Başkaları Bu Zararı Veremezdi

Bu haber 25 Temmuz 2016 - 0:29 'de eklendi ve 880 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Genel anlamda bir realite var ki yadsımak olası değil.

Dünyada yer eden onca ülke bir araya gelse, ülkemize 15 Temmuz gecesi gözlenen zararı veremezdi.

Zira, ülkeler arasındaki her hangi bir ihtilaf durumunda dahi, uluslararası anlaşmaların müeyyideleri uygulanır.

Nasıl hareket edileceği bağlamında, bir takım kriterler belirleyici olurdu.

Bir örnekle, her hangi bir ülke, savaş sürecinde bir başka ülkeyi istila etse dahi koruyup, kollamak, dahası gözetmek durumunda olduğu yerler olmuştur.

Tüm dünyayı etkisi altına alan ve istisna teşkil eden I.ve II. Dünya Savaşları hariç, asırlar boyu süregelen savaşlarda, özellik arz eden yerlere zarar verilmemiştir.

Bu da gösteriyor ki savaşlara rağmen özellik arz ettiği için korunması gereken yerler vardır.

Bu nedenle onlara dokunmamak, zarar vermemek, aynı zamanda insan emeğine verilen saygının göstergesidir.

Dolayısıyla II. Dünya Savaşı ve istisna teşkil eden bazı muharebeler hariç, hiçbir savaşta ayrıcalıklı yapılara dokunulmaması, takdire şayan bir yaklaşım olmuştur.

Değilse, bugün dünyanın birçok yerinde herkesin haklı beğeni ve takdirini kazanan nice eserlerin hiç birinden haberdar olmazdık.

***

Hiç kuşku yok ki bu konuyu, malûm bir gerekçeye dayandırarak kaleme aldım.

Tarihte emsali çok az görülen bir aymazlık örneği üzerine.

Her halde neden dem vurmak istediğim kestirmiştir.

Zira, bunun anlaşılmayacak tarafı yoktu.

Eğer birileri, dahası sözde bizden olanlar!, demokrasiyi hiçe sayarak çeşitli eylemlere kalkışmışsa!

Çirkin emellerini gerçekleştirmek isteyenler, ülkenin başkenti Ankara’da konuşlanan TBMM, Genel Kurmay Başkanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı olmak üzere daha nice kurumlarla birlikte devletin resmi yayın organı TRT’ye ait binalar ve verici istasyonları tarumar etmişlerse!

Üstelik bunların hiçbiri bir daha kullanılamaz hale getirilmiş ise!

Bunlara ne söylenir, hangi dilde hitap edilir, şahsen kestiremiyorum.

Zira Türk olmaları bir yana insan olduklarında dahi şüpheler vardır.

Hiç kuşku yok ki başkaları, bizden olmayanlar bile bu denli zarar veremezdi.

Nasıl ki her şeye karşın II. Cihan savaşında, bazı özellik arz eden yapılara pek dokunulmamıştı.

En azından eserleri yapanlar ve onların geleceğe uzanmalarını sağlayanlara saygı göstermişlerdi.

Bizde de benzer yaklaşımlar olsun istenirdi.

Ama nerde!

Gözü dönmüşler, daha da öte ülke düşmanları, böylesine çirkin, bir o kadar asla kabul edilemez eylemlerin müsebbibi oldular.

O nedenle, yıllarca unutulmayacak elim olayların aktörleri olarak kalacaklardır.

***

Bu arada, keşke her şeye karşın sadece maddi zararla yüz yüze gelseydik!

O takdirde bir şekilde yaralar sarılır.

Kol kırılır yen içinde kalırdı.

Ya şimdi?

Fiziki bağlamda tarumar edildiğimiz gibi dünya kamuoyunda değişik gözle bakılan ülke olmaktan kurtulamayacağız!

Zaten hakkımızda binbir şüphesi olanlar için bu olay, tuzu biberi oldu.

En basitinden, yıllarca AB’ne tam üyeliğimiz için dokuz dereden su getirenler, bu kez 15 Temmuz eylemlerini öne sürecekler.

Ellerine koz verdiğimiz için demokrasimizi bir kez daha masaya yatıracaklardır.

Nasılsa onlara gün doğmuştu…

***

Yine de asıl üzüntümüz ne biliyor musunuz?

Demokrasinin tüm kuram ve kavramlarıyla uygulandığı ülke konumuna geldik dediğimiz süreçte, yeniden başa döndük.

Ne yazık ki, sil baştan oldu.

Şimdi uğraş dur.

Kendini savunmaya çalış.

Kaldı ki aksini de iddia edemezsiniz.

15 Temmuz olayları ortada.

Yok farz edilemeyeceğine göre başlangıç noktasına geldik.

***

Bütün bu olaylardan sonra bizleri asıl üzen, daha da öte kahreden ne biliyor musunuz?

Hiçbir şey olmamış gibi içimizdeki ihanet şebekelerinin Türkiye’nin konumunu sekteye uğratmaları.

Başkaların veremeyeceği zararı vermeleri.

Asıl buna kahroluyoruz.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.