BBP İl Başkanının İddiaları

Bu haber 18 Kasım 2016 - 0:01 'de eklendi ve 9.193 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

 Evet, Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün biz Muğlalılar muhalefet partilerimizle, STK’larımızla, meslek odalarımızla, basınımızla uyur uykumuzda iken Eski Garaj Alanı üzerinde tasarrufu eline almış.

Eski Garaj Alanı için yapılan planlama ile yer altı otopark alanı ve yer üstüne de ticaret alanı ilan edildi. Taban alanı yüzde 40 iken yüzde 45’e çıkarılmış. Şimdi Menteşe Belediye Başkanı Bahattin Gümüş’e soru sormanın tam da yeri ama konu çok…

CHP’nin milletvekili adaylarından Hüseyin Anıl sosyal medyada paylaşımlarıyla CHP Muğla’da gündem belirlemeye devam ediyor.

Başlattığı “tüzük tartışması” ile Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün ile Milas Belediye Başkanı Muhammet Tokat ve Menteşe Belediye Başkanı Bahattin Gümüş’e ahret soruları sorarak “ön seçimi” tartışıyor. İl Başkanı Mürsel Alban’a “Ya hakkımdaki tedbiri kaldırın veya beni disiplin kuruluna sevk edin” diyor. Ha birde Marmaris Belediye Başkanı Ali Acar ile Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon’un Bodrum’da buluşmaları da dikkat çekici oldu.

Gerçekten konu çok…

xx            xx            xx

Başkan Gürün’ün Eski Garaj Alanı’nda “Dediğim dedik, çaldığım düdük” yaklaşımını pazartesi günü ele alabiliriz. Konu biraz demlensin… CHP ve Anıl’ı yarın da ele alabiliriz.

BBP (Büyük Birlik Partisi) İl Başkanı Harun Akın da birkaç gün önce Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi ile ilgili iddialarda bulundu.

BBP İl Başkanı Akın bakarsınız haftaya eski Garaj Alanı ile ilgili sorular sorar…

Bugün BBP İl Başkanı Akın’ın “üniversitede FETÖ/PDY yapılanması” iddialarını ele alalım…

xx            xx            xx

Büyük Birlik Partisi İl Başkanı Harun Akın, MSKÜ Rektörü Mansur Harmandar’ın cevaplaması istemiyle üniversitedeki FETÖ/PDY yapılanmasına ilişkin bir dizi soru yöneltti.

Akın’ın bugüne kadar yaptığı açıklamaların hemen hepsi ses getirmiştir. Bu defa baltayı taşa mı vurdu bilmem… Galiba sorularını eline gelen bilgi ve belgelerin sağlamlığını araştırmadan ortaya koydu…

Akın’ın üniversite ile ilgili şüpheleri varmış… Doğrudur. Bugünlerde ortalık şüpheliden çok şüphelenenden geçilmiyor?

15 Temmuz’un üzerinden neredeyse 6 ay geçti. Şimdi bu “şüphe” neyin nesi? Acaba Akın’da şüphe uyandıran “ne?” mi, “kim?” mi?

Malum bundan böyle rektörler doğrudan Cumhurbaşkanı tarafından belirlenip, atanacak. Üniversite çevrelerinde rektör adayı azalıp, şüpheli sayısı artabilir!

BBP İl Başkanı Akın’ın iddialarının bana sanki bu yeni rektör belirleme şekli ile ilişkisi var gibi geliyor… Akın’ın muhtemelen üniversitedeki kaynağının rektör adayı olup olmadığına bakmasında yarar var…

Harun Akın’ı severim. Umarım birilerinin oyununa gelmemiştir…

xx            xx            xx

Yaptığı basın açıklamasında, “Rektörümüz Mansur Harmandar, 2010’daki rektörlük seçimlerinde pazarlık yaptığı cemaatin bazı mensuplarını üst düzey görevlere getirmiş midir? Mesela şu anda firari olan Prof. Dr. Mustafa Işıloğlu’nun 2011-Haziran 2014 arası rektör yardımcılığı yapması; 15 Temmuz’dan sonra FETÖ operasyonunda gözaltına alınan rektör yardımcısı Yusuf Ziya Erdil, böyle bir pazarlığın sonucu mu rektör yardımcısı olmuştur?” diyen BBP İl Başkanı Harun Akın’ın soruları ilginç.

Ne diyecek Rektör Harmandar? Pazarlık yaptıysa bile “Yaptım” mı diyecek? Hem küçücük Muğla’da Harmandar’ın nasıl rektör seçildiğini bilmeyen yoktur… Böyle soru mu olur?

xx            xx            xx

İl Başkanı Akın açıklamasında, üniversitede 24 kişinin alındığı ilk gözaltı dalgasında Rektör Harmandar’ın “Bu arkadaşlar benim yakın çalışma arkadaşlarım. Ben bunlara güveniyorum” dediğini, alınanlar adli kontrollü bırakılınca da “Demiştim. Biz temiziz. En az FETÖ’cü bizde” diye demeç verdiğini anımsatarak, “Daha sonra yayınlanan demecinde, üniversitede 150 kişi hakkında soruşturma açıldığını söylemiştir. Bu ne lahana bu ne perhiz misali daha önce temiz bir üniversite olduklarını söylerken, daha sonra 150 kişi hakkında soruşturma açılmasının izahı nedir?” demiş. Özetle şöyle devam etmiş:

Tıp Fakültesi’nden atılan hocaların hepsi Harmandar zamanında alınmıştır. Bu atılanların alındığında Dekan Prof. Dr. İrfan Altuntaş’tı. İrfan Altuntaş KHK ile Dumlupınar Üniversitesi’nden atılmıştır. Altuntaş, Tıp Fakültesinde görev yaptığı sırada tarihçi olan şimdiki rektör yardımcısı Prof. Dr. Bayram Akça, Fakülte Yönetim Kuruluna alınmış mıdır? Bu bir cemaat dayanışması mıdır? Diğer rektör yardımcısı Prof. Dr. Volkan Coşkun, 2012’de Muğla’ya gelen Nazlı Ilıcak’ın konferansına katılan 2 üniversite üst düzey yöneticisinden biridir. Diğeri, şimdi firari olan Prof. Dr. Mustafa Işıloğlu’dur. Ayrıca Volkan Coşkun, 7. Türkçe Olimpiyatları’nın bilim kurulu üyesidir.

xx            xx            xx

Mansur Harmandar ve ekibinin avukatlığını yağacak değilim. Gazeteci olarak bildiklerim varsa ve susarsam cinayete ortak olmuş olurum…

Sorular üniversiteyi tanımayanlar için şaşırtıcı ve akıl karıştırıcı… Kaç bin kişinin görev yaptığı bir üniversite 24 kişi ile temizken, 150 kişi ile kirlenir mi?… Yeni 150 kişi daha soruşturma geçirebilir, geçirmeyebilir de… Bunun izahı mı olur…

Harun Akın basın açıklaması yapmadan araştırsaydı, bize bile sorsaydı, eski Dekan Prof. Dr. İrfan Altuntaş’ın Muğla’da kadrosuz görev yaptığını, süresi dolunca Rektör Harmandar’ın sözleşme yenilemediğini ve Altuntaş’ın geldiği Isparta’ya döndüğünü öğrenirdi.

Cemaatle nasıl rektör pazarlığı bu?!

Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bayram Akça tarihçi olduğu için Tıp Fakültesi yönetiminde yer alamaz… Alamayacağını kim olsa bilir. Devlet Hastanesi’nin Araştırma Hastanesi olarak kullanılabilmesi için Valilik ile Rektörlük arasında bir protokol yapılmış; Vali ve Rektör ile birlikte Prof. Dr. Akça Araştırma Hastanesi yönetiminde yer almışlardı…

Cemaat protokolün neresinde?!

Muğla’da Kültür ve Sanat Topluluğu” vardı, hala var mı bilmiyorum; Nazlı Ilıcak’ı Muğla’ya üniversite değil, o topluluk getirmişti… Konferansa Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Işıloğlu ve Rektör Danışmanı Prof. Dr. Mustafa Volkan Coşkun ile dönemin AK Parti İl Başkanı Nihat Öztürk de katılmış ve o zaman AK Parti Kadın Kolları Başkanı olan Nurzile Çavuşoğlu tarafından da Ilıcak’a plaket ve çiçek takdim edilmişti…

Bir de benden anekdot: Şimdi nerelerde bilen yok. Cihan Haber Ajansı’nın Muğla Temsilcisi Kayber Avcı’nın üniversitede bir ara akreditasyonu kaldırılmıştı. Bir grup gazeteci rektörle görüşüp yeniden üniversiteye giriş çıkışını sağlamıştık. Kayber üniversite ve rektör lehine haber yapmamaya hep özen göstermiştir.

O Rektör Prof. Dr. Harmandar idi…

xx            xx            xx

BBP Muğla İl Başkanı Harun Akın’ın, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi yönetimi ile ilgili iddialarına Rektör Prof. Dr. Mansur Harmandar’ın verdiği yazılı yanıt oldukça uzun.

