Barikat Çocukları Öfkeli!

Bu haber 25 Ocak 2014 - 1:38 'de eklendi ve 1.601 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

Dün kalpaksız kuvvacı Uğur Mumcu’nun 21’nci ölüm yıldönümüydü.

Bir insan kaç kere ölür ki? İnsan insansa bir kere ölür… Uğur Mumcu bir kere öldü. Katilleri nasıl yaşıyorlar bilen yok. Yaşıyorlarsa vicdanları yaşıyor mu? Yoksa vicdanları hiç mi yoktu?

Ya biz? 21 yıldır Mumcu’yu anıyoruz. Başka ne yapıyoruz? Yoksa bilmem kaçıncı yıldönümü bizim ölüm yıldönümümüz mü?!!

Hem aslında Uğur Mumcu bir yaşam biçimi değil mi…

xx        xx        xx

Neredeyse 21 yıldır da bölgemizdeki üç termik santralin işçileri ve o santrallere kömür üreten maden işçileri ayakta. Geçen zamanda emekli olanlar oldu. Kalanlar direnişe devam ediyor.

Uğur Mumcu’nun baş koyduğu yolda yürüyenlerden de emekli olanlar oldu. Kalanlar Uğur Mumcu’yu yaşam biçimleri haline getirebildiler mi?

O’nun ardından Muğla Cumhuriyet Meydanı tarihinde görebileceği en büyük kalabalığı görmüştü…

Dün o kalabalıktan eser yoktu!

21 yılda hükümetler değişti. Yenileri de kararlılar. “Santralları özelleştireceğiz” diyorlar.

Vatan özelleştirilir mi?

Santrallar vatandır. Özelleştirilemez.” diyen Yatağan’ın “barikat çocukları” direnmeye devam ediyorlar.

İşte onlar Uğur Mumcu’yu yaşam biçimi haline getirmişler.

xx        xx        xx

Uğur Mumcu 24 Ocak’ta katledilmişti.

Ne tesadüf.

Aynı gün, elde kalan termik santralar ihaleye çıkarılıyordu.

Hükümet Yatağan, Yeniköy, Kemerköy Termik Santralları ile maden işletmelerinin ve Ören Liman Alanı’nın özelleştirilmesini Nisan ayına erteledi.

Yatağan’ın barikat çocukları son bir haftadır “iş yerini terk etmeme” eylemindeydiler. Vardiyadan çıkan, santralden ayrılmıyordu. Önceki gün bir kısmı üretimde kalarak, gerisi işyerlerinden çıkıp Ankara’ya yürümeye kalktı.

24 Ocak’ta Ankara’ya yürüyüş daha önceden kararlaştırılmıştı.

xx        xx        xx

Barikat çocukları dün, yani 24 Ocak’ta, Uğur Mumcu’nun “Tam bağımsız Türkiye” dediği; özelleştirmeye karşı çıktığı için; Kemalist olduğu için; özgürlükçü olduğu için; hukukun üstünlüğünü savunduğu için; fikir ve ifade özgürlüğünü savunduğu için öldürüldüğü gün Ankara’da olacaklardı.

Olamadılar…

Muğla’dan çıkışlarına izin verilmedi.

Neden?

Sendika başkanları dün Sınırsızlık Meydanı’nda sorunun yanıtını şöyle veriyorlardı:
Korkuyorlar. Korkacaklar. Korksunlar.

xx        xx        xx

Neden korkuyorlar?

Uğur Mumcu korktukları için mi öldürüldü? Dün yapılacak olan özelleştirme ihalesi korkunun eseri olarak mı Nisan ayına ertelendi?

Evet… Ama “Hele bir şu seçimi geçirelim” demiş de olabilirler.

Ancak Yatağan’ın barikat çocukları “Bizi kandıramazsınız. Bir erteleme değil, ihalenin iptalini istiyoruz” diyorlar.

Daha önceden ilan ettikleri gibi 24 Ocak’ta Ankara’da olmak üzere 23 Ocak gecesi Yatağan’dan 35 otobüs dolusu yola çıkmaya kalkıştılar. Çıkamadılar…

Polislerle, Jandarmalarla, tomalarla geldiler, barikat çocuklarının önünde barikat oluşturdular. Emeğin ve bağımsızlığın şövalyelerinin Yatağan’dan çıkışını engellediler.

Dün Türkiye’nin dört bir yanından Ankara’ya buluşmaya gelen işçi sınıfının neferleri buluşmasına buluştular da Yatağan’ın barikat çocukları ile buluşamadılar!

Türkiye işçi sınıfı Ankara’da Toros Sokak’ta buluşurken Yatağan’ın barikat çocukları, Aydın-Kavaklıdere yol ayrımında polis, jandarma barikatını aşamayınca Muğla’ya yürüyüp, gecenin soğuğunu yiyerek, öfke içinde dün sabah Muğla Sınırsızlık Meydanı’na gelebilmişlerdi…

xx        xx        xx

Tes İş Sendikası Yatağan Şube Başkanı Fatih Erçelik ile Maden İş Sendikası Yatağan Şube Başkanı Süleyman Girgin dün Sınırsızlık Meydanı’nda barikat çocuklarına seslenirken “Ankara’ya gitmemizi engelleyerek savunma hakkımızı elimizden aldılar. Engellenmeseydik bu gün Ankara’da olacaktık ve santralların neden satılmaması gerektiğini anlatarak savunmada bulunacaktık.” diyorlardı.

Erçelik ve Girgin sözlerini şöyle sürdürdü:

Ankara’da santrallerin 76 milyonun olduğunu, bizim ekmek kapımız olduğunu anlatacaktık. Buna dahi tahammülleri yok. Korkuyorlar, korksunlar. Biz halkımızı zor durumda bırakmamak için bütün eylemlerimizde santrali çalıştırmaya devam ettik. Çünkü bu santral 76 milyon insanımızındır, bizim ekmek kapımızdır. Ama bunu acizlik olarak görenler, bundan sonra asla bizden bu şekilde bir cevap göremeyecekler, bundan sonra daha sert olacağız. Biz üretimdeki arkadaşlarımızı santralda bıraktık. Enerji üretimini devam ettirdik. Gün gelir üretimdekileri da alır gideriz. Kimse merak etmesin Nisan ayında ihalenin yapılacağı gün Ankara’dayız. O güne kadar sürprizimiz de olur. Hodri meydan.

xx        xx        xx

Santral ve maden işçilerinin Yatağan’dan çıkışların engellemek kurtuluş mu?

Uğur Mumcu’nun öldürülmesi kurtuluş muydu?

İki sendika başkanını açıklamaları açık ve net.

Bir yolunu bulup, Muğla’nın bir yerinden çıkıp beklenmedik bir anda Ankara’da olacaklardır. Aciz olmadıklarını göstereceklerdir.

Bu ülke bizim… Hepimizin…

Umarım, dilerim kimsenin burnu kanamaz…

Umarım Uğur Mumcu, Gaffar Okan boşu boşuna kendilerini kurban vermemişlerdir…

Ruhları şad olsun…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI
Erol Soğancı 25 Ocak 2014 / 04:02

30 yıldır mücadeleyi geliştirerek sürdüren, laf yerine iş üreten Yatağan direnişçilerinizi doğru şekilde değerlendirmeniz ve yakın ilginiz nedeniyle teşekkürler. Saygı ve sevgi ile. Erol Soğancı