BAYRAMLAŞMA DEĞİL, SÖZ DÜELLOSUYDU

Bu haber 02 Aralık 2009 - 0:00 'de eklendi ve 758 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Millet olarak gerek milli, gerekse dini bayramlarda iyi niyet temennilerinde bulunuruz.
Aynı duygular yılbaşı içinde geçerlidir.
Amaç, içinde bulunduğumuz ortamın, çok daha güzel günlere sahne olmasıdır.
Hele, her alanda bir sıkıntı söz konusu ise, temenniler bir yerde doruğa ulaşır.
Bu nedenle, geçmişten günümüze aynı günlerde bir taraftan Cumhurbaşkanı, diğer yandan Başbakan Ulusumuza seslenerek, benzer dileklerin altını çizerler.
Klasik bir takım söylevler olsa da, aynı sözlerin içeriğinde umut vardır.
Halk için gelecek günlerin aydınlık olacağı mesajı vardır.
Bazıları bunları, gerçeklerle bağdaşmayan bir takım yaldızlı laflar olarak nitelemesine karşın kimileri, doğru sözler olduğunda birleşir.
Kısaca, iktidar yanlıları yerinde sözler diye algılarken, muhalif olanlar, cevahiri kurtarma kelamları der geçer.
Bu bir yerde, çekişmenin sadece parlamento bazında olmadığının göstergesidir.
***
Aynı tablo, geçtiğimiz hafta Muğla Merkez İlçede gerçekleşen bayramlaşma töreninde de sergilendi.
Valiliğin organizesinde üst düzey bürokratlar, siyasi partilerin temsilcileri, sivil toplum kuruluşları ve bir kısım halkın katıldığı bayramlaşmada, tarafların sözleri adeta havada uçuştu.
Bundan önceki törenlerde de benzer sözler dile getirilmesine karşın, bu defa farklıydı.
Farklılığı yaratanlar, iktidar ve muhalif kanadın milletvekilleri.
Milli ve dini duyguların daha bir ön plana çıktığı bu günde, her ne kadar bir takım iyi niyet temennilerinde bulunulmuş olsa da, güne damgasını vuran CHP Milletvekillerinden Ali Arslan ve Gürol Ergin ile MHP milletvekili Metin Ergün’ün sözleriydi.
Tabi bunlara karşılık vermek durumunda kalan AKP milletvekili Yüksel Özden’in karşı cevabı.
Hükümetin uyguladığı politikaların tutarsızlığı, laik ve demokratik duruşumuzu savunmak zorunda bıraktı diyen milletvekili Ali Arslan.
Gürol Ergin ise;
Bizler için böylesine anlam içeren günlerde, halkımızı mutlu kılacak sözler yerine ne yazık ki ortam bizi alıkoyuyor.
Mevcut hükümetin izlediği politika tam bir teslimiyetçiliktir. Ülkemiz başkaları tarafından öylesine kuşatılma altında ki, Türklük şuurumuz dumura uğramış vaziyette.
Aslında her iki parlamenterin sözleri, sıradan değil.
Siyaset yapma uğruna dile getirilmiş olmaktan oldukça uzak.
İktidar kanadı ne denli aksini iddia etse de bu konuda endişe taşındığı bir realite.
Ki, bunu MHP milletvekili Metin Ergün, daha radikal bir şekilde dile getiriyor.
Cumhuriyetin en büyük projesi millet olmanın ortadan kalktığını görüyoruz. Ne yazık, hükümetin uygulamak istediği bir takım açılım projeleriyle parçalanmak noktasına sürükleniyoruz.
Oysa halk bütün olursa devlet de bütün olur. Halk parçalanırsa, federasyon ve özerklik gündeme gelir.
Sonra bugüne değin hiçbir hükümet milletin kökenine, dili ve dinine karışmadı.
Milletvekili Ergün’ün bu sözleri altında yatan temel nokta, hükümetin uygulamaya koymak istediği açılım projesinin beraberinde bir takım tehlikeler yaratacağıydı.
Aslında AKP iktidarı iyi niyetle açılım projesini gündeme getirmesine karşın değil mi ki, projeyi tüm ayrıntılarıyla halkla paylaşmadı.
Şimdi olduğu gibi beraberinde bir takım karşı çıkmaların olması kaçınılmazdı.
Nitekim Muğla CHP ve MHP Milletvekillerin, aykırı gelen sözleri, böyle bir girişimin sonucudur.
Bu sözler karşısında AKP Milletvekili Yüksel Özden, ister istemez savunma pozisyonuna geçiyor.
Bayramların amacından saptırılmak istendiğini vurgularken, bugüne değin hiçbir hükümetin el atamadığı konular adına adım atıldığını dile getirmişti.
Aynı törende dikkat çeken ilk konuşma İl Müftüsü Mustafa Kaya’ya aitti.
“Türkiye olarak sıkıntılı süreçten geçiyoruz” deyince, müftü bile böyle söylüyor diyen muhalif parti milletvekilleri, tabir yerindeyse açtı ağzını yumdu gözünü.
Sarfedilen sözler nedeniyle oldukça gerilen ortamda, en fazla sıkıntıda kalan isim vali Dr. Ahmet Altıparmak’tı.
Ev sahibi olmanın ötesinde üstlendiği sorumluluk gereği ortamı yumuşatmak istese de, düşündüklerini söylemekten çekinmedi.
Demokrasi, engin hoşgörünün sahibi bir rejim olmasına karşın, herkesin benim dediğim doğru anlayışı var. Oysa bizlere düşen görev, Türk milletinin sahip olduğu değerlere ideoloji yüklememektir.
Türkiye, böyle bir anlayış sonucu asla tasvip edilmeyen 12 Eylül 1980 öncesini yaşamıştır.
Neticede, bir kurban bayramı daha eda edilirken, iyi niyet temennileri yanında, iktidar ve muhalif milletvekillerin, kimilerine göre aşırıya kaçan sözleri, bayramların amacıyla çelişse de, içinde bulunduğumuz ortamın gözler önüne serilmesi anlamında demokrasiyle örtüşen eylemlerdir.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.