Açıklamasına “Büyük Birlik Partisi Muğla İl Başkanı Harun Akın tarafından 14 Kasım 2016 tarihinde kamuoyuna yapılan basın açıklamasında Üniversitemizi hedef alan iddialar Hükümetimizin FETÖ terör Örgütüyle mücadele miladı olarak belirlediği 17-25 Aralık 2013 öncesiyle alakalı, tamamen yasal, kanunlara uygun olarak gerçekleştirilen işlemlerle ilgili olup, Üniversitemizi yıpratmaya yönelik kasıtlı iddialardır.” diye başlayan Harmandar’dan özetle şu ifadeleri paylaşalım:

Rektörlüğe başladığım 04 Aralık 2010 tarihinden önce ve sonrasında hiçbir grup ve siyasiyle pazarlığım olmamış ve hiçbir kimseye iradem dışında görev verilmemiştir. İddialar iftira ve art niyetlidir. Üniversitemizde rektör adayı olduğum üç dönemde de %50 üzerinde oy almışımdır. 

Üniversitemiz, Türkiye’deki Üniversiteler arasında FETÖ’yle en kararlı mücadele eden bir Üniversitedir. Bu güne kadar suçlularla ilgili işlemler kararlılıkla yapılmış olup, itiraz edenlerin de durumu, yasal olarak yeniden değerlendirilmektedir. Söz konusu iddialarla ilgili üniversitemizce yasal yollara başvurulacaktır.

xx            xx            xx

Görünen o ki yeni rektör belirleme süreci başladı. Umarız belden aşağı vuruşlar sürmez ve üniversitede rektör olabilecek kişi kalmaması ile karşı karşıya kalınmaz…

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

35 ADET YORUM YAPILDI
Haydar Karataş 18 Kasım 2016 / 10:22

BBP İl Başkanı Harun Akın’ı tanımıyoruz. Ama yazılarınızdan mücadeleci ve çalışkan bir başkan olduğu belli. Muğla’nın ana muhalefeti. Muğla Büyükşehir başta olmak üzere Bodrum, Marmaris, Menteşe ve Milas gibi büyük ilçelerle beraber toplamda dokuz ilçe belediyesi bulunan CHP den ses seda çıkmıyor. FETO onları hipnotize etmiş gibi. Artı birde CHP nin Muğla’da üç milletvekili bulunmakta onlarında sesi pek çıkmıyor. Pazar ziyaretlerine ilişkin mesaj atmasalar hiç ne yaptıklarına dair haberimiz olmayacak. Bir de izleyicisi olmayan kanallara çıkıyorlar O da sadece Ömer Süha Aldan. CHP nin Muğla’da üç milletvekili, Büyükşehir ve dokuz ilçe belediye başkanıyla çok büyük bir gücü bulunmakta. Türkiye’de yüzde bir bile oyu olmayan BBP il başkanı Harun Akın kadar muhalefet güçleri olmayışı düşündürücü. Onların muhalefet anlayışı parti içi muhalefeti susturmak. Hüseyin Anıl ve diğerleriyle uğraşmak. Özcan bey sizin bile geçen günkü bir yazınızda disipline verirler diye çekinceniz vardı. Ki, siz hiç bir yere aday olmadığınızı bildikleri halde size bile disiplin sopası gösteriyorlar. Muğla’da FETÖ yapılanması sanki Büyükşehir belediyesi ve şirketlerinde daha çok var gibi. Ak Parti Muğla’da kendi içerisinde iktidar mücadelesi verdiği için onların bu işlere ayıracak zamanları yok olmalı. Bazıları Türkiye’de iktidar olduklarının farkında bile değil olmalılar.

Harun AKIN 18 Kasım 2016 / 11:26

Sevgili Üstad;
Öncelikle Konuyu köşenizde ele almanızdan dolayı duyduğum memnuyeti iletmek isterim. Teşekkür ediyorum,iyi’ki sizler gibi cesur kalemlerimiz var.
Ancak yorumlarınızda dikkatimi çeken bir hususu aydınlatmak isterim,Malum yapıya mensup olduğu için memuriyetten ihraç edilen tıp dekanı ALTUNTAŞ’ın üniversitemize gelip,gitmesini değil onun burada görev yaparken tıp fakültesi yönetim kuruluna tarihçi birini atamasıyla ilgili soru sormuştum.Yine benim yapmış olduğum açıklamalarımın tamamı birilerinden duyumla elde edilmiş bilgiler değil,hepsi net bilgi ve haberler olup,internette vardır.İlk demecimde dile getirdiğim 10 kadar tıpçı hocaların Sayın HARMANDAR zamanında alınıp,alınmadığını sormuştum cevabını alamadım.Ayrıca belirttiğim gibi haber kaynağınım tamamı internette mevcuttur ve sizlerde ulaşabilirsiniz.Selam ve Saygılarla,Tekrar konuya köşenizde yer verdiğiniz için teşekkür ediyor,iyi çalışmalar diliyorum.İyiki varsınız.

Harun AKIN 18 Kasım 2016 / 12:28

Cemaat protokolün neresinde?!

“Muğla’da Kültür ve Sanat Topluluğu” vardı, hala var mı bilmiyorum; Nazlı Ilıcak’ı Muğla’ya üniversite değil, o topluluk getirmişti… Konferansa Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Işıloğlu ve Rektör Danışmanı Prof. Dr. Mustafa Volkan Coşkun ile dönemin AK Parti İl Başkanı Nihat Öztürk de katılmış ve o zaman AK Parti Kadın Kolları Başkanı olan Nurzile Çavuşoğlu tarafından da Ilıcak’a plaket ve çiçek takdim edilmişti,
YORUMUNUZA GELİNCE;
Fetöcü olduğu söylenen ve şu anda firari olan Mustafa IŞILOĞLU ve Rektör Yardımcısı Volkan ÇOŞKUN’un Nazli ILICAK’ın fetöyü savunduğu konferansa siyasilere eşlik etmesi için gitmesini tarafsız biri olarak siz onaylıyormusunuz,Sayın ÖZGÜR,
Rektörümüz bu hocaların siyasilere eşlik ettiğini söylüyor.Öğretim görevlilerin işi siyasilere eşlik etmekmidir.Herkes sus pus,neden diğer siyasi partilerimizden ve diğer mercilerden konuşan yok onuda anlamış değilim.Ben bu vatanın,Bu Milletin,Bu Bayrağın,Ecdadımızın emanetlerinin ve Muğla’nın delisiyim.Herkes sussa’da şahsım olarak susmayacağım.Saygılar sunuyorum.

Bulut Adıvar 18 Kasım 2016 / 20:23

Başta Menteşe Belediye Başkanı Sayın Bahattin Gümüş, Milas Belediye Başkanı Sayın Muhammet Tokat ve diğer CHP’li Belediye Başkanları Büyükşehir Başkanı ve yöneticilerinden uzak durun yoksa gelecek seçimlerde İlçelerinizde seçimleri kaybedersiniz. Büyükşehire kilit noktalara atananların kimler olduğunu Belediyede CHP’li solcu ve Atatürkçülere neler yaptıklarını CHP’liler çok iyi biliyor. Büyükşehir Binalarına CHP’liler işleri olsa bile girmiyorlar. Sayın İlçe Belediye Başkanları mümkün olduğunca Büyükşehir Başkanı ve idarecilerden (bazıları hariç) uzak durun. CHP’yi Muğla’da tutsaklıktan kurtarmak için, Hüseyin Anıl gibi gerçek CHP’lilere destek verelim. Mücadele edilmezse Partimiz ilk seçimlerde çok ağır yenilgi alır. Toparlanması da yıllar sürer. Hüseyin Anıl gibi partilileri sahip çıkalım.

