Batı Medeniyeti Kimden Öğrendi?

Bu haber 12 Eylül 2018 - 1:15 'de eklendi ve 918 kez görüntülendi.
İdris Koçidriskoc@hamlegazetesi.com.tr

İdris Koç

Ülkemizde kim olduğu hiç konuşulmayan Ziryab’ın hikâyesini iki hafta önce paylaşmıştım. Bu hafta da Ziryab’ın Batı medeniyetine katkılarını okuyacaksınız.

Abbasi-Endülüs rekabetinin etkisiyle Endülüs Emevi Devleti Doğu’nun sanatçı ve bilginlerine kucak açmış; böylelikle Şam ve Bağdat merkezli Doğu kültür ve medeniyetinin Batı’ya aktarılması sağlanmıştır. Endülüs’ün kucak açtığı bir Bağdatlı da Ziryab’tır.

Ziryab, zeki ve yetenek patlaması yaşayan bir kişidir. O iyi bir müzisyen, şair, astrolog, dil bilimci, hatip, moda tasarımcısı; iletişim, adab-ı muaşeret, gastronomi ve hijyen uzmanıdır.

Ziryab, müzik aletleri ve müzik formları dışında da sayısız yeniliğin mucididir. Birçok bitki ve sebzeyi, yemeği, pişirme yöntemini, baharat kullanımını, köfte yapımını, meze ve tatlı çeşidini Endülüs’e öğreten kişidir. Yemeklerin belli sıra ile sunumunu, yemeğe çorba ile başlayıp tatlı veya meyve ile bitirmeyi Endülüs’e öğreten kişidir. Günde üç öğün yeme konseptini, yemekte billur tabak ve içeceklerde cam bardak kullanımını, masada yemek yemeyi, masalara örtü sermeyi, çatak kullanımını Endülüs’e öğreten kişidir.

Ziryab, bir hijyen uzmanıdır. O çamaşırları beyazlatmak ve yağ lekelerini çıkarmak için tuz kullanmayı, diş macununa benzer bir madde ve diş fırçası ile diş temizliğini Endülüs’e öğretmiştir. Bitkilerden deodorant ve parfümler yapmıştır. Sarayın bahçesine bir hamam yapılmasına öncülük etmiş, o topluma günde iki defa yıkanmayı öğretmiştir.

Ziryab, Endülüs’e mevsime göre giyinme kültürünü de getirmiştir. Yazın pamuk ve beyaz, sonbaharda renkli ve astarlı, kışın ise kalın ve renkli elbiseler giyilmesini tavsiye etmiştir.

Ziryab, bir moda tasarımcısıdır. Saçlarını kesmeyen ve toplamayan Endülüslülere saçını taramayı, arkada toplamayı ve şekilli kesmeyi öğretmiştir. Saraya yakın bir yerde güzellik okulu açarak kadınlara cilt bakımını öğretmiştir.

Ziryab, on bin şarkıyı hafızasında tutan Doğu ve Batı müzik formlarının karışımı bir müzik formunun oluşmasına öncülük eden müzisyendir. Uda beşinci teli ilk defa o takmış, kartal tüyünden mızrap kullanmış ve “nevbe” denilen müzik tarzını geliştirmiştir. Ziryab’a göre müzikle beslenmeyen bir ruh, tıpkı güneşin olmadığı bir günbatımı gibi karanlık ve anlamsızdır. Ziryab’ın hepsi müzisyen ve sanatçı sekiz oğlu ve iki kızı vardır. Ziryab, dünyevi müziği Avrupa’ya ilk götüren kişidir. Çünkü o dönemde Avrupa müziği kilise müziğinden ibarettir.

Ziryab, tarihte ilk kez müziği bir bilim olarak ele almış ve Kurtuba’da bir müzik okulu kurmuştur. Bu okul Avrupa’nın ilk konservatuvarıdır. Bu müzik okulları modern ses eğitiminin öncülüğünü yapmış; Avrupa ülkelerinden gelen pek çok öğrenci burada müzik eğitimi almıştır. Ziryab tarafından temelleri atılan musiki ve şarkı kültürü ile bugünün Flamenko (Arapça “fellah mengu-kızgın çiftçi” demek) müziği arasında çok benzerlik vardır. Bu da Ziryab’a Flamenko’nun babası unvanını getirmiştir.

Devlet ricalinden ilgi ve destek gören Ziryab, yalnızca Bağdat’ın tecrübesini ve kültürünü Batı’ya aktarmakla kalmamış; müziği, kılık kıyafeti, adap ve usul bilgisi, icatları ve yaşantısıyla aynı zamanda Endülüs’te yeni bir hayat tarzının temellerini atmıştır. Ancak bu dönemde birçok Müslüman sanatçı ve bilim adamının bilgileri ve buluşları Batılılar tarafından çalınmış ve ülkelerinde kendileri tarafından yapılan buluşlar olarak pazarlanmıştır.

Esra Tartut, Ziryab hakkında yapılan ender çalışmalardan biri olan araştırmasını şöyle bitirmiş: “Ziryab figürü, Batı medeniyetinin Doğu medeniyetinden ne derece etkilendiğinin, etkilenmekle kalmayıp bu medeniyetin sırtında yükseldiğinin açık kanıtlarındandır. Ziryab’ın musiki alanındaki yenilikleri, bugün gitarı ve Flamenko müziğini doğurmuştur. Nevbe tarzı bugün hâlâ birçok kıtada varlığını sürdürmektedir. Günün bir saatine denk gelen makamlar ve bu makamların insan psikolojisi üzerine etkileri, enstrümanın her bir telinin belli bir huyla eşleşmesi, astrolojik unsurlar ile dünyaya ait unsurların birbirine tekabül etmesi düşüncelerinin Batı dünyasına tanıştırılmasında Ziryab’ın rolü büyüktür. Batı … birçok alanda Ziryab’ın ayak izlerine basarak yürümektedir.”

Ben Kevan ise “Endülüs Güneşi Ziryab” isimli tarihi romanını şu cümleyle bitirmiş: “İnsanlığın Rönesans tutkusu Ziryab’la doğdu ve halen devam ediyor.

Bunları öğrenince aklımı şu sorular kurcalıyor: Medeniyeti kim kimden öğrendi? Biz Batı’ya öğrettiğimiz bu medeniyeti ne zaman unuttuk? Ya da kendi tarihimize ve kültürümüze neden bu kadar yabancıyız?

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.