Başkanlık

Bu haber 09 Nisan 2015 - 0:12 'de eklendi ve 1.293 kez görüntülendi.
Hüseyin Nizamoğluhuseyinnizamoglu@hamlegazetesi.com.tr
Nerede Kalmıştık

Cumhuriyet’in ilânından bugüne, ülkemizde geçirdiğimiz deneyimleri iyi değerlendirmek zorundayız. Atatürk de dahil olmak üzere doğrudan halkın seçmediği yani, meclisin seçtiği başkan ve icra kısa sürede yıpranmaktadır.

Atatürk dönemi 1931 yılına kadar altın yıllar iken çok partili hayata geçiş deneyiminin fiyasko olması ile değişti. Devletin tavanında ikilik olduğunu Celâl Bayar’ın Başbakan olmasından anlamıştık. 1938’de Atanın vefatı sonunda ordunun isteği üzerine İsmet İnönü dönemi başlamıştır. Milli Şeflik olarak takdim edilen dönem, 1943 yılına kadar cihan savaşı ile geçtiğinden tartışılmamıştır. Savaş sonu dünya iki blok haline dönünce Türkiye’nin kaderi Birleşmiş Milletler’den yana olmak zorunda idi.

Orada Marchal Planı, Amerikan yardımı ve demokratik hukuk ile çok partili döneme zorunlu olarak geçmek vardı. Bizim şeflik sistemi, 1950 yılına kadar adeta yeni uygulamanın acemiliği ile geçti denilebilir. Özellikle inançlar bakımından milletten kopan bir dönem yaşandı. 1950 seçimi çoğunluk sistemi idi. İkdidar bu defa demokratlara geçti. İlk 7 yıl çok iyi geçmesine rağmen, 3 yılı huzursuzluklarla dolu dolu geçti ve devletin memurlarına ihtilal yaptırdılar. Seçilenler idam sehpalarına lâyık görüldü. 1960 yılı ve sonrası ülkede hep huzursuzluklar devam etmiştir. 1971’de asker müdahalesi 1973 Karaoğlan-Erbakan dönemi çok kötü, 1980 azınlık Demirel çok kötü, 1980 askerler rejimi kurtarma bakımından, çok iyi ama başkanlık sistemini getirebilirlerdi, olamadı. 1983 Özal dönemi 7 yıl çok çok iyi, kalan üç yıl maslahat şeklinde geçmiştir.

1991 Demirel-İnönü dönemi çok kötü, devamla Çiller-Baykal dönemi çok kötü, Çiller- Erbakan çok kötü, 1997 Mesut Yılmaz azınlık devamla, Ecevit seçim hükümeti ve erken seçimin neticesine gelindi.

Yeni dönemde: Ecevit-Bahçeli ve Yılmaz üçlüsü zorunlu olarak getirildi. Bu devrede de MGK etkinliği devam etti. Ne kadar terslikler var ise şu günlerde yaşıyoruz. Üç lider karar veriyor.

Gurupları kabul etmiyor. Her sıkıntılı kararlarda Fazilet Partisi’nin desteği ile netice alabiliyorlar. Her karar adeta Cumhurbaşkanı ve millet tarafından kabul görmüyor. Bu şartlarda seçim yapsanız gene ortaya daha uyumsuz bir tablo çıkacaktır. Belki Ecevit bir daha olmayabilir ama bu defa sağda gene uyuşmaz kardeşler kavgası alevlenir. Diyorum, çünkü partilere yeni kafa gelmiyor. Kırk yıllık kani bunlar.

Milletle diyalog içinde olanı hangisi bilinemiyor. Mesut Yılmaz Kültür Bakanı iken anıtlar kanunu çıkarıldı. Bu kanun nasıl işliyor, neler oluyor, bunu hiç kimseye anlatamazsınız. Anıtlara takılan kim olursa olsun, hain kabul ediliyor. Bütün bunlar yıllar boyu uzayıp gidemez. İdare şekli derhal değişmeli, başkanlık sistemi gelmelidir. Siyasiler mecliste tam yetkili etkin halk ile iç içe olmalı. Başkanı ve vekilini, valileri, belediyeleri halk seçmeli, çok basit şekli ile halkoyu getirilmeli. Seçim dönemi 4 yıl olmalı, meclis en çok 300 senatörlü olmalıdır. Bakanlar kurulu en çok 20 olmalı, her bir bakanlık başbakan gibi çalışmalıdır. Savunma Bakanı askerin en yüksek sorumlusu olmalı, son sözü başkan söylemeli. Bizim halkımız başkanlık sistemine yatkındır. Atatürk’ü her siyasi parti rehber kabul etmiştir. Yaşlılarımız Osmanlı’yı unutamıyor. Hicaz’da hep Osmanlı hasreti, Balkanlarda, Kafkasya’da, Filistin’de, Tunus’ta hep Osmanlı yönetimi hasretini görüyorsunuz. Bunu kanunlarla, baskılarla kafalardan silememişler. 100 sene esaretten sonra hür olunca hemen ezanlar okunmuş, Osmanlı’ya ait hatıralar ile Atatürk’ün portresi birlikte afişe edilmiş. Aslımız, Atamız ve geleceğimiz bir bütün olmak zorundadır. Gördük ki doğrudan halkın seçeceği başkan ayrıca meclis, ayrıca valiler ve belediyeler. En zengin ülke olan Amerika örnek olmalı. (Bu yazı 4 Ocak 2001 tarihinde Hamle Gazetesi’nde yayınlanmıştır.)

Bugün 9 Nisan 2015, demek ki, 14 yıl öncede başkanlık arzu ediliyormuş. Bazılarının aleyhte olması yapmacık fikirlerdir.

Başkanlığı en samimi olarak isteyen Turgut Özal olmuştur. Daha sonraki yıllardaki olumsuzluklara aranan çare nihayet sandığa aksetmiştir.

Yıllarca 1961 Anayasası ülkeye kardeş kavgası getirdiği bilindiği halde, ancak bu seçimde seçim programına girmiştir.

7 Haziran seçimi bunun için çok önemlidir.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.