Hamle Gazetesi 21 Kasım 2016 / 11:38

HARUN AKIN’IN SORUSU
Sevgili Harun Akın,
Üniversite yerleşkesinde yapılan o etkinlikte, elbette üniversiteyi temsil edenler olur… (Neden onlar diye sorsanız yanıtım başka olurdu)
Sizin pencereden bakınca o konferansta AK Partl il başkanı ve il kadın kolları başkanının orada işi ne diye de sormak gerek. Akademisyenlerin siyasilere eşlik etmesini ise elbette doğru bulmuyorum.
ÖZCAN ÖZGÜR

Ahmet koyuncu 25 Kasım 2016 / 14:19

İşin en acı tarafı, bu adam rektör basdanismanligi, eğitim fakültesi dekanligi, üniversite rektör yardımcılığı yaptı/yapıyor. Bu kadar vukuata rağmen. Halbuki görev yaptığı fakultedeki herhangi bir hocaya, herhangi bir öğrenciye, herhangi bir memura, herhangi bir asistana sorsalar o kadar çok şey anlatabilir ki hakkında. O kadar çok, o kadar çirkin, o kadar acı …

Mustafa Volkan Coşkun 26 Kasım 2016 / 11:58

Özcan Bey, öncelikle açıklayıcı, tarafsız ve sağduyuyla yazılmış köşe yazınız için çok teşekkür ederim. Adımın geçtiği yorumları yeni gördüm, yazı ve yorumlarda ismim geçtiği için küçük bir açıklama yapma ihtiyacı hissettim. Yukarıdaki yazınızda Mart 2012’de MSKÜ AKM’nde yapılan Nazlı Ilıcak konferansıyla ilgili açıklamayı gayet net ve anlaşılır bir şekilde ifade etmişsiniz. Mart 2012’de yapılan o günkü konferansa ilimizden ve üniversitemizden birçok kişi katıldı. Ben, o zaman Rektör Danışmanı ve Basın ve Halkla İlişkiler Koordinatörü olmam sebebiyle, Üniversite dışından gelen bütün konuşmacıların konferanslarına dünya görüşleri ne olursa olsun görevim dolayısıyla dinleyici olarak katılıyor ve Halkla İlişkiler Koordinatörü olarak, konferansa katılanlardan Valilik protokol listesinde adı geçenlere, listede yer alanlara ev sahibi olarak hoş geldiniz diyor ve onlarla birlikte konferansı dinliyordum (Valilik Protokol listesinin 10. Maddesinde İktidar Partisi, Ana Muhalefet Partisi ve Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunan diğer partilerin il başkanları yer alır.). Mayıs 2007’de yapılan 5. Uluslararası Türkçe Olimpiyatlarına ise (https://tr.wikipedia.org/wiki/5._Uluslararası_Türkçe_Olimpiyatları), Türkçe Eğitimi Bölümü Başkanı olarak, T. C. Milli Eğitim Bakanlığı yapmış ve o tarihte Başbakanlık Etik Kurul Başkanı olan Prof. Dr. Mehmet Sağlam tarafından resmi yazıyla davet edildim ve Üniversitemden resmi izinli olarak gittim. Bir daha da davet edilmedim, çünkü finalde bizim jüri üyeleri olarak birinci, ikinci ve üçüncü olarak seçtiğimiz öğrencilerin yerine dereceye girmeyen başka öğrencileri birinci, ikinci ve üçüncü olarak ilan etmişlerdi ve ben bu durumu o zaman çok sert bir şekilde eleştirmiştim. Zaten davet edilseydim bile, etik bulmadığım için, kesinlikle gitmezdim. Kaldı ki, söz konusu Türkçe olimpiyatının yapıldığı tarih, 2007 yılına, 9 yıl öncesine dayanıyor ve o zaman bütün farklı siyasi görüşte olanlar da dahil, bunlarla kimsenin arasında bir sorun yoktu; hatta birçok ülkede Türk Bayrağı dalgalandırılıyor ve Türkçe öğretiliyor diyerek kamuoyu tarafından da büyük övgüler yapılıyordu. Keşke, başından itibaren devletimizin resmi kurumları yurt dışında okullar açıp, bunu üstlenseydiler. Cumhuriyet ve demokrasi aşığı bir bilim insanı olarak, cumhuriyet, demokrasi ve özgürlük katliamı yapmaya kalkarak, menfur darbe girişiminde bulunan bu hain fetö terör örgütüne lanet olsun diyor ve Saygılarımı sunuyorum.

Mustafa Volkan Coşkun 04 Aralık 2016 / 14:11

Ahmet Koyuncu Bey, sizi tanımıyorum. Kendinizi açık olarak tanıtmanız medeni bir yaklaşım olurdu. Elbette yazdığınız iftiralarla ilgili olarak hukuki yollara başvuracağım. Ancak kamuoyunun bilmesi bakımından burada birkaç bilgilendirme yapmak istiyorum: Beş yıldır Eğitim Fakültesi dekanlığı yapıyorum. 200’e yakın akademik ve idari personelim; 4000’e yakın da öğrencim var. Bunlardan bir tanesi hariç hakkımda olumsuz konuşmaz, çünkü hiçbirinin özlük hakkıyla oynamadım ve hiçbirisine saygısızlık yapmadım. Benim tek görevim, ülkeme, Muğla’mıza ve Üniversiteme hizmet etmek olmuştur. 5 yıllık dekanlık görevim esnasında hep sevilen ve takdir edilen bir idareci olmuşumdur. Ama 03 Mayıs 2016 tarihinde Rektör Yardımcısı olur olmaz çekememezlik sebebiyle isimsiz ve imzasız mektuplarla çok şiddetli ve iftiralarla dolu saldırıya maruz kaldım. Benimle birlikte Fakültemden beş kişi kişi daha iftiraya uğradı. Bununla ilgili olarak bir kişiyi mahkemeye verdik. Bu süreç devam etmektedir. Eğer iftiralar dolayısıyla kendisiyle mahkemelik olduğumuz kişi hariç herhangi bir akademik veya idari çalışanım hakkımda yine mahkemelik olduğum bir kişinin ifadelerine dayalı olarak değil de (O konu da hukuk karar verecektir.), belgelere dayalı olarak herhangi bir çalışanıma haksızlık yaptığımı, kötü ve nezaket dışı davrandığımı ortaya koyarsa, bütün idari görevlerimden istifa edeceğim. Allah’a çok şükür vicdanım rahat ve alnım ak. Başkasını dinlerken, ayrıca beni de dinlemeniz doğru olacaktır; böylece tek taraflı ifadelerde bulunarak kul hakkına da girmemiş olursunuz. Bilgi almak isteyen herkese kapım açıktır. Tek dileğim var, o da:
Kim benim hakkımda ne düşünüyor, ne yapıyorsa; Yüce Allah ona ve sevdiklerine yüz katını versin. Hayattaki en güzel şey tarafsız ve adaletli olmaktır. Saygılarımla.

Doç. Dr. Nilgün Açık Önkaş 24 Şubat 2017 / 04:25

Çekememezlik konusuna gelince, gördükleriniz aynadaki kendi yansımalarınız olmasın. 14 yıldır iyiydim son 3/4 ayda birden bire kötü mü oldum. Herkes hedef saptırmak için bana yüklendiğinizi söylüyor sanırım kulakları kapamışsınız kendiniz işinize geldiği gibi beni kötülemek üzerine abartarak destan oluşturup karşınıza alıp oturtabildiklerinize bunları anlatarak günlerinizi geçiriyor muşsunuz, yazık çok yazık…

Mustafa Volkan Coşkun 10 Mart 2017 / 11:15

Egitim Fakültesi Dekanlığını 6 yıla yakındır yürütmekteyim. Maalesef 27 Mayıs ve 16 Haziran 2017 tarihlerinde 5 bayan yüksek lisans öğrencisi ve ögretim elemanıyla benim namusumuza hiç Allah’tan korkmadan kuldan utanmadan isimsiz ve imzasız mektuplarla saldırılarda bulunuldu ve isimsiz imzasız iftira mektubunda adı geçen ben de dahil toplam sekiz kişi Muğla Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduk. Yapılan idari soruşturmalarda yazılanların iftira olduğu ortaya çıktı. Adli süreç ise devam etmektedir. Hanımefendi Allah sizin gibi birisini düşmanımın başına vermesin. Bana ve diğerlerine attığınız iftiraların, Allah size ve sevdiklerinize attığınız iftiralardaki geçenlerin 100 katını versin; ben de size yaparsam, bana ve sevdiklerime 100 katını versin.

Nilgün AÇIK ÖNKAŞ 15 Mart 2017 / 10:14

Yorumum yarım çıkmış. Çok laf yalansız olmazmış. Burada en çok kim yazmış dikkatinize sunulur. Volkan Coşkun’un o bir kişi bir kişi diye bahsettiği kişi Fakültede ve Üniversitede her işe koştu, Coşkun’un ücret formalarına kadar doldurdu. Türkiye Türkçesi Kitabının içeriği ve yazımında hiçbir emeği ve katkısı olmamasına rağmen sırf Kazakistan’da basımı için görüşmelerde bulunacak diye jest olarak Volkan Coşkun adını en başa yazdı, saygıdan. 45-50 saat ücretini dahi alamadığım derslere fedakarca, severek girdim. Nankörlüğün lüzumu yok, o Fakültenin duvarları dile gelip söylerler imkan olsa gerçekleri ama insanlar korkuyorlar Volkan Coşkun’un kindar yönünde, vefa bilmezliğinden, vefa bilseydi 14 yıldır her işe fedakarca koşan Nilgün Açık Önkaş’a bunları yapmazdı diyorlar. Volkan Coşkun yorum /zan yoluyla suçlama yapmaktadır. Duaları da acaba kimi hatırlatmakta? Tarafsız ve adaletli olmak konusuna gelince Volkan Coşkun genel bir doğrudan bahsediyor sanırım bunu asla ve kata hayatına buna geçirememiş biri olarak hele hele hak ve hukuk konusunda…. adalet konusunda…Allah’tan korkma ve utanma konusunda… kendisine dönüp bakmalıdır. Ağzımızı açtırmasın bu konularda. Gerçeklerle yüzleşmek hiç hoşuna gitmez, 14 yıldır kendisini tanıyorum, kendisine hep övgü bekler, eleştiriyi sevmez. Fazla söze gerek yok, Üniversitede herkes herkesi biliyor. Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz, bir lafı söyleyene bakarım adam mı diye bir de lafa bakarım laf mı diye, demiş atalarımız. Volkan Coşkun’u beşeri ve İlahi adalete havale ediyorum.

