yıl sonra yeniden okuduğumda, ilk okumamdan daha farklı şeyler buldum.

Aynalar Koridorunda Aşk”, aile içinde her yaptığı ile tenkit edilen ve kendini değersiz hisseden Kırmızı, ebeveyninin istediği gibi olduğu sürece takdir gören Gri ile her zaman sevilen ve takdir edilen Sarı’nın aynı kavşağa; yani narsizme çıkan yollarının hikâyesi.

Kırmızı, nedenini bilmeden kendisini içinde bulduğu hayatta, düş kırıklıkları ve varoluşsal sorunlar yaşayan mutsuz ve isyankâr bir genç. Fark edilmeyi, sevilmeyi, takdir edilmeyi bekleyen ve sürekli etrafını kollayan terk edilmiş bir âşık. Kırmızı, doymak bilmeyen var olma isteği ile varlığını fani olanda arayan ve “seviliyorum=değerliyim=varım” denklemini kurmaya çalışan, başaramayınca da “sevilmiyorum=değersizim=hiçim” uçurumuna savrulan bir isyankâr.

Kırmızı, Gri ve Sarı; acıların ve cevaplanamayan varoluşsal soruların faturasını Yaratıcı’ya kesen üç karakter.

Dr. Mavi ise insanın varoluşu ile ilgili sorulara muhatap bir psikolog. Kırmızı’nın ana karadan uzakta, boşluk ve anlamsızlık dolu bir adada tek başına kurduğu dünyasında; ona yol arkadaşlığı, kılavuzluk etmeye çalışan Dr. Mavi, onun “Ben bu dünyaya niye geldim?” sorusuna muhatap oluyor. Kırmızı, Gri ve Sarı’nın soruları, aslında bir acılar koleksiyoncusu olan Dr. Mavi’nin de zihnini meşgul ediyor.

Dr. Mavi, danışanlarına düşüncelerini değiştirmesini, olumlu bakış geliştirmesini, içgörü oluşturmasını, düzenli uyumasını ve beslenmesini tavsiye eden; onları çocukluklarına götürüp sorular soran ve anlatılanların kaydını tutan bir psikologdur. Ancak bu yöntemle uzak adaya ulaşmak, Kırmızı’yı ana karaya çıkarmak ve onun varoluşsal krizlerini dindirmek mümkün değildir. Kırmızı ise kendisine yol tarif eden değil, yol arkadaşlığı yapan birini aramaktadır. Ona bir rehber lazımdır.

Kendi varoluşunu keşfedemeyen, varoluşsal çatışmalar yaşayana kılavuzluk edebilir mi? Kendi varoluşsal sorularını cevaplayamayan, başkalarının sorularına yanıt verebilir mi? Yol bilmeyen, yolculuk yapmayan biri, yol arkadaşlığı yapabilir mi?

Burada Dr. Mavi’nin imdadına Beyaz yetişiyor. Dr. Mavi, Beyaz’ın çay muhabbetlerinde sorularına cevap olabilecek kodları arıyor. Zihninde uçuşan bilgi ve düşünceleri, Beyaz’ın süzgecinden geçirerek test ve tasnif etmeye çalışıyor.

Dr. Mavi, bize bir terapist ve eğitimcinin iki akıl hocası olması gerektiğini fısıldıyor: Kitaplar ve kaliteli dostlar… Okumayı, bilgilerin derlenip toplanması için de yazmayı ve bilge bir dostla sohbeti öneriyor.

Kendi ruhu ile iletişim kuramayan, ruhunu kemiren sorulara cevap bulamayan, özellikle de varoluşsal sorunlarını çözemeyenlerin başkalarına danışmanlık yapması ne kadar tehlikeli. Özellikle eğitimci, psikolog, sosyal hizmet uzmanı ve din görevlisi olanların çokça faydalanabileceği bu kitap, sıkça karşılaştığımız soruları ve cevaplarını içeriyor.

Kendi değerini bulamadığı için ölüm, fanilik, hiçlik, değersizlik, yalnızlık gibi acılarla yüzleşen ve yaşamayı bir ceza olarak gören günümüz insanı; sorularına cevap bulabilmek için Yaratıcı’ya yönelmek ve onunla varoluşsal bağ kurmak yerine, kendi narsist benliğine sığınarak manevi olana isyan eden ediyor.

Aynalar Koridorunda Aşk”, yaşamı ve yaşadıklarını anlamlandırabilmek, isyan yerine varoluşu şükranla karşılayabilmek, hayatı denetlemenin elde olmadığı gerçeği ile yüzleşmek, mutlak sevilme ve değerli olma ihtiyacını insan ilişkilerinde aramanın aldatıcılığını görmek yolunda bize rehberlik ediyor. En değerli varlığının insanın kendisi olduğunu fark edemeden yaşamanın bir savaş olduğunu, sınanmalar ile engellenmelerin hayatın doğal bir hali olduğunu, aciz ve kusurlu olmanın bir eksiklik değil, hayatın doğasının gereği olduğunu fısıldıyor.

Mustafa Ulusoy, “Dünya bir cennet değil, cehennem de değil. Dünya sadece cennete veya cehenneme giden bir yol.” diyerek bitiriyor sözü.

Galiba şunu demek istiyor: Kırmızı bir ateştir. Yakar da, pişirir de… Senin nasıl ve nerede kullandığına bağlı.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
İsmail Zorba 02 Mayıs 2018 / 06:37

Sözler aynamız, sözler parolamız, sözler duruşumuz, sözler insanı şifreleyen tüm kodları çözen anahtar.
Mustafa Ulusoy, “Dünya bir cennet değil, cehennem de değil. Dünya sadece cennete veya cehenneme giden bir yol.” diyerek bitiriyor sözü.
Ve sözlerin tamamında bizi bir kitaba doğru götüren bir yazı