Başkent Olmanın Bedeli

Bu haber 15 Mart 2016 - 23:57 'de eklendi ve 894 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Önceki yıllarda gözlensede yakın süreçte, hatta bir yıllık zaman içerisinde 3 büyük terör eylemine maruz kalan Ankara için çok şeyler söylensede, galiba en geçerli olan “başkent olmanın bedeli” olsa gerek.

Değilse belirttiğim şekilde kısa bir süre içerisinde kanlı eylemlere muhatap olmaz.

Sonrasında bu sayıda kayıplar verilmezdi.

Her üç eylemde tahminlerin üzerinde can kaybı olduğuna göre başkaca ne söylenir!..

Aslında elbette söylenecek çok şeyler var.

Var da!

Yer ve zaman mevhumu galebe çalıyor.

Buna karşın kuşkusuz yeri geldiğinde söylenir.

Söylenecektir de…

***

Başkent olmanın bedeli derken, artan nüfustan dem vurmuyorum.

Elbette nüfus yoğunluğu etkendir.

Dolayısıyla gözardı edilemez.

Ne var ki bir o kadar önemli olan başşehir olmanın kazandırdığı konumdur.

Bir yerde ülkenin kalbi olması.

Bakıp görüldü Cumhurbaşkanlığı ve başbakanlık makamı Ankara’da.

Hükümeti teşkil eden bakanlıkların tamamı bu kentte konuşlanmış.

Yanı sıra aynı bakanlıklar bünyesinde diğer devlet birimleri.

Daha nice kurum ve kuruluşlar.

Kısaca, Türkiye’nin kalbi Ankara.

Hal  böyle olunca ister istemez tüm gözler buraya çevriliyor.

Bunun bilincinde olan art niyet sahipleri, yapacağında geri kalmadı, kalmıyorlar.

Hem de kısa sürece içerisinde.

Bir yıllık süreçte 3 önemli eylem gerçekleştirilmişse, başkaca ne söylenir!

Bu durumda farklı düşünemez ve de yorum getiremezsiniz.

Her şey ayan beyan ortada.

***

İlişkin olarak, yıllardır bu ve benzeri eylemler üzerine yorumlar yapıldığını gözlemledik.

Her kim olursa olsun, kendine göre bir açıklamada bulundu.

Oldu olmadı…

Tüm medya organları adeta sıraya girdiler.

Gün geçmedi ki yerel ulusal kanallar, buna ilişkin açık oturum, panel ve programlar düzenlediler.

Halen de sürdürülüyor.

Sonuçta birleşilen ortak nokta, ülkenin birlik ve beraberliğine yönelik eylemler olduğu.

Bir yerde, her bakımdan Türkiye’nin büyümesini istemeyenlerin beslediği art niyet.

Ve de bu yola tevessül edenlerin, dış mihraklar tarafından desteklenmeleri.

Bu kadar olsa!

Ya içimizdeki işbirlikçiler!

Onların kandırılmaları.

Sonrasında kardeşin kardeşe kurşun sıkması.

Oysa kabul edilsin edilmesin bunlar kardeştirler.

Bugün bir takım güçlerin etkisiyle aynı eylemlerin müsebbipleri olsalar da, bir gün neyin ne olduğunu anlayacaklardır.

Er veya geç içimiz ve dışımızdaki art niyetliler, neyin ne olduğunun farkına varacaklardır.

Her ne kadar, bugün için geriye ne kaldı ki!

Baksanıza yıllardır kardeşin kardeşe düşman kesilmesi sonucu nice canlar gitti.

Ne yürekler yandı.

Bu durumda birlik ve beraberlik tesis edilebilir mi? dense de.

Elbette yapılanları görmemezlikten gelmek mümkün değildir.

Ne var ki, ülkenin bekası adına, birlik ve beraberliğin tesis edilmesi adına, bir yaklaşım gösterilmeli.

Başka çıkar yol olmadığının idrakinde olarak, yıllar öncesinde, özellikle kurtuluş mücadelesinde omuz omuza düşmana nasıl karşı gelmişlerse, yine o birliktelik sağlanmalı.

Sağlanmalı ki, bizim kendimizden başka dostumuz olmadığının bilincine erilsin.

İşte o zaman ne denli yerinde hareket edildiği anlaşılacaktır.

Yok eğer tersi olursa!

Yine başkalarının etkisinde kalarak, her kesimi derinden yaralayan eylemler sürdürülürse!

Bilinmeli ki bunun kimseye bir yararı olmayacaktır.

Bu nedenle umulur ki vakit çok daha geç olmasın.

Ülkece her yönden büyüme eğilimine girilmişken, daha da ağır bedeller ödenmesin.

 

 

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.