Mustafa Volkan Coşkun 16 Mart 2017 / 09:06

Hanımefendi, maalesef daha önce gönderdiğiniz isimsiz-imzasız mektuplarınızda 8 kişiye attığınız iftiralardaki düzeysiz üslubu, maalesef burada da aynen devam ettiriyorsunuz. 27 Mayıs 2016’da 12 adet; 16.06.2016’da 5 adet isimsiz-imzasız mektubu attığınız esnadaki postane görüntüleriniz Savcılık tarafından Menteşe postanesinden alındı ve bunları gönderdiğiniz yerler tespit edildi. O 09 Haziran 2016 tarihli mektubun da 27 Mayıs 2016 tarihinde gönderdiklerinizden biri olduğu da ortaya çıktı. Bunlar Savcılığın elde ettiği somut delillerdir. O yukarıda bahsettiğiniz kitapla ilgili şikayetimi elbette yapacağım. Bu arada benim kuramlarımdan ve yayınlarımdan tümüyle faydalanarak yazdığınız birçok Fonetik-Semantik ilişkili yayınınızı hatırlamanızı tavsiye ederim. Onlarda etik ihlal var mı yok mu araştırıyorum. Etik ihlal varsa, o konuda da derhal Etik Kurula başvuracağım. Yazdıklarınızda geçen asılsız kem sözleri aynen iade ediyorum. Kim olursa olsun, yapılan iyilikler de kötülükler de misliyle ona dönsün diyorum.

Nilgün AÇIK ÖNKAŞ 16 Mart 2017 / 11:06

Yorum/zan yolu ile suçlamalarınıza saldırgan bir üslupla devam etmektesiniz. Beyaz bir zarf yollarken görüntü bulmuşsunuz bir tane herkese göstererek kulis yapıyormuşsunuz. Kimse bunlara inanmıyor. Kendinizin kurgusudur söylemleriniz, bunun herkes farkında. Fonetik-Semantik ilişkili yayınların hepsinde kaynak gösterilmiştir, kayanak göstererek herkes yayın yapabilir, bunu akademide çalışan herkes bilir. Hiç durmayın başvurun, ben kaynak göstermeden hiçbir alıntı yapmadım. Kişi kendisinde olanı başkasında da var sanırmış cihetinden düşünülmeli bu yaptıklarınızın meslektaşlarınız hakkınızda söyledikleri doğrultusunda. Sizin kuramınızdan faydalanma diye de ayrıca bir şey yok. Kitapla ilgili şikayeti de hiç durmayın yapın, gerçek ortaya çıkar, word belgesinin oluşturulma tarihi belli ve kendiniz de biliyorsunuz o kitabı ben yazdım sadece jest olarak sizin adınızı yazdım, tek bir tuşunda emeğiniz yok, bu kadar nasıl emeğe haksızlık ediyorsunuz sizi Allah’a havale ediyorum. İyilik bilmezsiniz siz. Nankörlük diz boyu, hırstan ne yapacağınızı şaşırmışsınız, Allah akıl fikir versin. Sürekli suç uydurmaya çalışıyoprsunuz ama gerçekler kabakl gibi ortada, bunu başaramayacaksınız.

Nilgün AÇIK ÖNKAŞ 16 Mart 2017 / 13:41

Keşke liyakat ve etik dahilinde işlem yapan bir yönetici olsaydı da Volkan Coşkun keşke hep o yönetici olsaydı, hiç çekememezliğim yoktur bunu beni tanıyan herkes bilir, 14 yıldır hep destekledim kendisini bölümde ve bölüm dışında, hala da aynıydı ama bana iftira attı Volkan Coşkun. Sebebi araştırılmakta? Elbet ortaya çıkacak her şey. Tabi Allah’ın takdiri de var.

Mustafa Volkan Coşkun 16 Mart 2017 / 17:54

Ben yazacağımı yazdım. Çok şükür hayatımda kimseye iftira atmadım. Bunu herkes bilir. Rahmetli anacığım “Zalim olma mazlum ol” derdi. Ben mazlumluğu seçtim. Çok şükür, iftira atmadık; yaptığımız sadece kendimizi savunmak. Yüce Allah çok şükür yanımda. Onu çok seviyorum ve ona güveniyorum. Artık herkes işine gücüne baksın.

Nilgün AÇIK ÖNKAŞ 25 Mart 2017 / 12:33

Herkes işine gücüne baksın demişsiniz de keşke siz işinize gücünüze bakıp yönetici olarak sorumluluğunuzu yerine getirseydiniz. Fakülteye 15 temmuz darbe girişimi öncesinde Pensilvenya’ya gittiği http://www.aksam.com.tr/guncel/12-kripto-ismi-kredi-kartlari-ele-verdi/haber-602006
haberde yazan 12 kripto isimden biri olan Ş.T. niçin 2014 yılında Fakülteye alındı? Ş.T’nin Fakülteye alınması kimin sorumluluğundadır? Tabi bir de onca emektar hoca dururken Fakültenin karar mekanizması olan yönetim kuruluna aldığınız bylocktan tutuklu M.H.S. da var.
Ayrıca kimseye iftira atmadım diyorsunuz iftira atmadınız da sadece bir merhabam olan K. K. Adliyede benden niye şikayetçi oldu, demek ki onu bana karşı doldurdunuz ki sadece bir merhabam olan biri (bu kişinin sizinle boy boy samimi fotoğrafları var) benden şikayetçi oldu. Zaten meslektaşlar söylüyorlar, “beni şikayet etti, bana bunu yaptı bana şunu yaptı deyip onunla görüşmeyin, selam vermeyin dediğinizi” kendiniz de biliyorsunuz ki 31.08.2016da ilk siz beni Adliyeye şikayet ettiniz yetmedi 5.09.2016’da Rektör Beyi şikayet ettirdiniz ve de Rektör beyin yanına danışmanlığınızda çalışan öğrencileri dahil ettirdiniz. Rektör bey o kadar süre Dekanlığımızı yaptı, kendisine 2 dönem oy verdim, ailecek görüştüğümüz biri, niye bir kez telefon edipte “bu nedir Nilgün Hanım” diye sormadan gitti 5.09.2016’da şikayetçi oldu? Ben bu şikayetleri 9.09.2016’da öğrendim hemen kendileri ile görüşmek istedim. Demek meslektaşlara yaptığınız gibi kulis yaptınız ki görüşme talebimi kabul etmedi, bir telefon dahi etmeden gitti Adliye’de sizin şikayetinize eklendi. Sürekli bir beni kötüleme kulisi içerisine girişmişsiniz. Bu kötülemeleri hatta ileri taşıyıp “doçentliği benim sayemde” aldı demişsiniz. Siz kendi doçentliğinizi kendiniz alamadınız, Mahkeme ile aldınız, jürinizi mahkemeye verdiniz, kendi alamadığınız doçentliği bana mı alıverdiniz, beni güldürmeyin, buna kargalar bile güler.
Fakültede herkes biliyor ki siz bana destek değil köstek oldunuz, sizin bildiğiniz yayınlarım çıkmadı kendinize de söylemiştim bunu, bunun sonrası farkına vardım diye haberiniz olan birkaç yayın çıktı zar zor yokuşa sürülerek. Bütün Fakülte biliyor sizden habersiz doçentliğe başvurduğumu ve eserden sizin haberiniz olmadan geçtiğimi. Siz sözlü aşamasında YÖK tarafından bir jüri üyesinin yurt dışına çıkması yüzünden yeni jüri atandığı bildirilmek üzere Üniversiteye yazı geldiğinde öğrendiniz benim doçentliğe başvurduğumu ve söylendiniz durdunuz niye gizli başvuruda bulunuluyor diye, siz köstek olursunuz diye duyurmamıştım ne kadarda haklı çıktım şimdi görüyorum.
Siz bence benimle uğraşmayı bırakıp Devlete bir yönetici olarak sorumluluklarınızı yerine getirmediğinizden dolayı hesap verin. Herkes herkesi biliyor, her şey ortada.

Nilgün Açık Önkaş 25 Mart 2017 / 15:33

Ayrıca 16.03.2017deki yorumda yazdığınız iftiranız asılsız çıktı. Adliye dosyaya görevsizlik verdi. Yorum,zan yoluyla hareket ettiğiniz anlaşıldı.

