Beldeler Sahipsiz Kaldı!

Bu haber 24 Eylül 2014 - 0:00 'de eklendi ve 1.456 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

Ören ile ilk tanışmamız “Gökova Termik Santralı” sayesinde olmuştu. Aslında santralin adı “Kemerköy Termik Santralı” idi… Gökova’ya bir kirlilik ve tahribat makinesi yakışmamıştı, ama Gökova Körfezi’ni ve çevresini katledeceği varsayılan bir santrale “Gökova” adı yakışırdı.

Santral “resmi adını” kurulduğu Ören’in Kemerköy Köyü’nden almıştı. Türkiye’nin ilk çevre eylemi burada Türkevleri kadınları tarafından başlatılmıştı.

Sonra rahmetli Saynur Gelendot’u tanıdım. Kemerköy Termik Santralı için “Gökova” dillendirmesi yapan oydu. Maksat algı yaratmaktı… Yaratıldı da… Bir de “Gökova Sürekli Eylem Kurulu” oluşturuldu. Benimde içinde bulunduğum bu hareketin önderi de Saynur Gelendost idi…

xx        xx        xx

Gökova Sürekli Eylem Kurulu ile ilgili önceki yazılarımda dönemin çevre eylemcilerinden Çiğdem Başarır için Çevre Mühendisi olduğu halde “Şehir Plancısı”, dönemin sivil toplumcusu ve Muğla Tabip Odası Başkanı Dr. Mustafa Ulusoy için de “Mustafa Uslu” demişim.

Kendilerinden ve okurlarından özür diliyorum.

xx        xx        xx

O günlerde, yani termik santrallere karşı verilen mücadelenin en sıcak günlerinde benim imzamla “Bitmeyen Kavga Gökova” adında bir kitap çıkmıştı. Kitabın baskısını dönemin Ören Belediye Başkanı Kazım Turan üstlenmişti. Satışından elde edilen para Gökova Sürekli Eylem Kurulu’nun etkinliklerinde harcanmıştı.

Yani termik santral kavgası bizi Kazım Turan ile tanıştırırken, Kazım Turan da bizi Ören ile tanıştırdı…

Gökova (Kemerköy) Termik Santrali’nin önüne kaç sene gidip pankart açıp, eylem yapıp, Ören’i görmeden geri döndük anımsamıyorum… (!)

Neredeyse 15 yıldır da Ören’e gidip, tatil yapıp, termik santrali görmeden geri dönüyoruz!

xx        xx        xx

Ören’e geçen yaz önce Ören Belediyesi’nin Türkiye Yazarlar Sendikası ile birlikte gerçekleştirdiği “Melih Cevdet Anday Şiir Günleri” ve “Ören Şenliği”ni gazeteci olarak izlemek, ardından Eylül ayında tatil için gittim.

Melih Cevdet Anday Şiir Ödülünün ilkini Başkan Kazım Turan’ın elinden yeni kuşak şairlerimizden Küçük İskender almıştı. Ardından benim İngilizce öğretmenim Özdemir İnce aldı…

Bu sene Ülkü Tamer aldı, Melih Cevdet Anday şiir ödülünü. Davetli olmadığım için gitmedim. Tamer’in ödülünü Milas Belediye Başkanı Muhammet Tokat’ın elinden alıp almadığını da bilmiyorum. Kazım Turan’ın elinden almadığını biliyorum. Ören artık “belde” değil, Milas’a bağlı bir mahalle…

Kazım Turan artık belediye başkanı olmasa da, Milas’ın Belediye Başkanı Muhammet Tokat’a, artık mahalle olan Ören’in eski başkanı Turan’ı davet edip, 2014 ödülünü O’na verdirme inceliğini gösterse hoş olurdu…

xx        xx        xx

Şenliğe davet edilmedik. Ama şenlik dışı “Ören keyfimizi” yaşamaya devam ediyoruz. Günü birlik veya birkaç günlüğüne başka yerlere gitsek de, bu yaz yine Ören’de dinlendik.

