Baskın davasında sona doğru

Bu haber 21 Temmuz 2017 - 0:29 'de eklendi ve 751 kez görüntülendi.

Muğla 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Marmaris baskını davasında sona yaklaşıldı. Mahkeme Başkanı Emirşah Baştoğ, sanıklar ile avukatlarının tüm taleplerini delillerin yeterli olduğunu belirterek reddetti. Davada müdahil avukatların esasa ilişkin beyanlarına geçildi. Cumhurbaşkanı Avukatı Hüseyin Aydın gazetecilere “Sanıkların Fetullah Gülen’in iadesini engellemeye yönelik bir örgütsel dayanışma içinde olduğu sonucuna vardık” dedi.
Kadir Tamer
15 Temmuz darbe girişimi gecesi Marmaris’te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kaldığı otele baskın düzenlenmesine ilişkin 44’ü tutuklu 47 sanığın yargılandığı davada mahkeme heyeti ara kararını açıkladı. Muğla 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Emirşah Baştoğ, sanık ve sanık avukatlarının yeni delil, bilirkişi, olay yeri keşfi, yeni adli tıp uzmanı ve otopsi gibi yeni taleplerinin tamamını reddetti. Baştoğ, adli tıp uzmanı, balistik raporu, otopsi, deliler, kamera kayıtlarının yeterli olduğunu, yaralanma ve ölümlerin hangi silahlardan kaynaklandığının belli olduğunu ve yeteri derecede tanık dinlendiğini söyledi.
Mahkeme Başkanı Baştoğ, ara kararı açıklamasının ardından müdahil avukatlarına esasa ilişkin beyanlarını vermesi için söz vereceğini açıkladı. Duruşma müdahil avukatlarının esasa ilişkin beyanlarını vermesi ile devam etti.
Cumhurbaşkanı avukatlarından Hüseyin Aydın, gazetecilere dava süreci ve mahkemede esasa ilişkin beyanları hakkında açıklamalarda bulundu. Duruşmanın aylardır devam ettiğini kaydeden Aydın, “İlk defa bu kapsamda bizim de söz söyleme hakkımız oldu. Duruşma sırasında söylemek istediğimiz birçok şeyi usul kuralları gereği bu doğrultuda ayrıntılı söyleme imkânımız söz konusu olmadı. Yargılamanın sonundayız ve biz esas hakkındaki beyanlarımızı hazırladık ve onları arz etmeye başladık. Esas hakkındaki beyanımızda bir sistematik dahilinde esas hakkındaki beyanlarımızı sunduk. Bugün 15 Temmuz darbe girişiminin niye bir Fetullahçı darbe sayılması gerektiği üzerinde durduk. Bununla ilgili zaten yakın bir tarihte hafta başında kamuoyuna açıklanan bir Yargıtay kararı oldu. Yargıtay kararından hareketle 15 Temmuz darbe girişiminin hukuken de Fetullahçı bir darbe olduğu sonucuna vardık” dedi.
Suikast İradesi
Mahkemede sanıkların müştereken ortak olan özellikler ve hususlara değindiklerini kaydeden Aydın “Sanıkların üzerinde durdukları husus, bir kere Cumhurbaşkanına suikast suçu açısından buradaki kasıtlarının suikast iradesi değil, alıkoyma oldu yönünde açıklamaları vardı. Biz buradaki iradenin alıkoyma iradesi değil, suikast iradesi olduğunu, dosyadaki delillerle izah ettik. Başta Fetullah Gülen’den iddianamedeki sıralamaya göre her bir sanık için hangi nedenle darbe suçu işlemiştir, hangi gerekçeler ile Cumhurbaşkanına suikast suçu işlemiştir, hangi gerekçelerle örgüt üyesi sayılmalıdır onları da öğleden sonraki aşamada izah edeceğiz” diye konuştu.
Gülen’in İadesini Engellemek Adına
Sanıkların Cumhurbaşkanına suikast suçu üzerinde önemle durduklarını fark ettiklerini belirten Aydın şöyle devam etti: “Şu bizim dikkatimizi çekti. Darbe cezası itibari ile Cumhurbaşkanına suikast suçu 309, 311, 312’den yargılanıyorlar. Burada özellikle sanıkların Cumhurbaşkanına suikast suçu üzerinde önemle durduklarını fark ettik. Özellikle Fetullah Gülen’in iadesi ile ilgili bir bağlantısı var mı diye onu araştırdık. İade ile ilgili mevzuatı taradığımızda Cumhurbaşkanına suikast suçu isnat edilen bir kişinin hiçbir şekilde bulunduğu devlet tarafından bu suç siyasi suçtur gerekçesiyle iadesinin talebinin reddedilmeyeceğine dair Uluslararası sözleşmeler var. ABD ile suçluların iadesine ilişkin yaptığımız anlaşmada da bu hüküm var. Darbe suçu genelde siyasi suç olarak kabul ediliyor. Dolayısı ile Fetullah Gülen’in darbeden sorumlu olması ile ilgili devletler tarafından siyasi suç sayılıp iadesi hukuken engel görülebilir. Ama Cumhurbaşkanına suikast suçu hiçbir şekilde uluslararası anlaşmalarda ve ABD ile aramızda olan ikili anlaşmada da iade talebi hukuken reddedilemeyecek bir suçtur. Dolayısı ile sanıkların bunun üzerinde önemle durmalarını biz yine Fetullah Gülen’in iadesini engellemeye yönelik bir örgütsel dayanışma olduğu sonucuna vardık.”

Tişört krizi

Sanık Gökhan Güçlü’nün mahkemeye geldiği ‘Hero’ yazılı tişört hakkında da konuşan Aydın, ‘Bu örgüt çok dinamik bir örgüt. Mevcut koşullar ve şartlara kendini çok çabuk uyarlayabiliyor. Örgüt yapılanması, stratejisi davranış kalıpları dikkate alınarak gerekli tedbirler alınıyor. Bazen de hiç aklınıza gelmeyen bir şey de ortaya çıkabiliyor. Bu örgüt şeytani zekası olan bir örgüt. Bu olay oldu, onun üzerine bu tedbirler alındı. Ama bundan sonra da bizim hiç aklımıza gelmeyen şeytani zeka ürünü başka eylemler olamaz diyemeyiz. Bunlar olduğunda belki başka tedbirler de alınabilir. Burada örgüt ile ilgili mutlak anlamda bir öngörülebilirlik söz konusu olamıyor. Ama bu olay çok tatsız gerçekten özellikle 15 Temmuz’un hemen öncesinde millete karşı bir meydan okunması mahiyetinde. Ama böyle bir olay hayırlı bir iye de vesile olabiliyor” dedi.

 

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.