Başarıyı Cezalandırmak « Hamle Gazetesi

Başarıyı Cezalandırmak

Bu haber 13 Şubat 2018 - 23:57 'de eklendi ve 1.903 kez görüntülendi.
İdris Koçidriskoc@hamlegazetesi.com.tr

İdris KOÇ

 Ülkemizde her geçen gün, bizi gururlandıran, geleceğe dair umutlarımızı besleyen güzel şeyler oluyor. Ancak yıllar, hatta yüzyıllar geçse de değişmeyen bir hastalığımız; adı konmamış bir kural var: Başarıyı cezalandırmak…

İşine ilgisiz, sorumsuz, başarısız ve kalabalığın bir parçası olanlar her devirde problem yaşamadan ticaretini, siyasetini, işini ve yaşamını sürdürüyor; sığ koylarda gemisini sorunsuzca yüzdürüyor.

Diğer taraftan ilgili, sorumluluk sahibi, rutinin dışına çıkan, farklı bakan, değer mugla escort katan ve başarıyı yakalayan herkesin önü bir şekilde kesiliyor. Yol almak ve farklı yerler keşfetmek için biraz açılanlar, suni bir fırtınalar ile alaşağı ediliyor.

Bu cezalandırmalara tarihten ve son yüzyıldan örnekler verelim:

17.yüzyılda yaşayan Hazerfan Ahmet Çelebi’nin hikâyesinden başlayalım. Çelebi, lodoslu bir günde kanattakarak Galata Kulesi’nden Üsküdar’a uçmuş, bu uçuşuyla Türk havacılık tarihine geçmiştir. Hazerfan, Sarayburnu’ndaki köşkünden uçuşu izleyen IV. Murat tarafından bir kese altın ile ödüllendirildikten sonra Cezayir’e sürülmüş ve orada vefat etmiştir.

İkinci hikâye de IV. Murat’ın kızının doğum günü kutlamalarında barut gücüyle hareket eden bir roket ile havalanan ve yaklaşık 300 metre sonra roketten ayrılarak kanatlar sayesinde Boğaz’a iniş yapan Lagari Hasan Çelebi’nin hikâyesidir. Önce Çelebi’yi ödüllendiren IV. Murat, sonra onu Kırım’a sürer. Cezalandırılan Lagari Hasan Çelebi’nin Kırım’a attığı tohum filizlenmiş ve modern anlamda ilk roket çalışmaları bugün Kırım’ın da içinde bulunduğu Ukrayna’da başlamıştır.

Üçüncü hikâye daha dramatik. 1886’da Sivas’ta doğan, memuriyeti bırakıp ticarete atılan ve 1936’da Beşiktaş’ta ilk uçak fabrikasını kuran Nuri Demirağ’ın hikâyesi. Nu.D-38 adıyla ürettiği çift motorlu uçakla 1944 yılında İstanbul’dan Ankara’ya uçan, Yeşilköy’de arazi satın alarak uçuş pisti yapan ve Gök Okulunu açarak pilot ve mühendis yetiştiren Nuri Demirağ, ne yazık ki devlet yetkililerinden ilgi görmemiştir.

THK yetkililerinin, sipariş ettikleri 12 uçağın test uçuşlarının Eskişehir’de yapılmasında ısrarcı olması üzerine, Eskişehir’in dar pistine inmeye çalışan uçak hendeğe düşmüş ve pilot ortağı şehit olmuştur. Bu kazayı mazeret göstererek uçağın yetersizliğini iddia eden THK yetkilileri siparişleri iptal etmiştir. Bu durumu iki kez Cumhurbaşkanı İnönü’ye yazan Nuri Demirağ bir destek görememiş ve iflas etmiştir. Sonuçta Yeşilköy’deki pist ve arazi istimlak edilerek bugünkü Atatürk Havalimanı, Beşiktaş’taki fabrika da Denizcilik Müzesi yapılmıştır.

Bugün onun adı Sivas Havalimanına verilmiş olsa da o yıllarda kendi uçağını yapan ve yabancıların da sipariş için kapıda beklediği Türk uçak sanayii onarılmaz bir darbe almıştır. Meraklılara İstanbul Ticaret Odasının “Hayalleri Uçuran Adam Nuri Demirağ” isimli yayınını tavsiye ederim.

Son örnek de “Devrim”den… 1961’de Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel yerli üretim bir otomobil yapılmasını emreder. TCDD’nda çalışan 23 mühendis işe koyulur. Ancak ne hikmetse, otomobil Cumhuriyet Bayramı’na yetiştirilmeli, yani 130 günde bitirilmelidir.

Birçok engel ve talihsizlikle başeden fedakâr mühendisler verilen sürenin sonunda “Devrim”i bitirir. Ancak talihsizler ve işgüzarlar yakalarını bırakmayınca herkesin bildiği gibi “Devrim” tarihin tozlu raflarına kaldırılır. Devrim, inancın, azmin ve memleket sevdasının neleri başarabileceğinin ve başarının nasıl cezalandırıldığının en acı hikâyesidir.

“Devrim Arabaları” filminde bunu çok güzel anlatan bir sahne var. Latif, arkadaşının kendisine “Biz bu arabayı yapınca ne olur?” sorusuna verdiği cevabın bitiminde şunu söylüyor: “Türkiye’de hiçbir başarı cezasız kalmaz evlat.”

Günümüzde özellikle iş hayatında ve kurumsal ilişkilerde bu cezalandırmalar devam ediyor. Ayak oyunları, çelmeler, dedikodular, prim avcıları, cellatlar, moral bozanlar, hırslar ve keyfi uygulamalar ve cezalandırmalar…

Sözün özü, hiçbir başarı cezasız kalmıyor. İşgüzarlar, yalakalar, proje ve emek hırsızları, koltuk sevdalıları, iş değil prim yapanlar, “sahip olma”yı “insan olma”ya tercih edenler ve sahte kahramanlar; gündüz kazandıkları amortilerle akşam sefa sürmeye devam ediyor.

Ve tırpan, hep önde gidenleri, koşanları, ortalamanın üstüne çıkanları; kısaca başarıları biçiyor.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

2 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
İbrahim Devrim UZUN 14 Şubat 2018 / 12:40

Ne güzel özetlemişsiniz İdris Hocam, Çok doğru tespitler kaleminize yüreğinize sağlık

Turan YAMAN 14 Şubat 2018 / 17:48

Çok doğru bir konuyu ele almışsınız hocam. Ne yazık ki toplumunda böyle eksiklikler devam ettikçe bir çok hak eden çalışma yada kişiler yok olup, kaybolup gidecek. Kaleminize sağlık..