BATI STANDARTLARINDA ÜNİVERSİTE OLMAK « Hamle Gazetesi

BATI STANDARTLARINDA ÜNİVERSİTE OLMAK

Bu haber 26 Ekim 2010 - 0:00 'de eklendi ve 655 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

1,2,3,5
derken 9 adayın yarıştığı Muğla Üniversitesi
Rektörlük seçimi, adaylardan Prof.Dr. Masnur Harmandar’ın 1.gelmesiyle
sonuçlandı.

Tabi
bundan sonrası YÖK ve Cumhurbaşkanlığına ait.

YÖK, ilk 6 sırayı alan
adaylar sayısını 3’e indirerek köşke gönderecek.

Cumhurbaşkanı Abdullah
Gül’de, aralarından birini Muğla Üniversitesi Rektörlüğüne atayacak.

Muhtemelen seçimde
1.gelen Harmandar atanacak.

Sürpriz
bir kararla bir başkası Muğla Üniversitesi rektörlüğüne atanır mı?

Sanmıyorum.

Her
ne kadar bundan önceki seçimlerde ilk sırayı alan adaylar rektör olarak
atanmadı ama bu defa başka bir ismin rektör seçileceğini tahmin etmiyorum.

Dolayısıyla
üniversitenin yeni rektörü Prof.Dr. Mansur Harmandar olacaktır.

***

Şimdi
tüm gözler yeni rektöre çevrilecek.

Acaba, kurucu rektör
Prof.Dr. Ethem Ruhi Fığlalı ile başlayan, günümüz rektörü Prof.Dr. Şener
Oktik’le devam eden çıta yükseltme trendi, yeni rektörle ivme kazanır mı?

Özellikle bilimsel
verilerin ön plana çıkardığı üniversite olma özelliğine kavuşur mu?

Kuruluşu TBMM’nin
onayından geçtiği halde, hala eğitim ve öğretime başlayamayan Tıp Fakültesi,
yeni rektörün çabaları neticesinde işlerlik kazanır mı?

Yani, bir yerde yılan
hikayesine dönen Tıp Fakültesi, en azından 2010-2011 eğitim ve öğretim yılında
ders başı yapacak mı?

Bütün
bu olmazsa olmaz koşullar ötesinde, bir başka ayrıntı var ki, yadsımak olası
değil.

O
da üniversitenin, batı standartlarında bilim yuvası haline gelmesi.

Tabi
bu sadece eğitim ve öğretimle sınırlı değil.

Üniversitenin öğretim
kadrosu, fiziki yapısı, sürdürmesi gereken her türlü etkinlikler ve de
konuşlandığı kent halkıyla bütünleşmesi.

Elbette
söz konusu kriterlerin kısa vadede işlerlik kazanması mümkün değil ama asıl
olan zamanla üniversitenin sadece Türkiye değil, dünya genelinde istim üstünde
bilim yuvası haline getirilmesidir.

Bu
nedenle, yeni atanacak rektörün işi kolay görünmüyor.

Bir kere, sağlıklı bir
eğitim verebilmenin temel şartı, öğretim kadrosunun yeterli olmasıdır.

Her
ne kadar emsallerine göre çok daha iyi bir kadroya sahip olmasına karşın,
belirlenen hedefe ulaşmada, daha da bilim insanına ihtiyaç vardır.

Bugün üniversitenin
sahip olduğu övünç kaynaklarından biri fiziki yapısı.

Fiziki yapının modern
mimarinin figürlerini taşıması.

Bu noktada mevcut rektör
Prof.Dr. Şener Oktik’in, görev süresi içerisinde gösterdiği çabalar, her türlü
takdirin üzerindedir.

O,
yapıların dış görünüşündeki estetik kadar işlevi bağlamında da çağın
gereklerine göre dizayn edilmesini sağlayan bilim insanı olarak anılacaktır.

Bütün bu tasvip ve
takdir gören gelişmeler yanında bir önemli ayrıntı var ki, harekete geçilmemesi
halinde, güzellikleri örten açmazlar olarak kalacaktır.

O da üniversite
bünyesinde sürdürülen her neviden etkinlikler ve bunların Muğla halkıyla
paylaşılması.

Üzülerek ifade etmek
gerekirse, bu durum üniversite adına bir açmaz.

Her ne kadar, son
yıllarda biraz olsun iyileşme gözlense de üniversite-halk bütünleşmenin
istenilen çizgide olduğunu söylemek, kendimizi aldatmaktır.

Yine
de, geçmişe nazaran bir derece yakınlaşma varsa, bunun tek nedeni, okul
bünyesinde mevcut yurtların yetersizliğidir.

Hal
böyle olunca, öğrenciler ister istemez kent merkezi ve civarında konuşlanan
evlerde konaklamak zorunda kaldı.

Dolayısıyla
bu durum, öğrenci-vatandaş, halk-üniversite yakınlaşmasında itici unsur oldu.

Gönül isterdi ki,
üniversite kent yakınlaşması zorunluluktan değil, her iki kesimin sıcak
yaklaşımları neticesinde istenilen düzeyde olsun.

Yeter ki yeni rektör,
üniversite-kent bütünleşmesi adına çaba göstersin.

Zira, bu tür ilişkiler,
batı standartlarında çağdaş bir eğitimin olmazsa olmaz koşuludur.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.