Mustafa Volkan Coşkun 30 Mart 2017 / 10:06

Kamuoyunu doğru aydınlatmak için, iftiralarına cevap vermek zorundayım. Birincisi, Ş. T. YÖK bursiyeri olup Fakülteye 04.08.2004 yılında alınmış. Benim Dekanlığa atanma tarihim, 06.11.2011’dir. Yani bu kişinin alınmasıyla benim yakından uzaktan ilgim yok. Böyle bir iftirayı Kamu önünde attığın için, hakkında gerekli şikayeti yapacağım. M.H.S. ise, 10.07.2000 tarihinde Üniversiteye alınmıştır. Bilindiği gibi 2547 Sayılı Kanuna ve Üniversitelerde Akademik Teşkilat Yönetmeliğine göre Yönetim Kuruluna üye seçimini 15 kişiden oluşan Fakülte Kurulu yapar ve seçim gizli oyla yapılır. Bu kişi de ilgili Fakülte Kurulundaki üyeler tarafından 2012 yılında gizli oyla seçilmiştir. Kaldı ki Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından 17-25 Aralık 2013’ten sonra halkımız cemaat/fetö hususunda uyarılmıştır. Onun için Kurul üyelerini de töhmet altında bırakma. Bununla da ilgili şikayetimi yapacağım.
Diğer taraftan daha önce E.E. ve A. G. hususunda da iftira atmıştın. Onlar da MEB bursuyeri olup E. E. Fakülteye 25.06.2010 yılında; A.G. ise 11.05. 2010 yılında alınmış. Bir kere daha hatırlatayım: Benim Dekanlığa atanma tarihim 06.11.2011’dir. Bunların alınmasıyla da ilgili uzaktan yakından bir ilgim bulunmamaktadır. Bu iftiralarınla da ilgili şikayetimi yapmıştım. Diğer kişiler de yaptığın ağır iftiralarla ilgili şikayetlerini kendi özgür iradeleriyle yaptılar; çünkü yaptığın iftiralar tamamen namusa yönelik, yenilir yutulur iftiralar değil. Kamu oyu da takdir eder ki, namusuna, iffetine saldırılan hiç kimse sessiz kalmaz. Kaldı ki bunların her biri Üniversitede öğretim elemanı. Her yaptığın iftira için, elbette hukuki yollardan hesabını vereceksin; bu konuda bu sekiz kişi ve aileleri benden çok daha hassas. İnsanların adlarını tam 17 isimsiz-imzasız mektupla birçok devlet kurumunun arşivine soktun. Buna nasıl sessiz kalacaklarını düşünebiliyorsun? 27 Mayıs ve 16 Haziran 2016’da gönderdiğin mektupları atarken postane görüntülerin var. Bunlar havadan inmedi. Bir de üstüne üstlük zarfın üzerindeki el yazına ne dersin. Onu da uzaydan gelen birisi yazmadı. Üstelik bu mektupta yazdıklarının çoğu bana 2015 yılında yazdığın şantaj maillerinde de var. Ayrıca bir de sempozyum masalı var. Bence sen bu insanlarla helalleş, belki affederler. Nasılsa Allah’ı kandıramayacaksın. Ayrıca, kimseyi görevsizlik kavramıyla yanıltmaya kalkma. Savcılığın verdiği kararla 2547 Sayılı kanunun 53/c maddesine göre dava devam etmektedir ve yüce Türk adaletine sonsuz güvenim var, elbette eninde sonunda hakkın yanında kararını verecektir.

Nilgün AÇIK ÖNKAŞ 30 Mart 2017 / 13:16

O dönemde o kurulda ben de vardım ve nasıl seçim olduğunu biliyorum. E. E. kim bilmiyorum. A. G. müzikteki hoca mı ben niye ona iftira atayım? Onunla biz her zaman iyiydik. Kıskançlığınızdan insanları birbirine düşürmeye çalışıyorsunuz. Akşam haberde çıkan doğru şey iftira olmaz, sizin Dekanlığınız döneminde gelmiştir. Bu iftiralarınızdan ben de hassasım ve ailem de hassas son derece rahatsızız ve hukuk önünde hesap vereceksiniz. Yaptığınız iftiraların elbet adalet cezasını verecek.

Nilgün AÇIK ÖNKAŞ 30 Mart 2017 / 16:03

Kamuoyunu aydınlatmak her şeye iftira demek her şeyi inkar etmek demek değildir. Fakülteye bunları siz almadıysanız kim almıştır o halde kamuoyuna cevap veriniz. Sürekli inkar, mağduru oynama. O kurullara teklif ettiğinizi kişileri herkes biliyor ben de o kuruldaydım nasıl seçim olduğunu biliyorum. Kimse masal anlşatmasın. Hiç kimseyi töhmet altında bırakmıyorum. Kimseye iftira atmadım. KHK ile ihraç listesinde idi E.E, A.G. VE M.H.S. KHK da yayınlanan bilgiye mi iftira diyorsunuz siz. Bence siz iyice sapla samanı karıştırmaya başladınız. Özgür iradeleriyle benden şikayetçi olanların hepsi her nedense sizin danışmanlığınızdalar, ne tesadüf değil mi? O yukarılara yazıldığını gönderildiğini iddia ettiğiniz mektuplarda o şikayetçilere hareminizde deniyor, biz de bölümde bayan olduğumuza göre böyle bir şikayeti herhalde yapmayız değil mi? Sanırım çıkarım da yapamaz hale gelmişsiniz. Kendi kendinize abartma ve çarpıtma yapmaktasınız. O mektuplarda harem kurma dışında bir şey yazılmamış ilgili kişilere. Niye bu kadar gocundunuz anlamadım, mektubu ben yazmamış olmakla birlikte. Tuhaf aşırı reaksiyon vermeniz sanırım Adalet bunu görüyotr. Bence o söz konusu kişiler benimle helallleşsinler bugün kandil günü, her işlerinde olumlu imzam var, bir sürü emeğim var, kaç yıl derslerine girdim, alınmalarına kontenjan vererek vesile oldum. Bıunları herkes biliyor resmi kayıtlarda hepsi mevcut. Şantaj maili yok, dışarrıdan sizinle gelen dedikodulara karşı eşinizi ve sizi sevdiğimden uyarma ihtiyacı hissettim ve bunu çok iyi anladınız üzerine Şirince Efes gezisine gidip bir sürü yan yana fotograf verdik bildiğiniz gibi, sempozyum düzenledik, semp videosunda ne kadar güzel iltifatlar ettiniz videosu var unuttuysanız göndereyim size. Görüleceği üzere her şeyi çarpıtıyorsunuz. Sempozyum masalı diye de iftira atıyorsunuz. 2 yıldır düzenli yapılan sempozyumun bu yıl 3.süne gelinince mi masal oldu. Başarılı ses getiren bir sempozyuma iftira etmeye hiç çekinmiyorsunuz, sizi Allah’a ve adalete sevk ediyorum. Allahı kandırma konusunda eline su dökülemeyecek çok yakından tanıdığım kimseler var. Adaleti yanıltmıyorum Avukatım Eliküçük beyefendi, adli araştırılacak bir husus yoktur anlamında, Yüksek Öğretim Kurumu bakmalı diye dosyayı kapatmış diye bilgilendirdi.

Doç. Dr. Nil Açık 30 Mart 2017 / 18:11

Hatta sizde helalleşin size emeğin oooo bunu bütün kuruluşta yer alan kişiler biliyor. Hiç hatırınızı kırmadım ta ki bölüme yeni aldıklarınız size hayır dediklerine hayır demeyi yavaş yavaş öğrendim. Ben hiçbir zaman saygıda kusur etmedim. Yıllarca ücretini dahi alamadığı derslere koşturup durdum helalı hoş olsun öğrencilerime. Artık iftira deyip durmayın buna Adalet karar versin siz karar mekanizması değilsiniz. Asistan gibi çalıştım ben o bölümde yrd.doç.ken bunu da herkes biliyor. Siz boşuna yazmayın herkes her şeyin farkında.

Doç. Dr. Nil Açık 30 Mart 2017 / 18:22

Ayrıca siz demiştiniz ben deli miyim tabiki gücün yanında yer alırım diye bugün de bu yüzden arkanıza gücü almaya çabalıyorsunuz bu konuda da herkes her şeyin farkında. Yıllardır sizi tanıyoruz. Sizi 1997den beri tanıyorum insanları işinize geldiği kadar yanınızda tutarsnz yaramıyrsa atar kötülersiniz bu konuda örnekleri sıralayayım mı, duymak ister misiniz? İnsanlar fakültenin kuruluşunda olan size bunları yapıyorsa kimbilir bize neler yapar diye korkuyorlar.

Doç. Dr. Nil Açık 30 Mart 2017 / 18:32

Acaba kim mazlum kim zalim bu konuyu bu kandil gününde düşünün bakalım cevabınız ne olacak. Nankörlüğün lüzumu yok.

