Bayrak

Bu haber 24 Haziran 2015 - 19:00 'de eklendi ve 1.139 kez görüntülendi.
Hüseyin Nizamoğluhuseyinnizamoglu@hamlegazetesi.com.tr
Nerede Kalmıştık

Bu yazı 27 Haziran 1996 günü Hamle’de çıktı. 19 yıl sonra tekrar yazıyoruz. Yorumu Okuyucunundur.

“ Devletin amblemi olan bayrağı başka ülke hakaret etmişse, harp sebebi sayılır. Aynı olayı bir şahıs veya şahıslar yapmışsa ölür. Bunu bir parti yapmışsa o partinin varlığı biter. Anayasanın himayesinde olması gereken bir siyasi partinin genel başkanı, APO cani değildir, O bir güçtür, devlettir derken, aynı salonda asılı bulunan bayrağımız sökülüp atılıyor ve yerine aynı anda APO’nun afiş halindeki resmi asılıyor. APO’nun resmini gören delegeler çılgınca alkışlayıp slogan atıyorlar. Ekranlarda bütün bu olanları seyir ediyorsunuz. Neticede tek bir kişi, bayrağı yere atan adam aranıyor. Diyor ve ardından da bulundu deniliyor. Yakalanan adamın kardeşleri MHP sempatizanı imiş bunu kendi ifadesinden anlaşılıyor. Ağabeyi inanmak istemiyor. Şayet bu haltı benim kardeşim yapmışsa onu ben yaşatmam diyor. Bu hainliğe ilk önce İzmir esnafı tepkisini gösteriyor, caddeleri bayraklarla süsleyerek, İstiklal Marşı’nı cümle alem ile okuyorlar. Ekranlardan gördüğümüz kadarı ile devlet ve özel TV’lerde yorumlar ve telkinler yapıldı. Basında bu güne kadar ki benzer olaylardan farklı tepki gösterdi. Haberlere göre Avrupa’dan bazı siyasi parti temsilcileri kongreye takip etmişler. Bunlardan Fransızlar, sonuna kadar Hadep ile beraber olacaklarmış. Demokrasi demokrasi derken, PKK meclise girdiği gibi, 1 Mayıs’larda ve her toplantılarında devleti yok farz ediyorlar. Konuşmacılar, APO’nun Kürt vatandaşlar adına mücadele verdiğini her fırsatta dile getiriyorlar. Oysa vur kaç şeklinde köyleri ve mezraları basarak, çocuk- kadın ve yaşlı Müslüman kardeşlerimizi katlettiklerini, evleri ve köyleri yaktıklarını sanki olmamış gibi tekrar etmeye devam ediyorlar. Aslında Güney Doğuda Hadep’li vatandaşlar nüfusun yüzde 10’udur. Diğerleri devletten yanadır. Bu senaryo 1961 Anayasası ile beraber ülkemize geldi ve artık yol oldu diyorum. 12 Eylül 1980 harekatı bu sebeplerden dolayı gelmiştir. O tarihlerde anarşinin başını bir öğretmen derneği olan TÖP DER çekiyordu. İkinci etkin rol işçi federasyonu olan DİSK idi. Bu derneklerden sağlıkçılar, mühendisler, barolar, talebe dernekleri, üniversite idarecileri. Devletin radyo ve TV’si ve sokağa dökülen DEVSOL, TKP gibi pek çok yıkıcı örgütleri 61 Anayasası himaye ediyordu. 24 Anayasasını kaldıranlar, yerine ikinci cumhuriyet dönemini de öğünerek söylüyorlardı. 1980 ihtilalini yapanlar, genelde ülkeyi rahatsız edenleri biliyordu, mümkün mertebe ihtiyaca göre anayasa yapmaya çalışmıştır. Ancak, 1991’den sonra gelen hükümetler tekrar 61 Anayasa’sının mucitleri gelince ihtilal kanı taşıyan paşa türü ön sıraya geliverdi. Hemen parola irtica oldu, kim kimi suçluyor karıştı. Avrupa Apo’yu savunuyor. İran altı yerde, Suriye Şam’ın merkezinde, Yunanistan ve Ermenistan resmen reklam ve eleman takviye etmektedir. Avrupa gümrük birliği masalı ile bizim iç işlerimize resmen el koymuştur. Peki, şimdi ne olacak? Siyasi partiler koltuk için iç ve dış kötü niyetlilerle ortak çalışmaktadırlar. Ülke daha güçlü iktidarlar kurmak zorundadır. 90’lı yıllarda ikinci sıkıntı Suriye ve Yunanistan yüzünden Yahudi ile antlaşma yapılmış ,elbette bu da ABD dostumuzun organizesi olmalı!..”

2002’DEN SONRA GÜÇLÜ YÖNETİM İÇİN ÇALIŞILDI

AKP iktidarı da ile bütün sıkıntıların menşei ortaya çıkmıştır. Askerler sivil idareyi emir altına almış her yanlışı yeni iktidarı öncekiler gibi yaptırmak için ne kadar yetkisi varsa kullandı. AKP iktidarı askerleri kışlasına ve esas görevine döndürmek için beş yıl adeta kefeni yanında taşıdı. Bu darbe için çalışanları hala partilerinden VEKİL seçtirenler orta yerdedir. PKK kalıntılarına sandıkta yardım eden ve onun hala emrinde olduğu anlaşılan memurlar öğrenildi. Bu çalışmalarla memnun olan açıkça Yahudiler, ikincisi Fransızlar sırıtıyor. Diğer destekçiler bu defada perde arkasındalar. Bütün bunların çaresini 1990’lardan bilen AKP iktidarı daha da güçlü bir yönetim getirmek için ülkeye hediye etmek için canı pahasına çalışmaktadır. Güçlü devlet olmanın 2 yolu var. 1. Başkanlık sistemi, 2. Dar bölge ve çift dereceli seçim. Bizim muhalefet, bütün bu kalıcı çalışmaya yalanlarla engel oldu veya olacaktı!

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
resat oztepe 25 Haziran 2015 / 20:53

Hacı Ağabeyim; Maşaallah arşiviniz ne kadar muhteşem. Taa o günlerden bu günleri görebilmek herkesin harcı değildir. Saygılarımla ellerinizden öperim.