Basın Özgürlüğünden Can Güvenliğine

Bu haber 02 Ekim 2015 - 1:03 'de eklendi ve 1.087 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Bugün niyetim CHP’nin Seçim Bildirgesinden söz etmekti.

Hürriyet Gazetesi’nden Ahmet Hakan’a yapılan saldırı bana CHP’nin Seçim Bildirgesi’nden çok daha önemli geldi.

Basın özgürlüğü tartışılır hale gelmekle kalmayıp, can güvenliği de ortadan kalkmış ise Tekrar Genel Seçimin, CHP’nin Seçim Bildirgesi’nin ne önemi var da demek istemiyorum.

Elbette olumsuzlukların aşılması, ilkellikten kurtulmak için seçimde önemli, CHP’nin bildirgesi de önemli.

 

xx           xx           xx

Ahmet Hakan önceki gece CNN TÜRK’teki programının ardından kendisini takip edenler tarafından evinin önünde dövüldü. Kaburgaları ve boynunda kırıklar oluşmuş. Burnu kırılmış.

Artık basın özgürlüğü talebinin yanında can güvenliği talebini daha da yükseltmek gerekecek.

Kim demiş şimdi anımsamıyorum, güzel demiş;

“Sizin görüşlerinizi kabul etmiyorum. Ama düşüncelerinizi açıklayabilmeniz için canımı verebilirim.”

Demokrasi sadece seçim sandığı demek değil elbette.

Demokrasi her şeyden önce kişilik haklarına dokunmadan düşüncenin özgürce açıklanabilmesidir de…

 

xx     xx     xx

Ahmet Hakan elbette önemli bir isim.

Sadece siyasi nedenlerle değil, yazdığı yazıdan, haberden hoşlanmamış olanlar tarafından da Anadolu’nun dört bir yanından da aynı gün pek çok gazetecinin dövülmüş olabileceğini de göz ardı etmemeliyiz.

Terzi söküğünü dikemez.

Öyle sanıldığı, tıp, hukuk gibi mesleklerde olduğu gibi gazeteciler birbirlerine sahip çıkmazlar.

Acı ama gerçek: bizim sadece insanlarımız değil, meslektaşlarımız da beğenmedikleri meslektaşlarını linç etmeye başladılar!

Oysa gazeteci dediğin demokrasinin, hukukun, düşünce özgürlüğünün herkese lazım olduğunu da bilmelidir…

Gazetecisi böyle olan ülkenin siyasetçisi ve sokaktaki insanı da farklı olmuyor tabi…

 

xx   xx     xx

Ahmet Hakan uzun zamandır tehdit alıyormuş. Koruma talep etmiş, yanıt alamamış. Oysa Ahmet Hakan gibi bir ismin kendi istemese de korunması gerekir.

Tabii bu konuda “onca para kazanıyor, kendine bir koruma tutsun” da denilebilir.

Tabi korumadan anladığınız “badigard”, “fedai” değil ise…

Kaç sene oldu unuttum. Şerzan Kurt adında üniversiteli genç öldürülmüştü. Ülkemiz o zaman da provokasyona açıktı. Muğla’da sokak çatışmaları çıkabilir, bütün Türkiye’de üniversiteler karışabilirdi. MHP’lilere, Ülkücüler’e sağduyu çağrısı yapan bir yazı yazmıştım.

O yazım nedeniyle dönemin BDP ve TKP’sinin yerel temsilcileri tarafından “faşist” ilan edilip, hedef gösterilmiştim. Oturduğum daire taşlanmıştı…

Bende saf saf Muğla İl Emniyet Müdürlüğü’nden korunmamı talep etmiştim. “Kendinize özel koruma tutabilirsiniz” şeklinde yanıt verilmişti.

Yapabildiğim tek şey başıma her hangi bir şey gelmesi halinde kimlerin sorumlu olacağını belirten bir dilekçeyi savcılığa vermem olmuştu.

 

xx     xx     xx

Türkiye’de bunlar olağan şeyler.

Bir tarihte de Muğla Belediyesi’nin aynı zamanda sendikacı olan bir görevlisi (adını vermeyeyim) CNS Tesislerinde yapılan CHP gecesinde “sen başkanımızdan ne istiyorsun” diye üstüme yürümüştü.

Belki de O’nun gibi düşünmeyen üniversiteli CHP Gençlik Kolları üyesi gençler o “saldırgana” engel olmuşlardı.

Bu durumdan vazife çıkartan vandalların, magandaların, fanatiklerin, demokrasi düşmanlarının sağcısı, solcusu, sosyalisti olmuyor!

İşte bu noktada parti genel başkanından, milletvekiline, belediye başkanından, il ve ilçe yöneticisine kadar tüm politikacılara sorumluluk düşüyor.

Çünkü onların maksadı aşan sözlerini emir telakki edenler, durumdan vazife çıkaranlar oluyor.

 

xx     xx   xx

Anımsanacaktır, yakın zamanda Hürriyet Gazetesine saldırılmış camı çerçevesi indirilmişti.

O saldırıyı yapanların arasında bir de milletvekili vardı. Televizyon ekranlarına taşınan haberlerdeki görüntülerde “Bu Ahmet Hakan hiç dayak yememiş herhalde” diyordu.

Belki de muhtemelen bu sözü orada duyanlardan görev edinenler oldu, bilemiyoruz…

Yine de umut verici gelişmeler yaşanabiliyor. O milletvekili önceki gece Ahmet Hakan’ın dövülmesinin ardından bir tweet atmış. Orada şöyle demiş:

“Biz, bir gazetenin camını çerçevesini indirecek kadar çapulcu, bir gazeteciyi dövecek kadar kalleş değiliz. Ahmet Hakan’a geçmiş olsun diliyorum.”

Bu da bir şey…

 

xx   xx   xx

7 Haziran Seçiminin tekrarını 1 ay sonra 1 Kasımda yaşayacağız. Seçim bildirgesini açıklayan ilk parti CHP oldu. Sanıyorum 4 Ekim’de de AK Parti açıklayacak.

Başta da belirttiğim gibi bugün CHP’nin bildirgesini yazacaktım, ama bu yazı çıktı.

Yukarıda da belirttiğim gibi elbette 1 Kasım’da yapılacak Tekrar Genel Seçim önemli. Elbette partilerin seçim bildirgeleri de önemli.

CHP’nin seçim bildirgesinde demokrasiye, özgürlüklere ve özellikle düşünce ve ifade özgürlüğüne geniş yer verilmiş.

Umarız AK Parti, HDP, MHP ve bütün partiler seçim bildirgelerinde aynı hassasiyeti gösterirler.

Yine umarız ki bu partilerden hangisi tek başına iktidara gelirse, hangileri koalisyon olursa öncelikleri demokrasi, hak ve özgürlükler; düşünce ve ifade özgürlüğü olur.

 

xx     xx     xx

Ahmet Hakan’a önceki gece yapılan saldırı ne şahsına ne de mensubu olduğu Hürriyet Gazetesine, CNN Türk’e bir saldırı olarak algılanmamalı.

Bu saldırı doğrudan, yarım yamalak demokrasimize hak ve özgürlüklere, düşünce ve ifade özgürlüğüne yapılmış bir saldırıdır.

İster sağcı, ister solcu olalım, hiçbir bahaneye sığınmadan bu saldırıyı kınamalıyız.

Tekrarı olmaz umudu ve temennisi içinde kınıyorum…

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.