Başkanlık Sisteminin Temeli 2007 Yılında Atıldı

Bu haber 06 Nisan 2017 - 0:34 'de eklendi ve 924 kez görüntülendi.
Hüseyin Nizamoğluhuseyinnizamoglu@hamlegazetesi.com.tr
Nerede Kalmıştık

Bu yazı 24.5.2012 de yazıldı…..

2007 yılında Cumhurbaşkanlığı görev süresi dolan A. Nejdet Sezer’in makamda biraz daha kalması hesap edilerek engelleme yapılıyordu. CHP tek muhalefet partisi olarak çırpınırken, imdadına iki yerden yetiştiler.

Bunlardan birincisi Ordu komutanının E muhtırası, ikincisi ise emekli Yargıtay Başsavcısı olan Sabih Kanatoğlu’nun yaptığı akıl hocalığı idi. CHP Anayasa mahkemesine dava açtı. Meclis üçte bir mevcutla açılmakta iken, dörtte üç çoğunluk olsun istiyordu. Hesabını yapmışlar. Anayasa Mahkemesi üyelerinin ekseriyeti CHP’nin isteğini kabul edeceğini kendileri ile konuşup garanti almış oldukları sonradan anlaşıldı. Anayasa Mahkemesi acil bir kararla meclisin toplanabilmesi için (367 iştirak) gerekir denildi. Gene de CHP dışında bu rakamı bulmak mümkün olduğu halde adamlar meclise gelmedi. Sonradan öğrenildi ki Anavatan Partisi kapısına silahlı nöbetçiler dikmişler. Mehmet Ağar’ı da zararsız hale getirmişler. Velhasıl meclis toplanamadı.

Başbakan Erdoğan bu rezalete artık dayanamadı ve ilk olarak E muhtırayı veren Genel Kurmay Başkanını makamına çağırdı. Ona gereken ne ise yaptı ve salıverdi. Bir yandan AK Parti’nin kapatılması davasını Yargıtay Başsavcısı başlattı. AK Parti’yi üçlü çember içine aldıklarını sanıyorlardı.  Kendilerinin Cumhurbaşkanı adayı ‘’Özde Atatürkçü olmalı, sözde değil” demek suretiyle Atatürk’ün din düşmanı olduğu intibaını veriyorlardı. Bir yandan siyasi lider olamayan, Erkan Mumcu’ya gözdağı vererek meclise getirmiyorlar. AK Parti’nin 365 milletvekilinden Erkan Mumcu ile partiden ayrılan 21 kişi ve Abdullatif Şener ihtilal sonu Cumhurbaşkanı adayı teklifine dayanamadı, birkaç da başka sebeple eksilmişti. Buna rağmen gene de Anayasayı halkoyuna gitmeden değiştirme gücü vardı.

Başbakan bu olanları millete anlattı. “Bu sebepler bizi Anayasa değiştirmeye zorlamıştır. Cumhurbaşkanını bundan böyle halkımız seçecektir” diyerek, gereken Anayasa değişikliği yapıldı. Değişiklik yürürlüğe belirli tarihte gireceği için tatbik edilemedi. Zaten evvelce hazırlığı yapılmış olan Milletvekili seçimi devreye girdi. 22 Temmuz 2007’de yapılan Seçimde AK Parti 341 – CHP 112 – MHP 71 milletvekili çıkarmıştı. Bu netice sol tarafa büyük darbe idi. AK Parti, yeni meclis açılınca tekrardan Cumhurbaşkanı seçimini gündeme getirdi. MHP 70 oyu ile destek olunca meclis gayet rahat açıldı ve bir turda Abdullah Gül 412 oyla seçildi.

Çankaya emin ellere geçince, normal prosedür devam etti. Meclis başkanı ve Hükümet güvenoyunu aldı. Anayasa mahkemesi AK Parti’nin Devlet yardımını yarıya indirdi. Gene de aleyhte bir kararla (AK Parti irtica yuvasıdır, gözlenecek) gibi acayip kararı bile almaktan çekinmedi. Ne zamana kadar? Bir paşanın günlüğü Nokta dergisinde yayınlanıncaya kadar. Derginin matbaasını yerle bir edenlerin açıklanmasına kadar. Ergenekon zanlılarının gömdüğü askeri mühimmat ortaya çıkıncaya kadar. Suç üstü yapılan olaylar kamu oyunca duyuluncaya kadar. Cumhuriyet gazetesi bombalanıyor, Yargıtay üyesi görev başında öldürülüyor hemen bunları sağcılar yaptı diye yaygara koparıyorlar. Yer altından çıkan silahın namlusunu boru diyen, ihtilal emrine havi belgeyi kâğıt parçası, paçavra diyenlerin şimdi kendilerinin zararsız halde oldukları ortadadır. Bu olayları haklı görüp destek olanları, Millet bir şerit gibi takip etti ve gördü. Hala kimin yarın gazete köşesinde ne yazacağını hepimiz biliyoruz. Peşin hüküm var kafalarında ama kim dinliyor bunları?

Bakınız 2002 seçiminde CHP 177 milletvekili alırken, MHP barajı aşamıyor.
2007 seçiminde CHP 112, MHP 71 milletvekili çıkarıyor.

2011’de CHP 135, MHP 53 milletvekili çıkarıyor. Neden geri geri gidiyorlar bunlar?

Bu sorunun cevabı şöyle olmalı; CHP postalın gölgesinden kurtulamadı. MHP ise Anayasa referandumunda yanlış oy kullandı. MHP’nin varlığı sağ görüşlü olmasındandır. Hal böyle iken, CHP’nin peşine takılmış olması onu bu hale getirdi.

Yazımın başlığında Halk seçerse başkan olur. Meclis seçerse Cumhurbaşkanı olur demiştim. Hiçbir
Ülkede Cumhurbaşkanını halk seçmez meclis seçer. Bizde çok bilen pek çoktur. Zorladılar, mecbur ettiler ille de Cumhurbaşkanını mecliste seçtirmediler. Çoğunluk partisi, bütün baskılar, muhtıralar, Anayasa mahkemesi kararları, Yargıtay başsavcısının tehditleri yüzünden, Cumhurbaşkanı seçimini halkımıza devir etti.

Halk ilk seçimde başkan seçmek zorundadır. Bunun başka yorumu olamaz. Değişen maddelerde başkana ek yetkilerde getirilmiştir. Kim neyi tartışıyor. Başkanlık sistemi çoktan geldi. Şimdi Meclisin yapacağı sivil Anayasa’dır. Bunun üzerinde kim ne biliyorsa ortaya döksün bakalım. Yalnız şu da var; Suçlu değilse bile şaibeli olan kişileri Milletvekili seçenler; -Sizler ne biçim lidersiniz? Bu işin sonunu bizler ilk günden biliyorduk. Sizler nasıl bilmezsiniz?

Bu gün 6 Nisan 2017 olduğuna göre 10 gün sonra Başkanlık ve Anayasa referandumu yapılacaktır.

16 Nisan 2017 çok önemli bir gündür. Çünkü CHP var olmak için sandıktan çıkmaktan başka çare aramayacak. Okullar, Askerler, Hakimler, Savcılar ve diğerleri her kurum kendi bünyesinde ülke adına başarılı birer yıldız olacaklar….

Onun için oyumuz; EVET

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.