BARIŞI SAĞLAMANIN TAM SIRASI

Bu haber 03 Ekim 2010 - 0:00 'de eklendi ve 616 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Şu
sıra ülkemizde, yıllardır dile getirilmesinden öteye gidilemeyen iç barışı tesis etmenin tam sırası diye
düşünüyorum.

Kimler nasıl bir
yaklaşımın sahibi olsa da böyle bir ortamın yaratılmasını sağlayan, 12 Eylül
tarihinde gerçekleştirilen Anayasa Değişikliğini öngören referandum.

Daha doğrusu,
referandumda ortaya çıkan sonuç.

İktidar partisi
AKP dahil, muhalif kanatta yer alan partilerden MHP hariç, ana muhalefet
partisi CHP, çekince öne sürse de BDP, en iyi yolun uzlaşmadan geçtiği
izlenimini veriyorlar.

Özellikle
yıllardır dur durak bilmeyen, bu süreçte binlerce kişinin hayatına mal olan
terörün önlenmesi adına, konsensüs sağlanması için bir zemin oluştuğu kanaati
hakim.

Önceki süreç
hariç, referandum döneminde dahi birbirlerine söylemedik söz bırakmayan AKP
lideri Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun, 10
dakika da olsa bir araya gelmeleri, bundan sonra izlenecek yol haritası için
önemli bir adımdır.

Tabi
samimi iseler.

Aslında
bu birliktelikten en fazla memnun olan halk.

Her
ne kadar tam mutabakat sağlanmasa bile bir araya gelmeleri, vatandaş nezdinde
takdirle karşılanan bir oluşum.

Sonra, bırakın
meclis çatısını, bir başka yerde dahi birlikteliği imkan bırakmayacak tutum ve
davranış içerisine giren AKP ile BDP’nin, terörün önlenmesi yanında bazı
konuları görüşmeleri de önemli bir gelişme.

Gerçi Ana Dilde
Eğitim, Seçim Barajının Düşürülmesi, Anayasa Değişikliğinin genel seçimden önce
yapılabileceği görüşü, engel teşkil ediyor gibi görünse de bir uzlaşma yolunun
açıldığını yadsımak olası değil.

***

Ümit
ederiz ki, hazır böyle bir hava eserken, birileri oyunbozanlık edip rüzgarı
tersine çevirmez.

Vatandaşın
artık yeter dediği konuların hayata geçmesi noktasında engel teşkil eden siyasi
teşekküller olmazlar.

Değil mi ki,
vatandaş artık uzlaşma istiyor.

Ülkenin
şartlarıyla bağdaşır yeni bir anayasa taraftarı.

Onca insanımızın
hayatına mal olan terör için yeter diyor.

Öyleyse, hem
iktidar partisi hem de muhalif partiler, halkın istekleri hilafına hareket
etmemeli.

Sonra
hakları da yok.

Mademki
halk adına politika yaptıklarını iddia ediyorlar.

Bir
kez daha altını çiziyorum.

Ülkenin içinde
bulunduğu durum itibariyle, hiçbir siyasi teşekkülün “armudun sapı üzümün çöpü”
diyerek işi yokuşa sürmeye hakkı yok.

Hal böyle iken,
yine de bildiklerini okurlarsa, bilmeliler ki 2011 yılında yapılacak olan genel
seçim sonucunda hüsrana uğrayacaklardır.

İster iktidar
Partisi AKP olsun, isterse muhalefet Partileri CHP. MHP ve BDP, bu sonuçtan
kaçamayacaktır.

Ha…

Halkın
beklentileri doğrultusunda hareket ettiler.

Türkiye
adına olmazsa olmaz koşul olarak görülen hususlar için samimiyetlerini ortaya
koydular.

Bakıp
göreceğiz ki 2011 genel seçimin galibi onlar olacaktır.

***

Tekrar
tekrar altını çizmek istiyorum.

Şu
sıra ülkemizde, gözle görülür olumlu bir hava esmektedir.

Daha agrasif
tavırlar sergileyen başbakanın bu defa istenen halet-i ruhiye içerisinde
olması.

CHP lideri Kemal
Kılıçdaroğlu’nun ülke ve de halkın yararına olacak her adımda varız demesi.

Bir araya
gelmeleri düşünülmeyen BDP’nin bu defa farklı yaklaşım sergilemesi,
siyasilerden beklenen tavırlardır.

Dolayısıyla
istenen, bu havanın yerini kara bulutlara bırakmaması.

Bir kez daha
uzlaşılmaz yola girilmemesi.

Aksi halde,
partilerin genel başkanları ve de yetkili organları, ülkenin çıkarları yerine
egolarını tatmin adına yumuşayan ortamı yeniden gerginleştirirlerse, bilsinler
ki kolay kolay telafi edilemeyen vebal altına gireceklerdir.

Bu vebalin onlar
için nasıl bir son hazırlayacağını kestirmek için kâhin ve de siyaset bilimcili
olmaya gerek yok.

Mesele
bu denli sarih.

Öyleyse
buyurun diyoruz.

Halkın
daha fazla eziyet çekmesini istemiyorsanız, hazır olumlu bir hava yakalanmış
iken, beraberinde çok şeyler getiren bulutlar dağıtılmasın.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.