Doç. Dr. Nil Açık 30 Mart 2017 / 18:44

Bence o arkadaşlar ve aileleri sizden dolayı endişe duysunlar, 14 yıl aynı bölümde çalıştığınız her işinize koşan elemanınıza iftira, suç uydurma, mobbing, hakaret, görevi kötüye kullanma çerçevesinde yaptıklarınız vb. Çerçevesinde rahatsız olsunlar. Bu da benden onlara iyi niyetli bir uyarı olsun.

Mustafa Volkan Coşkun 31 Mart 2017 / 08:58

Bir önceki, üstteki yazımda her şeyi somut olarak belirttim ve bu üç kişinin benim dekanlık dönemimde alınmadığını tarihleriyle açıkladım. Kamuoyu bilsin yeter. Sen önemli değilsin. Ağız dalaşını ve düzeysiz üslubunu ve iftiralarını artık bırak. Senin iftiraların karşısında susacak değilim, elbette reaksiyon göstereceğim. Haksızlık karşısında susan, dilsiz şeytandır. Sen her yeri kapı kapı dolaşıp, iftira ve yalanlarını söyleyeceksin, ben oturacağm öyle mi! Yok öyle yağma. Ben de senin iftiralarını anlattığın her yere, her kişiye ve makama ulaşacağım ve iftiralarını belgelerle çürüteceğim ve zaten çürütüyorum. Her iftiranın karşılığında elbette şikayetimi yapacağım. Herkes onuru için yaşıyor. Benim için onur, yaşamdan daha değerli ve önemli. Onurumu zedelemene asla izin vermeyeceğim. Bu böyle biline. Bu iftira kampanyasını çekememezlik ve kıskançlık duygularıyla sen başlattın. Biz hep kendimizi savunduk. Çok şükür kimseye iftira atmadık. Evin camdan, bir de kalkıp başkalarının evlerini taşlıyorsun. Senin canın can da, milletinki patlıcan mı? Millet kendini savunmayacak mı? Savununca suçlu mu olacak! Sen önce o görüntülerdeki 17 mektubu açıkla. Bir de o meşhur yalan sempozyum masalını anlat. Ya o kayıtlara giren uyduruk, davetiyeden başka her şeye benzeyen kağıt parçasına ne demeli. Onu da açıkla. Hala yapmadım diyorsun; zaten anlattığın iftira masallarıyla herkesi bıktırdın. Bırak artık da adalet karar versin. Gerek resmi, gerekse özel dolaşmadığın, girmediğin kapı kalmadı, millet iftira ve yalanlarından bıktı, insanları ve kurumları rahat bırak da biraz nefes alsınlar. Harem iftirasını atıyorsun, sonra da bunu niye büyüttünüz diyorsun! Ya bu ne pişkinlik. İnsanların iffetleriyle oynuyorsun, bir de bunda büyütecek ne var diyorsun. Yarın kötü niyetli insanların bu iftiraları, akademik yükseltmelerde iffetleriyle oynanan öğretim elemanlarının önüne koymayacağını kim garanti ediyor. Senin bütün bu iffete yönelik çok çirkin iftiraları aleyhte kullanmayacağın ne malum. Sana kimse güvenmiyor. İffetiyle oynananların mahkemede senle hesaplaşması gerekir, kamu vicdanı ancak böyle rahatlar. Bu kişiler ve aileleri bu durumdan son derece rahatsız. Ben ve benim ailem de son derece rahatsız. Bütün dedikoduları ve iftiraları kafanda kendin üretiyorsun, sonra sağda solda anlatıyorsun, bir de kalkıp beni ve ailemi uyarmak için mail yazdığını söylüyorsun. O yazdığın mail değil, şantaj maili. O maili de adli makamlara sundum. Bu ne perhiz, ne lahana turşusu. Ne iyi ya, yap et, sonra da zeytinyağı gibi üste çık. Yavuz hırsız ev sahibini evden kovarmış, seninki de öyle. Sonra bir de reaksiyon gösteriyorsun diye suçla, oh ne güzel hayat. Sen yap et, biz kendimizi savunmayalım. Kendimizi savunduğumuz için aşırı reaksiyon gösteryorsun diye suçla. Esas sen aşırı reaksiyon gösteriyorsun. Senin reaksiyonlarına karşı, elbette kendimizi savunmak için biz de reaksiyon göstereceğiz. Tekrar ediyorum, biz bir saldırı başlatmadık. Yaptığımız sadece iftira saldırılarına cevap vermek, kendimizi savunmak, yaptıklarının iftira olduğu ortaya çıkınca, şikayet etmek.

Nilgün AÇIK ÖNKAŞ 31 Mart 2017 / 11:21

Siz değerlendirme yapma özelliğinizi kaybetmişsiniz, pes doğrusu daha diyecek bir şey yok. Adalet her şeyi görüyor. Asıl siz kapı kapı dolaşmışsınız arkanıza gücü alıp, bu kadar yalan dolan iftira, suç uydurma, mobbinge şimdi kalktınız bunu da mı eklediniz daha size bir şey demeye gerek yok. 2 YILDIR YAPTIĞIM DÜZENLİ SEMPOZYUMUN BU YIL 3.CÜ OLUNCA MI MASAL OLDU, BURADAN HASETLİĞİNİZ KISKANÇLIĞINIZ BELLİ. ÖNCEKİ 2 SEMPOZYUMLA 3.ARASINDA İŞLEMLERDE HİÇBİR FARK YOKTUR. DİĞER SEMPOZYUMLARDA DA DAVETİYELER AYNI ŞEKİLDE TARAFIMDAN YOLLANMIŞTIR VE AYNI ÖZELLİKLİDİR. SİZ YÖNETİM GÜCÜNÜZÜ KÖTÜYE KULLANIYORSUNUZ BUNUN HERKES FARKINDA. SİZDEN KORKTUKLARI İÇİN BİR ŞEY DEMİYORLAR SİZ HAKLISINIZ DEYİP GEÇİYORLAR ÇÜNKÜ EN İYİ BEN BİLİRİM BUNU SAAATLERCE ANLATIRSINIZ, BİR İNSAN SİZE TERS DÜŞTÜYSE KÖTÜLEMEKTE SINIR TANIMAZSINIZ. 2.REKTÖR BÖLÜME BİRİNİ GÖNDERDİ DİYE OOOO NELER ANLATTTINIZ, HERKESE BÖLÜMDE ONUNLA KONUŞMA TALİMATI VERDİNİZ, MİLLET KORKUDAN SELAM VEREMEDİ ADAM, BUNLARDA MI YALAN? SİZ GERÇEKTEN KAFAYI TÜMDEN DAĞITMIŞSINIZ. ASIL SİZ BENİ KÖTÜLEYEMEYECEKSİNİZ KURUMLARA, KİŞİLERE HERKES SİZİN NASIL BİRİ OLDUĞUNUZU BİLİYOR. DAHA BEN AĞZIMI AÇMADAN SÖYLÜYORLAR GERÇEKLERİ DUYMAK HOŞUNUZA GİTMİYOR AMA. HEP BEN DİYEN BİR İNSANSINIZ SİZ. SİZİ 14 YILDIR TANIYORUM İYİYDİM BİRDEN BİRE NİYE KÖTÜ OLDUM, BİR DÜŞÜNÜN BAKALIM, ÇOK ŞEY BİLİYOR OLDUĞUMDAN OLABİLİR Mİ? HİÇBİRİSİ İFTİRA DEĞİL, ŞANTAJ DEĞİL, BUNU HERKES BİLİYOR, KAÇ KİŞİ GELDİ BANA KAÇ KİŞİ SORMAYA BEN HEP KAPATIP GÖNDERDİM VE DOSTANE SİZİ UYARDIM. BUNLARI GAYET İYİ BİLİYORSUNUZ. SİZ SÜREKLİ SALDIRGAN BİR ÜSLUPLA HAKARET EDEREK ÜSTE ÇIKMAYA ÇALIŞIYORSUNUZ, HANİ BELGENİZ VAR MI? BU SORUŞTURMA ÇIKTIĞI TARİHTEN SONRAKİ HİÇBİR ŞAHİTİNİZ İŞE YARAMAZ NİYE ÇÜNKÜ YÖNETİCİ OLDUĞUNUZDAN SİZDEN KORKUYORLAR. DAHA DÜN ŞAHİT TUTTUĞUNUZ KİŞİ ARADI KONUŞTUK, HOCAM NE YAPAYIM EKMEK PARASI İŞTE DİYE GÜNAH ÇIKARDI KANDİL GÜNÜ. BENCE SİZ YAŞINIZA YAKIŞIR DAVRANIN ARTIK VE YÖNETİCİLİĞİNİZE YAKIŞIR TABİ. ZATEN ÖĞRENCİLER UZUN SÜREDİR DİYORLARDI HOCAM VOLKAN COŞKUN SİZİ GÖLGELİYOR DAHA NE KADAR SUSACAKSINIZ DİYE BUNLARIN HEPSİ BELGELİ. RAHMETLİ ÖLEN ÖĞRETİM ÜYESİNİ BİLE NE KADAR ÇALIŞTIRDINIZ ODANIZDA SONRA BİRDEN BİRE KÖTÜ OLUVERDİ BENİM GİBİ, BUNLAR YALAN MI SÖYLEYİN. YETER ARTIK MİLLET BIKTI. KORKUDAN KONUŞMUYORLAR BANA YAPTIKLARINIZA BAKIP, YETER. ADALETİN SİZİN YALANLARINIZA KARNI TOK. ARKANIZA GÜÇ ALIP GÜÇ GÖSTERİSİNDE BULUNUP DURMAYIN. SİZE KİMSE GÜVENMİYOR, İSTİFANIZI EDİN BAKALIM GÜÇ OLMAYINCA İNSANLAR NASIL TAKIR TAKIR KONUŞACAK. BUYRUN SİZİ İSTİFAYA DAVET EDİYORUM, ŞARTLARIMIZ EŞİTLENSİN MADEM BU KADAR KAHRAMANLIK GÖSTERİSİ YAPIYORSUNUZ AMA İSTİFA ETMEZSİNİZ BİLİRİM SİZİ HEM DE 14 YILDIR HATTA DAHA FAZLA 1997’DEN BERİ BİLİRİM. BANA MASAL ANLATMAYIN KARNIM TOK BU MASALLARA. İNSAN KULLANIP ATMA KONUSUNDA KİMSENİN ELİNE SU DÖKEMEYECEĞİ TANIDIĞIM İNSANLAR VAR. HER ŞEYE İFTİRA DİYORSUNUZ İNKAR EDİYORSUNUZ DA ARTIK BÖYLE YAZACAĞIM DEMEK Kİ. GECİKMİŞ ADALET ADALET DEĞİLDİR BURADAN DA ÇAĞRI YAPIYORUM YAŞADIĞIM DURUM İNSAN HAKLARINA AYKIRI BİR DURUM. YÖNETİMDEN BİRİ TARAFIMA HUSUMET BESLEDİ DİYE BU YAŞADIKLARIM KABUL EDİLEMEZ SORUŞTURMA ÜSTÜNE SORUŞTURMA AÇIYOR VOLKAN COŞKUN GÖREVİNİ KÖTÜYE KULLANIYOR, ADALET BUNU GÖRSÜN ARTIK HEM BEŞER ADALET HEM İLAHİ ADALET.

