Bankanın Enkazı Hollanda´ya Nasıl Kaydı

Bu haber 30 Mart 2017 - 1:25 'de eklendi ve 900 kez görüntülendi.
Hüseyin Nizamoğluhuseyinnizamoglu@hamlegazetesi.com.tr
Nerede Kalmıştık

Bu yazı 24 Aralık 2009’da yazıldı.

Bu konu bugün Devletin yönetim şeklinin yenilenmesi sebeplerinden biridir.

Bankaları hortumlama döneminde bazı bankalara el konuldu. Bunlardan  bazıları hatalarını düzeltebilecek durumda idi. Mesela, Yaşar Bank için İzmir’in saygın kuruluşları, iş adamları adeta seferber oldular. Bu bankanın tespit edilen aksaklıkları verilecek vadeye kadar düzelecek denildi. Bunların içinde İzmir Ticaret Odası, İzmir Sanayi Odası, İzmir Borsası ve Deniz Ticaret Odası da vardı.

Bankanın sahibi Yaşar Holding, Ülke çapında ön sıralarda istihdam sağlamış, birçok şirketleri uzun yıllar tek el durumunda idi. Diyo boya ile Pınar Süt bile tartışılmaz güvence demektir. Bunları ben söylemiyorum, Bölgenin ticaretle ilgili odalarının yayınladığı bildirilerle açıklandı. Hiç dinlemediler. Demir Bank içinde sahiplerinin iş ahlakı üzerine birçok yayınlar yapıldı. Doğrusu Eti Bank, Hisar Bank, Egebank, Ticaret Bankası gibi yekûnu sekiz banka olarak biliyorum. Bu bankaların şubeleri olan birçok yerde Emlak’ı olanlar vardı. Alacağı da vardı borcu da vardı. Elbette mudilere için Devlet kefil olduğu için hemen bir çare bulması gerekiyordu. Ama hiç ödeme imkânı olmayanlar ile Yaşar Holding gibiler neden aynı kefeye konuldu? Her neyse ki bu bankaları Oyak Banka devir ettiklerini de sevinmiştik. Bizim Ordumuz mensuplarının ortak olarak büyüttükleri bankaya devretmek en iyisi idi. Ordu olduğu için hiç kimse tersine yorum yapmıyordu. Bunu düşünen bile olmadı.

Ne zaman ki Oyak Bankası dış ülkeye satıldı, işte o zaman zihinlerde birçok tereddütler gelişmeye devam ediyor. Neden Ziraat Bankasına, Halk Bankasına veya Vakıflar Bankasına değil de Ordu mensuplarının bankasına devredildi? Bir Alman vatandaşı geliyor sahillere yakın bir köyden arsa alıp bizim inşaat firmalarına ev yaptırıyor. Bunun adı memleketi sattılar oluyor. Keban civarında  arazi kalmamış, hepsini Yahudilere peşkeş çektiler fısıltısı yayılıyor. Geçen gün basında çıktı, Almanya’nın Köln gibi büyük kentinde Cami inşa ediliyor. Caminin arsasında  evvelce Kilise olduğu da yazılıydı. Odalar birliği başkanı bir konuşmasında Almanya ya işçi olarak giden bizim Türk ve Müslümanların yarısı orada iş kurmuş. Hemşerilerimize de iş veriyorlarmış. Ne kadar güzel değil mi? Şimdi Libya, Nijerya ve birçok Afrika ve Asya ülkelerine müteahhitlerimiz gidiyor, çalışıyor ve oralarda mülk sahibi oluyor. Elbette Dış ülkelerden bize gelsinler sanayi kursunlar istihdam sağlasınlar isteriz. Bütün bunları neden gündeme getiriyoruz; yalan yazılan ve söylenenlerin, çok geçmeden aslı ortaya çıkıyor. Yalan ustaları hiç fasıla vermeden yalanlarına devam ediyorlar.

Ülkenin borç içinde olduğunu  söylüyorlar, fakat ödenmekte olan faizi söyleyemiyorlar. Ama karşı taraf yani  İktidar,  2002’de bir günlük ödenen faiz öyle yüksekti ki,  bu miktarla Ülkenin orta öğretim talebelerine bir yıllık kitap alıp dağıttık, diyor. Bu konuda niye tıs oldunuz? 1950’lerden beri Göcek Tüneli hep gündemdedir. Şimdi yapıldı ve Devlet borçlu değildir. Borçlu olan  Müteahhittir. Devlet 2002’deki gibi itibarsız değil. IMF’den para almak için verdiğiniz tavizler unutulmadı. Yunanlı tüccarlar bizden tütün alıp Avrupa’ya satıyorlar. Beş kuruşa alıyor, yüz kuruşa satıyor. Eğer 27 Mayıs  İhtilali olmasaydı 1965’de Türkiye Ortak Pazar üyesiydi. Çünkü 1959’da Müracaat edenleri biz astık. Yunanlılar eski başbakanlarını ilk seçimde getirip Cumhurbaşkanı seçtiler. Biz, Menderes’i, Fatin Rüştü Zorlu’yu ve Hasan Polatkan’ı niye astık?  Müslüman diye! Yunanlılar,  Karamanlis’i  niye asmadılar? Hristiyan diye! Peki madem öyle ise, bizim Devlet adamlarını asanların dini ne idi? 1960 yılı ile 2000 yılı arasında geçen  40 yıl var. Kırk yıl sonra bir caninin ( Abdullah Öcalan)  hayatını kurtarmak için idam  hükmünü ceza kanunundan çıkaranlar kimlerdir?

Geçmişte Amerika’ya verilen bir muhtıra olayı yaşandı. Irak işgalinde Kuzey Iraktan geçme isteği  için 1. tezkere kabul edilmiş, buna göre, İskenderun Limanı etrafına ABD harp araç ve gereçleri yüklü gemiler gelmişlerdir. İkinci izin için taleplerinin red edileceğini hiç düşünmüyorlardı ama biz red ettik. Bunun en açık izahını o günün Genel Kurmay Başkanı olan Orgeneral Hilmi Özkök  yapmıştı. Tezkerenin red edilişinin ikinci günü basına şunları söylüyordu; Bu Hükümeti yıpratmak için bilerek Güvenlik kurulunda Tezkere konusunu gündeme getirmedik. Umarım ilerde Ülkeye büyük zarar vermiş olmayalım!

Zarar geleceğini  bilerek, sırf açıkça İslam’ı yaşıyorlar diye memlekete terör belasının  birçok batı ülkesince destek görmesine sebep olunmuştur. Beş sene mücadele ederek PKK’nın bir terör örgütü olduğunu kabul  ettirebildik. Şimdi Oyak Bank’ı satarak aynı zamanda yurdun her yerindeki birçok bina, depo ve  arsa gibi gayrimenkullerinde sahibi olan  Hollanda bile, tezkerenin reddinden sonra bize vadeli sattığı küçük tankların Kuzey Irak’ta kullanılmamasını bir muhtıra ile bize bildirmiştir.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.