Belediyeyi kolladığımı düşünenler de var!

Bu haber 07 Kasım 2009 - 0:00 'de eklendi ve 861 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Zaman zaman sizlerden gelen eleştiri ve önerileri köşeme alıyorum.
28 Ekim’de sizlerden iki elektronik posta aldım. Birisi Muğla Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü öğretim üyelerinden Ünal Bozyer’e, birisi de “hayvan dostu” Şükran Güneş hanıma ait.
Sayın Bozyer’in “eleştirisi” beni sevindirdi.
Çünkü zaman zaman Muğla Belediyesi ile ilgili eleştirilerimde “objektiflikten uzaklaşıyor muyum” kaygısını yaşıyorum. Sayın Bozyer’in eleştirisi ile rahatladım. Şöyle demiş:
“Eleştiriye açık olduğunuzu düşünerek dünkü (27 kasım) yazınıza küçük bir eleştirim ya da itirazım olacak.
Yazılarınızda yerlilikten mi kaynaklanıyor bilmiyorum Muğla belediyesini ve yönetimini çoğu zaman kolladığınızı düşünüyorum. Tabii sert eleştirinizi de biliyorum ama genelde korumak ya da kollamak istediğinizi düşünüyorum.”
 
xx           xx           xx
Değil, Muğla Belediyesi’ni hiçbir kurum ve kişiyi ‘kollamak’ gibi bir görevimiz olamaz.
Olursa bu biraz “yağcılık” olur…
Ancak, yaşadığımız şehrin, ülkemizin hayrına yeri geldiğinde bazı kurum ve kişilere ‘sahip çıkmamız’ gerektiğine inananlardanım.
‘Kollamak’ başka, ‘sahip çıkmak’ başka…
Özellikle mağdura sahip çıkmak zorunda olduğumuzu düşünenlerdenim…
Ancak gerek Muğla Belediyesi’ni ve gerekse kurum ve kişileri ‘kollamak’ gibi görevimiz olmamakla birlikte ‘eleştirmek’ gibi görevimiz olduğunun da inancı içindeyim.
Düzeltilmesi, daha iyiye ulaşılması amacıyla olumsuzlukları, eksiklikleri, yanlışları, kusurları görmek, göstermek, ortaya koyup, eleştirmek bizim işimiz.
Bu yüzden bazı yöneticilerimiz tarafından “sevimsiz” bulunuyoruz, ama yapacak bir şey yok…
 
xx           xx           xx
Gelelim sayın Ünal Bozyer’in mektubuna. Olduğu gibi yayınlıyorum:
“Sayın Özgür;
Yazılarınızı uzun süredir takip etmekteyim. Özellikle internet sayfanız düzenli güncellenmeye başladığından beri hemen hemen her yazınızı okudum. Öncelikle sizi yazılarınızdan dolayı kutlamak istiyorum. Muğla gündemini sizden öğreniyoruz. Bunun için de özellikle teşekkür etmek istiyorum.
Eleştiriye açık olduğunuzu düşünerek dünkü (27 kasım) yazınıza küçük bir eleştirim ya da itirazım olacak. Yazılarınızda yerlilikten mi kaynaklanıyor bilmiyorum Muğla belediyesini ve yönetimini çoğu zaman kolladığınızı düşünüyorum. Tabii sert eleştirinizi de biliyorum ama genelde korumak ya da kollamak istediğinizi düşünüyorum. ‘Halk sağlığı’ konusunda Osman Gürün’ü övmüşsünüz ve Dr. olmasının da öneminden bahsetmişsiniz. İşte itirazım tam da buna.
Karabağlar yaylasında biliyorsunuz su şebekesi yok. Ya da büyük bir bölümünde yok. Bu konu ile ilgili olarak ev sahiplerinden 20 kişi Başkan Osman Gürün’le görüşmelerinde, sayın başkan, herkesin önünde kuyu içmelerini, belediyenin yaylaya su şebekesi döşemeyeceğini beyan ediyor.
Yayla koruma altında olduğundan, koruma kurulu ve belediye onaylı “Muğla evi” projelerine uygun olmak şartıyla inşaat izni alınıyor, bu izinlerde sıhhi tesisat için de proje isteniyor ama su şebekesi olmadığından herkes başının çaresine bakıyor. Kanalizasyon da olmadığı için her evin önünde fosseptik kuyuları açılıyor. Yeraltı su sıkıntısı olan yerlerde kuyu olmadıysa artezyen açılıyor. vs.
Yayladaki ev sahiplerinden yaklaşık 20 kişi bu konuyu görüşmek, bir çözüm üretebilmek için Başkan’a gittiklerinde yaylada su şebekesinin olamayacağı, kendilerinin bunu bilmeleri gerektiği söyleniyor. Israr karşısında ise Sayın Gürün, kuyu suyu için diyerek geçiştiriyor…
Sizin bu konudaki yorumunuzu merak ediyorum. Hem susuz yayla, hem de buna çözüm üreten “halk sağlığı” konusunda hassas belediye başkanımızın tavsiyesi hakkında…
Saygılarımla…
İyi Çalışmalar…”
 
xx           xx           xx
Ben, Belediye Başkanı Op. Dr. Osman Gürün’ün “halk sağlığı” ile ilgili duyarlılığı konusundaki görüşlerimi hala savunuyorum. Sayın Bozyer’in “yerlilikten” kastı “Muğla şovenliği” ise buna da bir itirazım olmaz.
Ancak sanıyorum, sayın Bozyer doğma-büyüme Muğlalı olmadığı için “Yayla kültürünü” bilmiyor. Karabağlar Yaylası’na içme suyu şebekesi ve kanalizasyon istiyor. Bunlar olursa orası “yayla” olur mu?!!
Muğla Belediyesi bu isteklere olumlu yanıt verse, önce biz eleştiririz… Projelerde sıhhi tesisat istenmeseydi, onu da eleştirirdik…
Su deposu yapacaksınız. Kuyunuzdan depoya su pompalayıp, sıhhi tesisatınızı kullanacaksınız. Evsel atıklarınızı da “sızdırmasız fosseptikte” toplayacaksınız.
Sayın Bozyer, sizin adınıza üzgünüm, ama orası yayla…
 
xx           xx           xx
Bir diğer okurum, hayvan dostu Şükran Güneş hanım da, elektronik mektubunda, Orgeneral Mustafa Muğlalı İşhanı’nın oradan taşındığını, ama yine de oralarda olduğunu, şehirden 5 km uzaktaki evinin de bitmek üzere olduğunu ve oraya taşındığında da şehir merkezine gelip gitmeye devam edeceğini, çünkü sokak köpeklerine sahip çıkmayı sorumluluk gördüğünü söylüyor.
Şükran hanıma saygı duyuyorum. Sahipsiz hayvanlarımıza sahip çıkanlar da olmalı. Ancak Sınırsızlık Meydanı’nda hayvan olmadığını görüşüne katılmıyorum. Şükran hanıma çabaları ve söylemleri ile hep hak vermişimdir, ama “empati” yapmak lazım. Sahip çıkılması gerektiğine yürekten inandığım o hayvancıkların, Sınırsızlık Meydanı, Kurşunlu Cami yanı ve Orgeneral Mustafa Muğlalı İşhanı önünde hayvan severlerde de tedirginlik, endişe yarattıkları gerçek…
Bunun da bir ‘ortası’ olmalı…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.