Nilgün AÇIK ÖNKAŞ 31 Mart 2017 / 11:39

14 YILDA HATTA 1997’DEN BERİ BEN SİZİN BİR KEZ HAKSIZIM DEDİĞİNİZİ DUYMADIM, ŞİMDİ DE HER ŞEY ORTADAYKEN SÜTTEN ÇIKMA AK KAŞIKSINIZ, ÇOK TEMİZSİNİZ, BEMBEYAZSINIZ AMAN ALLAH’IM HERKES SİZE İFTİRA EDİYOR BAK BU İNSANLAR NE KÖTÜ YA DEĞİL Mİ AMA BUNLAR DUYMAK İSTEDİĞİNİZ CÜMLELER YILLARCA HERKES SİZE ŞİRİNLİK YAPTI TABİ BELKİ BEN DE DAHİLİM BUNA. GERÇİ BEN YİNE SÖYLERDİM YÜZÜNÜZE SİZ DE TEŞEKKÜR EDERDİNİZ NE DE ÇABUK UNUTTUNUZ BUNLARI. NANKÖRLÜK NANKÖRLÜK BİR DE DEĞERLERDEN BAHSEDERSİNİZ…PEH PEH PEH…

Nilgün AÇIK ÖNKAŞ 31 Mart 2017 / 11:41

ÖNCE BİR VEFA DEĞERİNİ KIYMET VERME DEĞERİNİ BİLİN ONCA YIL ÇALIŞAN BİR DEDİĞİNİZİ İKİ ETMEYEN ELEMANINIZA. DEĞER EĞİTİMİ BÖYLE OLUR UYGULAMALI, TEORİDEKİ BİLGİYİ UYGULAMAYA GEÇİREMEDİKTEN SONRA NEYE YARAR İLİM DEĞİL Mİ AMA.

Nilgün AÇIK ÖNKAŞ 31 Mart 2017 / 11:47

SEMPOZUM HER YIL YAPILAN DÜZENLİ SEMPOZYUM MAYIS SONU 2016’DA KONUŞTUK HATTA O GÜN BAŞKA DEĞİŞİKLİKLER OLACAĞINDAN DA BAHSETTİNİZ HATIRLAYIN, HER ŞEYİ UNUTUYORSUNUZ, DİNLEMİYORSUNUZ, DAHA ÖNCELLERDE DE DİNLEMEZ SONRA DEDİM HOCAM ŞU GÜN DEYİNCE HA ÖYLE Mİ DERDİNİZ? SANIRIM DAHA ÖNCELİKLİ DÜŞÜNDÜKLERİNİZ VARDI Kİ DİNLEMEMİŞSİNİZ. BEN SİZE BAHSETTİM O GÜN HATTA ODAMA GELİP KAHVE İÇMİŞTİNİZ ŞAHİT TUTTUĞUNUZ HÜLYA HANIM GETİRMİŞTİ KAHVELERİ DE O GÜN HATIRLATAYIM DEDİM. BELKİ HATIRLAMANIZI YARDIMCI OLUR DETAYLAR.

Nilgün AÇIK ÖNKAŞ 31 Mart 2017 / 11:49

ÇALIŞMA KONUNUZ DEĞERLERİ HAYATINIZI GEÇİRİP VEFA BİLSEYDİNİZ BİR SORSAYDINIZ ADLİYEYE KOŞMADAN ÖNCE SİZE İZAHINI EDECEKTİM ANCAK KENDİ UYDURDUĞUNUZ KURGUDAN İBARET ŞEYLERLE KOŞUP GİTMİŞSİNİZ DAHA DİYECEK BİR ŞEY YOK. HEPSİ DOĞRU YALAN YANLIŞ BİR ŞEY YOK. İSTER İNANIN İSTER İNANMAYIN BEN DİYECEĞİMİ DEDİM.

Doç. Dr. Nil Açık 31 Mart 2017 / 12:03

Kendinize beni karıştırmayın. Kişi aklındakini zikr edermiş ben kimsenin ekmeği ile oynamadım ama siz işinize gelmedi mi insanları oraya buraya telf edip kötülersiniz yakından şahidiyim bu durumların. Hatta odanızda kötülediğiniz insanlar kapıdan girdi mi aaa hoşgeldin …ciğim derdiniz hayret ederdik ne iş diye ama birşey diyemezdim sordgmzda da işte ne yapayım ben çok iyi biriyim diyordunuz. Kız arkadaşları yine tarafına kışkırttı gördünüz. Neymiş jürilerinde önlerine koyamışım bunun benim tarzın olmadığını herkes bilir. Aynada gördüklerimiz kendi yansımalarınız sanırım.

Mustafa Volkan Coşkun 31 Mart 2017 / 14:21

Fakültede 4000 üzerinde öğrencim, 170 personelim var, hepsi çok iyi ve işinde gücünde. Ben de Fakülteme hizmet etmekten büyük onur duyuyorum. Hiçbir sorunumuz yok. Ama senin gibi bir insanla çalışma talihsizliğini yaşıyoruz. Bana çalışma hayatın boyunca dedikodusunu yapmadığın insan kalmadı. Seni personelim aleyhinde asla konuşturmadım. Zaten saldırganlığının bir sebebi de, dedikodular ve iftiralarda sana katılmamam ve dedikodusunu yaptığın insanların haklarınj savunmam. Sırf bölümdeki insanlar doktora yapamasın, gitsinler diye; hemen hemen her gün benimle tartıştın. Bu kişileri kötüledin. Ama ben, bölüm gelişsin, bilime katkılarımız olsun diye, 6 doktora kontenjanı verdim. Bunu bile iftira mektubunda YÖK’e ve başka birçok yere isimsiz-imzasız mektupla şikayet ettin. Pes doğrusu. Maalesef sen oturup konuştuğun herkesin arkasından dedikodu yapan bir insansın. Onun için yukarıda yazdığın ifyiraların hiçbir gerçekliği yok. Sen çalışma arkadaşlarına ve öğrencilere duygu sömürüsü yaparak whatsup ve mail yazan, sonra da onların cevaplarını, onlardan izin almadan soruşturma evraklarında orda burda kullanan bir insansın. Birisiyle konuşur, ona yine duygu sömürüsü yapar, sonra o kişinin veya kişilerin isimlerini vererek etik olmayan bir şekilde orda burda soruşturma evraklarında kullanırsın. Onların adı orda burda soruşturma evraklarında geçer ama maalesef o kişilerin haberi olmaz. Onun için seninle konuşan insanların çok dikkatli olmalarını bir vatandaşlık borcu olarak burda kamuoyuna hatırlatmayı bir görev addediyorum.