Bu yaz yine Datça da uğrak yerlerimizden oldu. Palamutbükü’ne kadar gittik. Palamutbükü dönüşünde yeni sahil yolu ile tanıştık. Muhteşemdi…

İki Datça var. Biri Can Yücel’in Datçası… Ama artık Datça’da Can Şenlikleri yok… (!)

Datça’yı ayrıca yazarız…

xx        xx        xx

Neyse, hiç değilse Ören’in mahalleye dönüşmesi sonucu bir şiir-şair buluşması geleneği sona ermedi. Bu anlamda bütün ilçe belediye başkanlarını kutlamak gerek. Örneğin CHP’li Menteşe Belediyesi ile Yerkesik’te Çocuk Oyun ve Oyuncakları Şenliği, AK Partili Köyceğiz Belediyesi ile Kaunos Altın Aslan Türk Filmleri Festivali devam ediyor…

Ören her zamanki gibi temiz ve bildiğimiz Ören, ama Ören’de değişenler olmuş. Kazım Turan Ören’de “çivit mavisi” rengi ve mekânlarda ahşap sandalye kullanımını yerleştirmeye çalışıyordu. Bu güzel çaba sona ermiş. Yalıdaki balık şeklindeki çöp kovaları neden değiştirilmiş anlayamadım…

Bir hakkı teslim etmek gerekirse şemsiye-şezlong ücretinin düşürülmesi iyi olmuş, ama bu defa da ipini kıran plajda… Çöpler zamanında alınıyor. Yeşil alan düzenlemeleri de güzel. Ama “zabıtasızlık” kendini her alanda hissettiriyordu. Otopark çilesi isyan ettiriyordu…

xx        xx        xx

Otopark çilesi yaz boyunca Akyaka’da da yaşandı.

Ören’de olmadığı gibi Akyaka’da da zabıta yoktu. İyi ki Jandarma Akyaka içindeki trafiğe de el attı da, araç sahipleri arasında küçük çaplı tartışmalar yaşansa da kavga dövüş çıkmadı.

Yer yer kanalizasyon kokuları geliyordu. Umarız denize sızma yoktur. Bilen yok…

Zabıtasız Ören pahalıydı. Zabıtasız Akyaka’da ise fiyat anarşisi ve fahişliği tavan yaptı!

Ören ile Akyaka arasında bazılarında “Muğla Belediyesi”, bazılarında “Muğla Büyükşehir Belediyesi” yazılı duraklar vardı. Bu güzergahta senelerdir belediye otobüsü yoktur, bundan sonra olacağı da meçhul. O durakların orada ne işi var, anlayamadım… (!)

Aynı güzergahta çöp bidonları da vardı. Ören’den çıkınca “Milas Belediyesi” yazılı olanlarla karşılaştık. Akbük’te “Menteşe Belediyesi” yazılırken, Çınar’dan sonra “Ula Belediyesi” çöp bidonları vardı…

Milas Belediyesi Menteşe sınırlarına kadar sorumluluğunu yerine getirmiş. Akbük-Akyama arası ise motorlu araç ve çöp yığınıydı…

xx        xx        xx

Büyükşehir Yasası ile beldelerin mahalleye dönüşmesi hiç iyi olmadı.

Bu köşede “beldelerin tüzel kişilikleri korunsun” diye çok yazdık. Bize “yerel belde baronluklarının sona ermesine karşı mısın?” diye karşı çıkanlar olmuştu.

Merak etmeyin baronluklar hayatını sürdürmeye devam ediyor. Ama o beldelerde yaşam kalitesi yerlerde sürünmeye başlamış…

Sorun, Ören ve Akyaka’nın sorunu değil. Bu yaz bütün ilçelerin kapanan beldelerinde; özellikle turizm merkezi beldelerde başta temizlik, otopark ve fiyat tarifesi olmak üzere çeşitli sorunlar yaşandı.

Kapanan beldelerin, hiç değilse marka olmuş turizm merkezleri yeniden bir şekilde eski statülerine kavuşturulmalılar…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.