BAŞKA AKYAKA YOK

Bu haber 05 Kasım 2013 - 0:00 'de eklendi ve 1.061 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Sadece ülkemiz değil dünyanın en gözde yerleşim birimlerinden birinin Muğla-Ula/Akyaka Beldesi olduğunda kimsenin şüphesi olacağını sanmıyorum.

Aksi düşünülemez.

Aynı belde tüm ihtişamıyla gözler önünde.

Yerli yabancı kim olursa olsun gözlerini alamadığı bir doğa harikası olunca, herkese düşen görev gözümüz gibi korumaktır.

Nasıl ki bize miras kaldı.

Biz de gelecek kuşaklara aktarmaktır.

Bunu yapabildiğimiz ölçüde üzerimize düşeni yerine getirmiş oluruz.

Aksi takdirde öyle bir vebal altında kalırız ki hiç kimse bunun hesabını veremez.

***

Yeri geldiğinde kaleme aldığım bu konuyu bir kez daha gündeme getirmem boşuna değil.

Öğreniyoruz ki Akyaka’da 19 bin 300 metrekarelik zeytinlik alan özelleştirme kapsamına alınıyor.

Yetmedi, imara açılıyor.

Hal böyle olunca “Akyaka Dayanışma Bileşenleri Grubu” eyleme geçiyor.

Buna başka sivil toplum kuruluşları da destek veriyor.

Onlara göre, söz konusu zeytinlik alanın imara açılması, dünya cenneti Gökova’nın bir parçası olan Akyaka’nın tahrip edilmesidir.

Aynı eyleme destek verenlerden biri Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığına adaylığını koyanlardan Musa Gökbel.

Diyor ki;

Akyaka’daki alan Zeytin Varlığını Koruma Yasası ile korunmaktadır. Dolayısıyla yapılaşmaya izin verilemez.

Yanı sıra Gökbe, Akyaka sakinlerine bir çağrıda bulunarak;

Burada konuşlanan halk, hakkını aramak adına dava açarak, bölgeye idari ve mülki tedbir kararı koydurulmasını sağlamalı.

Yapılacak planların önüne ancak bu şekilde geçilebilir.

Her halde hiç kimsenin Musa Gökbel’in altını çizdiği ayrıntıların yerinde olduğu noktasında tereddüdü yoktur.

Olamaz, sürdürülmek istenen eylem, bir dünya cenneti Akyaka için.

Bu tür muhteşem yerler, dünyanın pek az bölgesinde varlığını sürdürdüğüne göre, asıl olan korumaktır.

Ve de gelecek nesillere miras bırakmaktır.

Eğer, gelecek kuşaklardan beddua almak istemiyorsak, ne yapıp edip Akyaka’yı korumak durumundayız.

***

Aynı zeytinlik alan ve hazine arazilerinin özelleştirme kapsamına alınmasına karşı çıkan Akyaka Dayanışma Bileşenleri Grubunu harekete geçiren bir önemli nokta daha var.

Onlara göre burası, aynı zamanda Özel Çevre Koruma Bölgesinde.

Bu nedenle istendiği zaman imara açılamaz ve yapılaşma yapılamaz.

İşte bu noktadan hareket eden dayanışma grubu, önce burasının imara açılmaması için imza kampanyası başlatıyor.

Akabinde toplanan imzalar, bisikletli bir ekiple Ankara’ya götürülecek.

Akyaka Dayanışma Platformu Üyelerinin bisikletli yolculuğu Çevre ve Şehircilik Bakanlığı önünde sona erecek.

Bisikletli yolculuk boyunca, talepleri simgeleyen üç mesaj verilecek.

Zeytin, söz ve su.

Zeytin mesajında;

Zeytin alanlarının konut bölgesi olmaktan çıkarılması ve bu alanlara kamusal alan niteliği verilmesi.

Söz mesajında;

İmar yasasının halkın da planlama sürecine katılmasına imkan verilecek şekilde yeniden düzenlenmesi öngörülüyor.

Su mesajında;

TBMM gündeminde görüşülmeyi bekleyen Gökova gibi korunan alanların korkulu rüyası olan Tabiatı ve Biyo Çeşitliliği Koruma Yasasının geri çekilmesi.

Gelişmelerin seyri bununla sınırlı değil.

Aynı platformun iddiasına göre özelleştirme sürecinde iki temel hukuksuzluk söz konusu.

İlki 1994 yılında bölgenin Zeytin Koruma Yasası Kapsamında “zeytinlik” olarak tapu kaydına geçirilmesine karşın imara açılması.

Bu plan Özel Çevre Koruma Kurulu tarafından onaylanıyor.

2003 yılında ise tapu kaydının zeytinlikten arsaya dönüştürülmesi ile hukuksuz bir işlem daha gerçekleştiriliyor.

Şimdi…

Elimizi vicdanımıza koyalım ve ona göre karar verelim.

Her kim olursa olsun, iktidara sahip olsanız da, böylesine doğa harikası bir yerin betonlaşarak tahrip olmasına göz yumabilir misiniz?

Üstelik, ülkemiz dışında dünyada Akyaka fevkinde yerler sayısı çok nadir olduğu halde.

Onun için diyorum ki gelin “Akyaka’yı Kıymayalım”

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.