Nilgün AÇIK ÖNKAŞ 01 Nisan 2017 / 11:46

Tüm yaptıklarınızdan sıyrılmak için beni kullanıyorsunuz, bir anda benim üzerimden aklanmaya çalışıyorsunuz yemezler. Herkes her şeyi görüyor, o kadar çok şahit var ki anlatamam. Boşuna debeleniyorsunuz. Bu kez kimseyi kandıramayacaksınız, deliller ve şahitler var ve hepsi de belgelerin geçmiş tarihli.

Alime Soyarslan 01 Nisan 2017 / 23:37

Tablo hakikaten çok acı. Ama asıl bunun vicdani muhasebesini yapması gereken rektör hoca. İnsanların bu koşullarda yaşamasının önünü açtığı için. Onlarca insan, hem bu dünya da, hem de öbür dünyada adaleti aramak için hazır bekliyor, sadece bekliyor, sabırla bekliyor.

Mustafa Volkan Coşkun 02 Nisan 2017 / 04:01

Soruşturma açılıyor diyorsun. Aylardan beri, iftiralarına devam ediyorsun, iftiraların sebebiyle yapılan soruşturmalar da, yazdıkların iftira çıkınca, bu sefer senin hakkında soruşturma açılıyor. Sen ben yapayım, edeyim, insanlar soruşturma geçirsin, aklansalar da, kimse beni attığım iftiralardan dolayı şikayet etmesin diyorsun. Yok öyle yağma. Yukarıda “Haksızlık karşısında susan, dilsiz şeytandır.” diye yazmıştım, anlaşılan o ki, yazılanı anlamamışsın.
Orda burda beni yiyeceğini, bana şöyle böyle yapacağını, beni yersen, seni çirkin iftiraların sebebiyle mahkemeye veren diğer 5 kişinin, öğretim elemanlarının sineceğini, korkacağını söylüyormuşsun. Ama şunu iyi bil ki, adalet senin emrinle ve iftiralarla çalışmıyor; sen ve senin gibi kişilerin attıkları iftiralarla kimseyi yemiyor. Adalete güvenim çok şükür tam. Şunu iyi bil ki, çirkin iftiralara maruz kalan bu 5 kişi ve aileleri senden öyle çok nefret ediyor ki, dünyanın bütün sularını getirsen, bu nefretleri söndüremezsin. Bu 5 kişi ve ailelerini asla sindiremezsin. Neyi inkar ediyorsun, bana 2015 yılında yazdığın şantaj maillerinde yazılanlar ile isimsiz-imzasız iftira mektubundaki yazılanlar tıpatıp benziyor. Bu mailleri inkar edemezsin, çünkü bu maillerden birini savcılık ifadelerinde kullandığın bir ekte kullanmışsın; farkına varsaydın, mailleri inkar etmek için kullanmazdın. Sonra postane görüntüleri, mektup zarfının üstündeki el yazın, 2016 sahte, hayali sempozyumu, kağıt parçası sahte davetiye, ya o müftülükle hiç konuşmadan, hiç izin almadan camideki hayali, sahte sempozyum masalı, hiç bildirisi olmayan, bildirisiz, düzenleme kurulu, onur kurulu olmayan sahte sempozyum masalı, ben de dahil kimsenin duymadığı, bilmediği sahte, hayalı bir sempozyum ve daha birçok delil. Bir de çıkmış hala sahte, hayali sempozyum masalını sürdürüyorsun. Ya sen milleti aptal mı sanıyorsun!? Tabii, bütün bu sebeplerden dolayı, kendini mahkeme sürecinden kurtarmak için, her türlü iftira yolunu deniyorsun. Tabii birinci hedefin iftiralarla beni yemek, ama her attığın iftira yapılan soruşturmalarla asılsız çıkıyor. Hep yalan, iftira ve sahte delil. Sen gerçekten kötü, adaletsiz ve acımasız bir insansın. Ama şunu iyi bil ki, tarihte kötü, adaletsiz ve acımasız insanların sonu hep çok ama çok kötü olmuş; hep hüsranla neticelenmiştir. Kötülük eken, kötülük biçer. Şimdi de beni yukarıda yazdığınla tehdit etmeye kalkıyorsun. Şantaj, iftira şimdi de tehdit. Elinden gelen ne varsa, daha ne kadar iftiran varsa ardına koyma; hepsini kullan. Ama şunu unutma, adaletin elinden eninde sonunda yakanı kurtaramayacaksın. Debelenip dur, istediğin kötülüğü yap. Bu süreçte öğrendim ki, aziz milletimizde bir kötüye karşılık yüzlerce iyi var. Gerçekten aziz bir milletiz. Atalarımız ne de güzel demiş “Alemde şer, Oğuz’da er tükenmez.” diye. Sen bölümde imparator gibiydin. Sana ben de dahil, kimse saygısız ve nezaketsiz davranmadı. Her geldiğinde ayakta karşılandın, ağırlandın ve ayakta uğurlandın. Suçumuz dedikodu yaptırmamak oldu. Atalarımızın “Dedikodu, gıybet yapmak; ölü insan eti yemek gibidir.” sözü hayat boyu hep kulağımızda küpe oldu. Yukarıda benle konuşmadan mahkemeye verildim diye yazıyorsun. Seni yaptığın dedikodular için defalarca uyardım. Hiç kimse senin arkandan konuşmuyor, herkes sana karşı saygılı diye defalarca söyledim. . Ama sen bir türlü dedikodu ve karalamalarından vazgeçmedin. Bak, hep birlikte bilimsel çalışmalar üretelim dedim ama nafile hiçbir işe yaramadı. Sen o kıskançlığın, çekememezliğin ve kendince tek taraflı ürettiğin nefretlerin yüzünden bu sefer isimsiz-imzasız mektuplar göndermeye başladın. O mektupta sadece ben söz konusu olsaydım, seninle konuşurdum, ama benden başka 7 kişi söz konusu ve iftiralar iffete, namusa yönelik olunca ve üstüne üstlük bu asılsız çok çirkin ithamlar tam 17 devlet kuruluşunun arşivine sokulunca, elbette herkes aklanmak için mahkemeye başvurdu. Bu mahkeme sürecinde de maalesef senin tabirinle beni yemek ve diğerlerini sindirip geri adım attırmak için bana atmadığın iftirayı ve saldırıyı bırakmadın. Şimdi de bunu açıktan açığa yukarıda yapıyorsun. Sana tekrar diyorum, elinden geleni ardına koyma; Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN’ın ifadesiyle topunla tüfeğinle gel, ama unutma ki hak ve adalet hakim olacaktır. “Çamur at izi kalsın.” mantıksızlığıyla hareket ediyorsun. Ama attığın çamurların hiçbirisi üzerimde iz bırakmayacak; çünkü çok şükür alnım ak. Çok şükür, Yüce Allah yanımda. Rahmetli anacığım “Oğlum, insana bir Allah yeter.” derdi. 92 yaşında pespembe nur içinde vefat etti. Senin iftiralarından bunaldığım zaman, Yüce Allah’a ve anacığıma iltica ediyorum. Bana o kadar çok saldırdın ki, dayanılır gibi değil, ama çok şükür bir Allah’ım var, Allah’İn izniyle dua edenlerim var, çok iyi insan var, anacığımın üzerimde çok duası var. Onun için yaptığın her kötülük sana misliyle dönecektir. Beni yemek için, her türlü yola başvuruyorsun. Ama güzel atalarımızın dediği gibi “İnşallah kendi başını yersin.”
Bir de çalışanlarımızın benden korktuğunu söylüyorsun. Akademik dünyada korkan insan var mı! Hele bir haksızlığa uğrasınlar, gör bakalım neler yapıyorlar, nerelere şikayet ediyorlar. Ben korkan bir akademisyen, bir personel, hatta bir öğrenci görmedim. Zaten insanları korkutmak gibi bir mizacım da asla yok. Hayat felsefemin temelinde “Zalim olma, mazlum ol.” ana ilkesi yatmaktadır. Sana bir haksızlık yapmamama rağmen, yukarıda uğramadığım hakaretin haddi hesabı yok. Bu yaptıkların karşısında adaletsiz veya kindar bir idareci olsaydı, şimdiye kadar çoktan açığa alınmış, hatta atılmış olurdun. Ama çok şükür haktan hukuktan ayrılmıyoruz; ayrılmayız. Yaptığımız sadece kendimizi savunmak, yazılanlar iftira çıkınca, hakkımızı aramak ve ilgili mercilere başvurmaktır. Tam 11 aydır iftiralarını sürdürüyorsun. Dile kolay tam 11 ay. Kendini mahkemeden kurtarmak için, senin tabirinle beni yemek için, elinden gelen bütün kötülükleri yapıyor; benim zararıma, aleyhime olacak şekilde her türlü girişimde bulunuyorsun. Ama Allah’İn izniyle hiçbir zaman başaramayacaksın; hüsrana uğrayacak ve üzüleceksin. Unutmayalım ki, tarih tekerrürden ibarettir.